Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/120
Karar No
K. 2020/356
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2018/120 Esas
KARAR NO: 2020/356
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 20/02/2018
KARAR TARİHİ: 15/09/2020

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine davalı şirket ve yetkilisi ... tarafından sahtecilikle oluşturularak Serik ... . İcra Müdürlüğü'nün .... /...

E. Sayılı takip dosyası ile icra takibine başlanıldığını, takip konusu borca ve yetkiye Serik İcra Hukuk Mahkemesinin .../...
E. Sayılı dava dosyasında itiraz edildiğini, sahteciliğe ilişkin olarak Serik Cumhuriyet Başsavcılığının ...

/...

E. Sayılı dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, davalıların ...

yılında Serik ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /...

E. Sayılı dosyasında takip başlattıklarını, Serik İcra Hukuk Mahkemesinin ...

/...

E. Sayılı dosyasında bono arkasında bulunan imzaların ...

eli ürünü olmadığı tespit edilerek takibin durdurulduğunu, davacı ile diğer senet borçlusu ... Şti. arasında ticari veya başkaca bir ilişki bulunmadığını, oluşturulmak istenin bir senaryo olduğunu, ... ... ' nun sezonluk oda kiralama adına davacıdan imzalı bir belge aldığını, daha sonra ortadan kaybolduğunu, davaya konu belgenin de bu belgenin imzalı kısımlarının kullanılarak oluşturulduğunu, senedin ön kısmında yer alan ... ... Ltd. Şti. kaşesi ve yetkilisi ...'nun kaşe imzası basılmak suretiyle belgenin oluşturulduğunu, başka mağdurlara da ... .... kullanılmak aynı senaryoların uygulandığını, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... 'un da aynı şekilde mağdur edildiğini, Antalya ... . İcra Hukuk Mahkemesinin ... /...

E. Sayılı dosyasında aynı yöntem izlenildiğinin bilirkişi raporu ile belirlendiğini, Antalya ...

. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... /...

E. Sayılı dava dosyasının devam ettiğini, ...'nun da benzer eylemler nedeni ile Denizli ...

. Ağır Ceza Mahkemesinin ... /... E. ... /...

K. Sayılı dava dosyasında ceza aldığını, tekerrür hükümlerinin de uygulandığı Burdur ...

Ceza Mahkemesi'nin ... /.... E. ... /...

K. Sayılı dava dosyasında da ceza aldığını, takip dayanağı belgenin ıslak imzalı olmaması nedeni ile bono vasfında bulunmadığını, davalılar ile ...

Ltd. Şti. Arasında ... yılından bu yana işlemde olan icra dosyalarının bulunduğunu, takibe dayanak belgelerin arkasında yine ... Ltd. Şti. İle ... Ltd. Şti. Ve ...'nın birlikte hareket etmek suretiyle davacının kızı ... ... ve dolayısıyla davacının mağdur edilmek istendiğini, ... ... onlarca senede cirosunun alındığını, tehdit ve zorlama ile taahhütname alındığını, ceza aldırıldığını, düzmece senetler nedeni ile ödeme yapılmadığını, bu belgelerde de keşideci gözüken ... Ltd. Şti. Hakkında hiçbir işlem yapılmadığını, savcılık aşamasında çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davacının yoldan geçerken senet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... yılında faaliyeti sona eren borca batık şirketin bu şekilde senet düzenlemesi ve bunu ... yılında yapmasının mümkün olmadığını belirterek, Serik ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /...

