10. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11445
- Karar No
- 2025/10495
- Karar Tarihi
- 24.06.2025
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Sigorta Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
10. Hukuk Dairesi 2024/11445 E. , 2025/10495 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dava dosyasının kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar eş ve çocuklar vekili ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı .... ... Şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... ... Yapı İnşaat Emlak Yön. Hiz. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili müvekkillerinin murisi sigortalının iş kazası nedeniyle vefat ettiğinden bahisle asıl dava dosyasında eş için 78.208,45 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk .... için 6.460,16 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... ... için 7.316,79 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, anne için maddi 50.000,00 TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra açılan birleşen dava dosyasında eş için 1.467.364,04 TL maddi, çocuk Mustafa için 200.401,56 TL maddi, çocuk Mehmet ... için 282.310,21 TL maddi, kardeş ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ilk kararı ile iş kazasının meydana gelişinde müteveffanın %25, asıl işveren olarak nitelendirilen davalı ... ... Şirketinin %15, alt işveren olarak nitelendirilen davalı ... İnşaat Şirketinin %60 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacılar eş ve çocukların asıl dava dosyasında talep ettikleri maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 40.000,00'er TL, anne lehine 15.000,00 TL, kardeşler lehine 3.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli kararı ile kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi, hesaplamaya esas teşkil eden ücretin tespiti, davacı eşin yeniden evlenme ihtimali indirimi noktalarından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra verilen 09.11.2023 tarihli son kararda iş kazasının meydana gelişinde müteveffanın %25, asıl işveren olarak nitelendirilen davalı ... ... Şirketinin %15, alt işveren olarak nitelendirilen davalı ... İnşaat Şirketinin %60 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle asıl ve birleşen dava dosyalarında talep edilen maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli son kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli kararıyla yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar eş ve çocuklar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, dosyada yer alan diğer kusur raporları ile Mahkemece itibar edilen kusur raporu arasında açık çelişki bulunduğunu, murise kusur izafe edilmesinin yerinde olmadığını, iş kazasının meydana gelmesinde müvekkile atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının da son derece yetersiz olduğunu, hesap raporunun hatalı düzenlendiğini, müvekkilinin gerçek zararının hesaplanan tutardan çok daha fazla olduğunu, müteveffanın gerçek ücretinin raporda belirtilen ücretten yüksek olduğunu, ayrıca kusur oranı ve destekten yoksun kalma süresinin de hesaplamada hatalı şekilde dikkate alındığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davaya konu kazanın, müvekkili şirketin kusurundan değil, işçinin kendi dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarından kaynaklandığını, bu nedenle meydana gelen iş kazasında müteveffanın %100 kusurlu olduğunu ve bu durumun illiyet bağını kesmiş sayılması gerektiğini, işverenin bu şartlar altında uğranılan zararın tazmininden sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müteveffanın çalıştığı yerde güvenlik ağı zorunluluğu olsa dahi, ilgili sözleşme hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili malzemelerin temini ve bu husustaki sorumluluğun tamamen işverene ait olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, karara esas alınan bilirkişi raporlarında kusur oranlarının belirlenmesinde hangi ölçütlerin dikkate alındığının açıkça belirtilmediğini, müteveffanın ücretinin bilirkişi raporlarında hatalı şekilde tespit edildiğini, oysa asgari ücretle çalıştığının maaş bordroları, SGK kayıtları ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, bu nedenle maddi tazminat hesaplamasının da hatalı yapıldığını, yeniden evlenme oranının da yanlış belirlendiğini, daha önce verilen manevi tazminatların bu kararla birlikte iki katına çıkarılmasının ve özellikle davacı kardeşler yönünden herhangi bir araştırma yapılmaksızın tüm taleplerin kabul edilmesinin doğru olmadığını, ayrıca müvekkil şirketin 506 sayılı Kanun’un 72. maddesi uyarınca SGK’ya iş kazası ve diğer sigorta kolları kapsamında gerekli primleri ödemekte olduğunu, bu nedenle herhangi bir zararın varlığı kabul edilecekse dahi bunun, müvekkil şirketin bu primler yoluyla zaten yerine getirdiği yükümlülük kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacılar tarafından açılan ek davanın, asıl dava ıslah edilerek tam davaya dönüşmüş olmasına rağmen aynı konuya ilişkin yeniden ikame edilmesi sebebiyle derdestlik nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece bu husus değerlendirilmeden davanın belirsiz alacak davası gibi kabul edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ek dava yönünden zamanaşımı definin ileri sürülmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu hususun dikkate alınmadığını, Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli duruşmasında diğer davalı ... İnşaat vekilinin mesleki mazeretinin kabul edilmesine rağmen duruşmaya devam edilip hüküm kurulduğunu, bakiye ömür ve yeniden evlenme oranının hatalı belirlendiğini, dosyaya sunulan ilk bilirkişi raporunda iskonto oranının %10, ikinci raporda ise %5 olarak uygulandığını, iki rapordaki yıllık kazanç hesapları arasında fahiş fark bulunduğunu, birleşen dava yönünden yasal süresi içinde sunulan cevap dilekçesiyle yapılan sigorta şirketine ihbar talebinin Mahkemece değerlendirilmeden hüküm kurulmasının savunma hakkını kısıtlayıcı ve bozmayı gerektirici olduğunu, meydana gelen kazada müvekkili şirketin hukuki sorumluluğu bulunmadığını, müteveffanın müvekkili şirkette çalışmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereği çalıştırılan işçilerin her türlü giderinden diğer davalı şirketin sorumlu olduğunu, iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesi uyarınca da müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, iş yerinde gerekli tedbirlerin alındığının dosyaya sunulan bilgi ve belgelerle sabit olmasına rağmen aksinin iddia edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ... ...’