Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, T. 26.11.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Karar Tarihi
26.11.2025
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:

T.C.

KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: Esas
KARAR NO:
VEKİLİ: Av.
VEKİLLERİ: Av.

Av.

Av.

Av.

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 31/05/2023
KARAR TARİHİ: 26/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 26/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;DAVALI-BORÇLUNUN İCRA DAİRESİNİN YETKİSİNE İLİŞKİN İTİRAZInın HUKUKİ MESNET VE DAYANKATAN YOKSUN olduğunu, davaya konu hasarın oluşmasına neden olan sprinklerin davalı/borçlu tarafından üretilmekte olduğunu, yine dosya içerisinde yer alan ve davalı-borçlu tarafından verilmiş 14/03/2022 tarihli yazıda davalı-borçlu "Okula montajını yapmış olduğumuz sprikler, mekanın soğuk olması nedeniyle donmaktan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerinize sunarız" denilerek söz konusu spriklerin montajının davalı-borçlu tarafından yapıldığını davalı-borçlu kendisi ikrar ettiğini, söz konusu beyandan işin ifa yerinin spriklerin montajının yapıldığı yer olan "Kayseri" olduğu açıkça anlaşılmakta olduğunu, davalı-borçlu üretici olduğundan ve üreticinin arada sözleşme olmasa dahi hukuken haksız fiil hükümlerine göre sorumluluğu bulunduğundan icra takibine ve davaya haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zarar görenin yerleşim yeri olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olduğunu, Sprinkler davalı-borçludan satın alındığından ve montaj davalı-borçlu tarafından gerçekleştirildiğinden sözleşmenin ifa edildiği yer olan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olduğunu, yine para borçları götürülecek borçlardan olduğundan ve davacının sigortalısı Kayseri'de bulunduğundan "Kayseri" icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olacağını, dolayısıyla Kayseri icra daireleri ve mahkemeleri birden fazla yetki kuralı çerçevesinde yetkili olduğunu, bu nedenle de davalı-borçlunun yetki itirazı açıkça hukuki mesnet ve dayanaktan yoksun olup reddi gerekmekte olduğunu, bu kapsamda, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 29/01/2007 tarih ve E.2005/14074, K. 2007/1037 sayılı ilamının, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 30/06/2021 tarih ve E. 2020/5083, K. 2021/5398 sayılı ilamının, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 09/01/2014 tarih ve E. 2013/10046 , K. 2014/362 sayılı ilamının, YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'nin 25/05/2021 tarih ve E. 2021/1274 , K. 2021/4387 sayılı ilamının, YARGITAY 17.HUKUK DAİRESİ'nin 26/09/2013 tarih ve E. 2013/13651 , K. 2013/12913 sayılı ilamının, YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ'nin 12/10/2016 tarih ve E. 2016/15890 , K. 2016/18382 sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu su baskınının meydana geldiği işyeri için ... İşletmeleri Ve Tekstil San. Tic. A.Ş. tarafından davacı şirkete ... poliçe numarası ile "Birleşik Ürün Sigorta Poliçesi" yaptırılmış olduğunu, sigortalıya ait iş yerine davalı-borçlu tarafından üretilen-satılan ve yine montajı davalı-borçlu tarafından yapılan yangın söndürme sistemi yapılmış olduğunu, eksperin, firma yetkilileri ile yapmış olduğu görüşme neticesinde yangın söndürme sisteminin 31/08/2021 tarihinde ... Gayrimenkul A.Ş. Tarafından satın alındığı ve montajının davalı-borçlu tarafından yapıldığı öğrenilmiş olduğunu, 28/04/2022 tarihli eksper raporunda anlatıldığı şekliyle dava konusu hasar; "Sigortalı işletme beyanıdır. Aynen aktarılmıştır. -Hoca Ahmet Yesevi Mah. Mustafa Kemal Paşa Bulvarı Gedikli Sok. ..., 3805 Kocasinan-Kayseri adresindeki eğitim kurumumuzda 30/01/2022 günü saat 17:05 sularında sprinkler patlaması sonucu hasar meydana gelmiştir. Hasar tespit edilir edilmez gerekli önlemler güvenlik personelimizce alınmış olup sonrasında idari yetkililere bilgi verilmiştir. Hasar neticesinde zemin katta bulunan idari işler odası, veli görüşme odası, muhasebe odası ve yönetici asistanı, eksi birinci katta bulunan bilgisayar odası ile satranç odası ve fen bilgisi laboratuvarının, eksi ikinci katta spor salonu koridorlar ve duvarlarının etkilendiği tespit edilmiştir. Meydana gelen hasarımızın sigorta poliçemizden karşılanması için gereğinin yapılmasını rica ederiz." şeklinde meydana gelmiş olduğunu, su baskınının sprinkterden su siyareti neticesinde meydana geldiği tespit edilir edilmez sigortalı tarafından davalı-borçluya durum bildirilmiş ve davalı-borçlu 14/03/2022 tarihli yazı ile "Okula montajını yapmış olduğumuz sprikler, mekanın soğuk olması nedeniyle donmaktan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerinize sunarız" şeklinde cevap vermiş olduğunu, oysa söz konusu hasarın meydana gelme sebebi eksper raporuna göre; davalı-borçlunun üreticisi olduğu sprinkterin hatalı üretilmesi veya montajının hatalı yapılması olduğunu, her ne kadar davalı-borçlu dava sigortalı şirkete vermiş olduğu cevapta ; söz konusu olayın mekanın soğuk olması sprinkterin donması nedeniyle meydana geldiğini iddia etmişse de bu iddiası mesnet ve dayanaktan yoksun olduğunu, zira su baskının olduğu tarihte sigortalı iş yeri faaliyettedir ve ısınma sistemi çalışmakta olduğunu, Sprinkterin patladığı yer icra kurulu başkanının odası olup ısıtılmadığının düşünülemeyeceğini, yine tüm okulda aynı sitemin kurulu olduğu ve sprinkterlerden sadece birinin problem çıkarttığı düşünüldüğünde bu iddianın gerçeği yansıtmadığı da açıkça ortada olduğunu, şayet bir donma söz konusu olsa idi tüm sprinkterlerin donması gerekeceğini, tüm bu hususlar davalı-borçlunun iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davacı sigortalı iş yerinde spintkterin patlaması neticesinde dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları eksper raporunda ayrıntısı yazılı olan nitelikte ve miktarda hasar meydana gelmiş olduğunu, davacı şirket tarafından sigortalısına iş yerinde meydana gelen hasar nedeniyle 23/05/2022 tarihinde 70.434,90 TL ödeme yapıldığını, davalı zararın oluşmasına sebep olduğundan zarardan sorumlu olup davacı tarafından yapılan ödemeyi faiziyle birlikte davacıya iade etmekle yükümlü olduğunu, TTK.nın Halefiyet başlıklı md. 1472’nin dikkate alınması gerektiğini, ilgili düzenleme ile sigorta şirketine, ödediği rakamı sorumlulara rücu etme imkânı tanımış olduğunu, zarara sebep olan kimseye karşı sigortalının haiz olduğu tazminat talep hakkı, ödediği oranda sigortacıya geçmekte olduğunu, davalı-borçluya yapılan ihtara rağmen davalı/borçlu, davacı şirketin zararını gidermediğini, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesinin ...