E. Sayılı dosyasında bulunan ...

tanzim ... vade tarihli ... TL bedelli senet nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine, kötü niyetli takip yapan davalıların asıl alacak miktarının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... ... ... Ltd. Şti adına açılan davanın husumetten reddi gerektiğini, zira takip alacaklısı sıfatı bulunmadığını, borçlu ...’in ve kızı ... .... nın gizli ortağı oldukları ... ... Ltd. Şti’nin davalı şirket ile aralarındaki süregelen ticari ilişki nedeni ile davalı ...’in kızı ... ... Antalya ... . İcra Müdürlüğü ... /... , ... /... , ... /... , ... /... E. sayılı dosyalarından takibe geçildiğini, bu yapılan takipler ile ilgili ... ... hakkında taahhüdü ihlal suçundan dolayı yakalama kararlarının çıkması, babasının adına sahte imza atarak davalıyı dolandırmaya çalışması, davalının Kaçakçılık ve organize suçlar ile mücadele şubesine yapmış olduğu şikayetler, basına çıkan haberler üzerine ... tarafından bizzat ciro edilerek imzalanan ... tanzim tarihli, .... vade tarihli ... -TL bedelli senede istinaden açılan menfi tespit davası haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı ve davacının kızı ... 'nın ... Ltd. Şti.’nin gizli ortakları olduğunu, Serik Cumhuriyet Başsavcılığı ... /... Sor. sayılı dosyasındaki ifadeler anlaşılabileceğini, davacı tarafından dava dışı .... ... . Şti’nin imzalarının kaşe imza olduğu ve bu nedenle senetlerin geçersiz olduğu iddiası yasaya ve usule aykırı olduğunu,

TTK.nun 690. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı yasanın 589. maddesi uyarınca; “poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez.” hükmünün bu gerektirdiğini, davacı tarafından senet üzerindeki imzasının A4 kağıdından kopyalandığını ve ciro imza haline getirildiği iddiasının asılsız olduğunu menfi tespit davasını sahtecilik iddiasına sokmaya çalışarak teminatsız olarak tedbir alma gayreti içinde olduğunun göstergesi olduğunu, Serik Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve ... /... Sor dosyasındaki ... Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan raporda Senedin Baskı tekniği yönünden ticari faaliyetlerde kullanılan ve piyasadan kolayca temin edilen senetlerden olduğunun belirtildiğini, imzanın ... eli ürünü olduğunun belirlendiğini, ... tarafından bizzat ciro edilerek imzalanan ... tanzim tarihli, ... vade tarihli ... -TL bedelli senette dayanak alacağın faturalarla ve davalı / alacaklı vekilinin borca dayanak yerine getirdiği hizmet sözleşmeleri ile de sabit olduğunu belirterek davanın reddine, karşı tarafın %20 den aşağı olmamak kaydı ile tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA:

Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.

Serik ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçluların ... ve ... Ltd. Şti., olduğu, icra dosyasında, Serik İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih ... /... Esas ... /... Karar sayılı kararı ile Serik İcra Dairelerinin yetkisizliğine, dosyanın yetkili Antalya icra Dairelerine gönderilmesine karar verildiği, bunun üzerine dosyanın Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. numarasını aldığı görülmüştür.

Serik Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... /... E. sayılı soruşturma dosyasına sunulan ... Jandarma Kriminal Labarotuar Amirliği'nin ... tarihli raporunda özetle; alacaklısı ..., borçlusu ... ... Ltd. Şti. olan ... tanzim ve ... ödeme tarihli ... TL değerindeki imzalardan ... ... . Ltd. Şti. kaşe izinin sağ tarafında bulunan söz konusu imzaların kaşe imza olduğu, senedin arka yüzünde ... adına atfen atılı imzanın ... eli ürünü olduğu belirtilmiştir.

Serik Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... /... E. sayılı soruşturma dosyasına sunulan Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda özetle; inceleme konusu senet arka yüzünde sağ üst kenara yakın yazılmış "..." isim ve altındaki imza ile "T.C. ..." yazısının farklı fiziki evsafta kalemler ile yazıldığı, senetteki borçlu imzalarının kaşe imza olduğu, senet kenar kesimlerinin (alt - üst ve sağ kenar) forme kesim olduğu, senedin imzadan faydalanarak oluştuğunu gösterir yeterlik ve nitelikte bulgunun saptanamadığı belirtilmiştir.