ın kazada %100 kusurlu olduğunu, tanık beyanlarıyla da bu hususun teyit edildiğini, Mahkemece müteveffanın kusuru oranında tazminat taleplerinin kısmen kabulü gerekirken tüm taleplerin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmadığını, müteveffanın hesaplamaya esas alınan ücretinin yanlış hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
a)Temyiz eden taraf vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile davalıların davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin asıl dava dosyasında eş için 78.208,45 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk .... için 6.460,16 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk Mehmet ... için 7.316,79 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, anne için maddi 50.000,00 TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra açılan birleşen dava dosyasında eş için 1.467.364,04 TL maddi, çocuk ... için 200.401,56 TL maddi, çocuk Mehmet ... için 282.310,21 TL maddi, kardeş ... için 15.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 11.07.2024 tarihli kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği, temyiz kesinlik sınırının 378.290,00 TL olduğu gözetildiğinde, temyiz eden taraf vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile davalıların davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
b)Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davalı ... ... Şirketi vekilinin birleşen dava dosyasına yönelik olarak ileri sürdüğü zamanaşımı defi konusunda bir değerlendirme yapılmadığı, yine davalı ... ... Şirketi tarafından ibraz edilen ihbar dilekçesinin gereğinin yerine getirilmediği, müteveffanın ücreti tespit edilirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile meslek odasından emsal ücret araştırması yapılmadığı, ne var ki davalı ... ... şirketi tarafından aşamalarda İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karara karşı istinaf yoluna başvurulurken ilk karara esas teşkil eden ücrete yönelik bir itiraz ileri sürülmediği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce alınan hesap raporunda bakiye ömür tespit edilirken PMF tablosu kullanılmışken davacılar vekilince önceki hesap raporuna PMF tablosu yönünden bir itiraz ileri sürülmediği halde kaldırma kararından sonra alınan hesap raporunda TRH 2010 tablosu kullanıldığı, davalı şirketlerin ticaret ünvanlarının İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında eksik ve hatalı gösterildiği anlaşılmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür. Bu itibarla zamanaşımı savunması bir defi olup, ileri sürüldüğünde, şartları gerçekleşmişse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 11.01.1940 tarihli 15/70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda aynı husus "zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez." şeklinde ifade edilmiştir.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Öte yandan Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibarıyla, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün, 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.
Somut olayda davalı ... ... Şirketinin zamanaşımı def‘i ileri sürdüğü gözden kaçırılarak, bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi hatalı olduğu gibi adı geçen davalı tarafından sunulan davanın sigorta şirketine ihbarı talebini içeren dilekçesinin gereğinin yerine getirilmemesi de isabetsizdir. Bunlar yanında müteveffanın ücreti tespit edilirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile meslek odasından emsal ücret araştırması yapılmaması yerinde görülmemiş, davacılar vekilinin bakiye ömür tespitinde PMF tablosunun kullanılması yönünde bir itirazları bulunmadığı göz ardı edilerek sonradan alınan hesap raporunda TRH 2010 tablosunun kullanılması da hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; zamanaşımı defi konusunda olumlu olumsuz bir değerlendirme yapmak, davalı ... ... şirketi vekili tarafından sunulan davanın sigorta şirketine ihbarı talebini içeren dilekçesinin gereğini yerine getirmek, sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ve meslek odalarından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip gerçek ücreti tereddütsüz olarak belirlemek (davalı ... ... Şirketi tarafından aşamalarda İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karara karşı istinaf yoluna başvurulurken ilk karara esas teşkil eden ücrete yönelik bir itiraz ileri sürülmediğini gözeterek), alınacak yeni hesap raporunda bakiye ömür tespiti yapılırken PMF tablosunun kullanılması gerektiğini dikkate alarak davacıların maddi zararlarını yeniden hesaplatmak, usuli kazanılmış hakları gözeterek sonucuna göre ve davalı şirketlerin ticaret unvanlarının gerekçeli karar başlığında eksiksiz ve doğru şekilde yazılması gerektiği göz önünde bulundurmak suretiyle bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz eden taraf vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları ile davalıların davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı MİKTARDAN REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalı ... ... Yapı İnş. Eml. Yön. Hiz. Ltd. Şti. avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.