Bilirkişi grafoloji uzmanı bilirkişisi ... ... , grafoloji uzmanı bilirkişisi ... ... , grafoloji uzmanı bilirkişisi ... ... ... tarihli raporlarında özetle; senedin öz yüz sol kısa kenarında bir koçandan koparıldığını, gösterir perforeler bulunması, ön yüzündeki makine yazıları ve desenlerin matbaa baskısı olması, arka yüzde 1. ciranta imzası ve üzerindeki "..." isim yazılarının elle ve kalem marifetiyle atılmış/ yazılmış olduklarına dair tespitleri ile senette her hangi bir anormallik olmadığını, senedin ön yüzündeki borçlu imzalarının kaşe olmaları, arka yakın atılmış/yazılmış olmaları "TC ..." içerikli yazıların (1. ciranta imzası ve üzerindeki isim yazıları ile aynı kalemle ve aynı anda yazılmış olmamaları nedeniyle) 1. cirantaya sonradan ilave edilmiş izlemini vermesi gibi bulgu ve tespitlerin "... yılında düzenlenmiş gözüken, ... TL bedelli" bir senette bir arada bulunmalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığının değerlendirildiği, senette 1. ciranta imzasının bulunduğu ortama taşınmış olduğuna veya imzaya senet yapıldığına ilişkin iddiaları olumlu ya da olumsuz yönde net olarak ortaya koymadığı belirtilmiştir.

Bilirkişi grafoloji uzmanı bilirkişisi ... .... , grafoloji uzmanı bilirkişisi ... ... , grafoloji uzmanı bilirkişisi ... ... 'ın ... tarihli ek raporlarında özetle; kök rapora yapılan itirazlar değerlendirilmiş ve ...'in mukayeseye yazıların ön yüzdeki yazıları kapsayacak şekilde alınmadığı, şahsa özgü tüm kriterler itibari ile değerlendirilemediği ancak incelemeye konu belgenin ön yüzünde yazıların mevcut ortak harf ve rakamların yapılandırılma tarzı itibari ile aralarında aynı elden çıktıklarını gösterir nitelikte uygunluk ve benzerliğin saptanmadığı belirtilmiştir.

Doç. Dr. ... ... ... tarihli uzman görüşünde; somut olayda husumet tevcihinde hata olmadığını, davacı tarafın menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu, senedin kambiyo vasfı taşımadığını, senedin mücerretliğinden söz etmenin mümkün olmadığını, olayın hayatın olağan akışı bakımından değerlendirme yapılması gerektiğini, ciddi sahtelik iddiaları karşısında takibin durdurulmasının gerekli olduğunu belirtmiştir.

Dr. ... ... ... tarihli uzman görüşünde; davacı lehdarın ... Ltd. Şti.'ye senet vermesinde hayatın olağan akışına aykırı bir durum bulunmadığını, senette yer alan keşideci imzasının kaşe imza olmasının keşideci ve lehdarın borçlanma iradesini etkilemediği, görünüşte el mahsulü imza vasfında olan kaşe imzanın düzenleyenin imzası şekil şartını sağladığı, imzanın şeklen mevcut olmasının şekil şartı bakımından yeterli olduğunu, bononun şeklen geçerli olduğunu, senedin bono vasfını taşıdığını, şekil şartına aykırılık iddiasının MK 2. Maddesine aykırılık teşkil edeceğini, imzaların istiklali ilkesi gereği senet bedelinden sorumlu olduğu, senette yer alan ciranta imzasının davacının eli ürünü olduğu, davacının dosya kapsamındaki delillerle imzasının başka bir yerden kopyalandığı yönündeki iddiasını kanıtlayamadığını, senedin sahte olmadığını ve senet bedelinden sorumlu olduğunun tespiti gerektiğini belirtmiştir.

Dr. ... ... ... ... tarihli uzman görüşünde özetle; transfer imza iddiasının ispat edilemediğini, davacının kaşe imza kullanıldığını bildiği halde bu senedi ciro ettiği ve daha sonra ise senedin ıslak imza ile imza edilmemiş olmasına dayanılmasının TMK 2. Maddeye aykırılık teşkil ettiğini, senedin ön yüzünün sanki ıslak imza ile imzalanmış görülmesi ve buna göre gerek düzenleyen ... Ltd. Şti. Gerekse ...'in sorumluluklarına gidilebileceği, ıslak imza gibi duran kaşe imza hususunun ... Ltd. Şti. ve ...'ya karşı ileri sürülmesinin TTK 766. Maddede hükme bağlanmış imzaların bağımsızlığı ilkesine engel teşkil edeceğini belirtmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ile davanın mahiyeti gereğince, bononun zorunlu unsurları ile Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanın kısaca açıklanmasında fayda bulunmaktadır.

Bir senedin bono sayılabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 776. maddesinde belirtilen zorunlu unsurları içermesine bağlıdır. Bu unsurları içermeyen bir senet bono sayılmaz, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 777/1. maddesi gereğince adi senet niteliğinde kabul edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 776. maddesi şöyledir; "1) Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını, içerir." Bir senedin bono hükmünde sayılabilmesi için düzenleyenin ıslah imzasını taşıması zorunludur. İmzalar ile ilgili olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778/1.i. maddesinin yollamasıyla aynı kanunun 756. maddesi gereğince bono üzerindeki beyanların el yazısı ile imza edilmesi gerektiği, el ile atılan imza yerine mekanik her hangi bir şahadetname kullanılamayacağı düzenlenmiştir. Bu bağlamda düzenleyenlerin sadece mühürlerini, parmak izlerini, kaşelerini ihtiva eden senetler noterler tarafından tasdik edilmiş olsalar dahi bono olarak kabul edilemezler (Bozer, Ali/ Göle, Celal; Kıymetli Evrak Hukuku 8. Baskı, Ankara 2018, s. 205; Öztan, Fırat; Kıymetli Evrak Hukuku 23. Baskı, Ankara 2019, s. 210). İmza mutlaka el ile atılmalıdır, bir alet veya matbu biçimde, yani imzanın matbaada basılmak suretiyle atılması geçerli değildir (Eriş, Gönen; Açıklamalı İçtihatlı Türk Ticaret Kanunu 2. Baskı C. III, Ankara 2010, s. 3660). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 756. maddesi şöyledir; "(1) Poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerekir. (2) El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz." İmzaya ilişkin bir başka düzenleme içeren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 15. maddesi şöyledir; "İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli elektronik imza da, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur. İmzanın el yazısı dışında bir araçla atılması, ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır.(Değişik fıkra: 13/2/2011-6111/213 md.) Görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir." İmza yerine geçen işaretler de yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 16. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; "İmza atamayanlar, imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilirler. Kambiyo senetlerine ilişkin hükümler saklıdır." bu halde dahi kambiyo senetlerine ilişkin düzenlemelerin saklı olduğu açıkça düzenlemiştir. Bono, düzenleyenin ıslak imzasını içermesi gerekir, kaşe imza taşıyan senet kambiyo senet vasfında değildir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 19/03/2014 tarih 2014/5668E. 2014/7888K. sayılı kararında; "...borçluların imzalarının kaşe imzalar olduğu anlaşılmaktadır. Borçluların elinden çıkmış ıslak imza bulunmaması nedeniyle yukarıda açıklanan imza unsurunu içermeyen takip konusu bono, kambiyo senedi vasfını taşımamaktadır..." denilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2007 tarih 2005/14912E. 2007/3112K. sayılı kararında; "...Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, senetteki imzanın kaşe imza olması nedeniyle kambiyo senedi vasfında sayılamayacağı, bu nedenle ciro yolu ile devrinin mümkün olmadığı, davacının ancak aradaki temel ilişkiye dayanarak kendisinden önceki cirantaya yönelebileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir... usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." denilmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2016 tarih 2016/10606E. 2016/13343K. sayılı kararında; "...keşideci-borçlunun imzalarının kaşe imzalar olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, senette yer alan kaşe imzanın borçlunun elinden çıkmış ıslak imza olmaması nedeniyle, yukarıda açıklanan imza unsurunu içermeyen takip konusu senet, kambiyo senedi vasfını haiz bono niteliğinde değildir..." denilmiştir (aynı mahiyette Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2014 2014/25446E. 2014/31165K. sayılı kararı).

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 20/02/2020 tarih 2019/1332E. 2020/282K. sayılı kararında; "...senette yer alan kaşe imzanın borçlunun elinden çıkmış ıslak imza olmaması nedeniyle, yukarıda açıklanan imza unsurunu içermeyen takip konusu senet, kambiyo senedi vasfını haiz bono niteliğinde olmadığından" denilmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2017 tarih 2016/14311E. 2017/3917K. sayılı kararında; "...zorunlu unsurda eksiklik sebebiyle kambiyo senedi vasfını taşımadığından, bu senet nedeniyle mutlak ticari dava niteliği ile Ticaret mahkemesinde dava açılması imkanı bulunmamaktadır..." denilmiştir.

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2019 tarih 2019/137E. 2019/144K. sayılı kararında; "...Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen zorunlu unsurları taşımadığından kambiyo senedi niteliğinde değildir.

Uyuşmazlık; kambiyo senedi niteliği taşımayan belgeden kaynaklandığı gibi aradaki temel ilişki de ticari ilişki değildir. Bu hale göre uyuşmazlığı çözmekte görevli mahkeme; Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu..." denilmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı).

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir.

Davamıza gelince; davacı lehtar/ciranta olarak gözüktüğü Serik ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı dosyasında bulunan ... tanzim ... vade tarihli ... TL bedelli senet nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Takibe dayanak belgenin keşideci kısmında yer alan imzanın "kaşe imza" olduğu, Serik Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... /... E sayılı dosyasına rapor sunan ... Jandarma Kriminal Labarotuar Amirliği'nin ... tarihli raporunda, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda ve mahkememize sunulan bilirkişi grafoloji uzmanı bilirkişisi ... ... , grafoloji uzmanı bilirkişisi .... ... , grafoloji uzmanı bilirkişisi ... ... ... tarihli raporlarında ortaya konulmuştur. Bir senedin bono sayılabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 776. maddesinde belirtilen zorunlu unsurları içermesine bağlıdır. Bu unsurları içermeyen bir senet bono sayılmaz, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 777/1. maddesi gereğince adi senet niteliğinde kabul edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778/1.i. maddesinin yollamasıyla aynı kanunun 756. maddesi gereğince bono üzerindeki beyanların el yazısı ile imza edilmesi gerekir, el ile atılan imza yerine mekanik her hangi bir şahadetname kullanılamaz. Bono, düzenleyenin ıslak imzasını içermesi gerekir, kaşe imza taşıyan senet kambiyo senet vasfında değildir. Davacı gerçek kişi takip dayanağı belgenin sahtecilik yoluyla üretildiğini, taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, davalı taraf ise davacının kızı ... hakkında taahhüdü ihlal suçundan dolayı yakalama kararlarının çıkması, babasının adına sahte imza atarak davalıyı dolandırmaya çalışması, davalının Kaçakçılık ve Organize Suçlar ile Mücadele Şubesine yapmış olduğu şikayetler, basına çıkan haberler üzerine ... tarafından bizzat ciro edilerek verildiğini iddia etmektedir. Davacı ve davalı gerçek kişinin tacir olduğu ve ticari iş nedeni ile takip dayanağı belgenin verildiğinin iddia edilip savunulmadığı, bunun sonucu olarak davanın mutlak ve nispi ticari dava niteliği bulunmadığı, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE,

2.Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

4.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine,

5.Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacı ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/09/2020 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.