E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, Davalı/borçlu takibe itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, Davalı/borçlunun davacı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, Davalı-borçlunun itirazı ile takip durmuş ve davacının alacağına kavuşması engellenmiş olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde de davalı/borçlunun borcu ödemeyi kabul etmediğini, bu nedenlerle de yapılan itiraz tamamen kötüniyetli ve haksız olup davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekli olduğunu, İİK.'nun 67/2’nin dikkate alınması ile YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ'nin 06.07.2004 tarih ve 2004/3627 E., 2004/10843 K. Sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini belirterek, fazlaya Dair Hakları Saklı Kalmak Kaydıyla; Davalı-Borçlunun İcra Dosyasına Yaptığı Yetki İtirazının Reddine, Davalı-Borçlunun Kayseri Genel İcra Dairesinin ...

E. Sayılı Dosyasına Yapmış Olduğu İtirazın İptali ile Takibin Kaldığı Yerden Devamına, Davalı-Borçlunun % 20 den Aşağı Olmamak Üzere davacıya İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı Ödemesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre alacaklının, takip talebine eklemediği belgelere dayanarak itirazın iptali talep edemeyeceğini, huzurdaki olayda davacı, takip talebinde alacağın sebebini açıklamadığı gibi takip talebine herhangi bir belge de eklememiş olduğunu, bu itibarla, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olmasının bir gereği olarak huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmekte olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 tarih ve 2011/19617 E., 2011/749 K. Sayılı içtihadının, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2018 tarih ve 2016/17466 E., 2018/2414 K. Sayılı içtihadının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2020 tarih ve 2020/1663 E., 2020/102 K. Sayılı içtihadının dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibinde, alacağın sebebi açıklanmadığı gibi takip talebine herhangi bir belge de eklenmemiş olduğunu, davacının takip talebinde alacağın sebebini açıklamamış, ilgisiz bir takım belgeleri sıralamış ve fakat sıraladığı bu belgeleri ise takip talebine eklememiş olduğunu, tüm bu hususların, icra dosyası ile tartışmasız bir biçimde sabit olduğunu, üstelik, davacının takip talebinde sıraladığı ve fakat takip talebine eklemediği belgelerin bir kısmının ise huzurdaki olayla en ufak bir ilgisi olmadığını, Örneğin, "trafik kayıtları ve kaza tespit tutanağı"nın huzurdaki olayla nasıl bir ilgisi olacağını, anlaşılmaktadır ki davacı, önüne gelen her olayda, ezbere bir biçimde aynı matbu ifadeler ile icra takibi başlatmakta ve karşı tarafın takibe itiraz etmemesini ummakta olduğunu, hal böyle olunca, yukarıda atıf ve alıntı yapılan Yargıtay içtihatları uyarınca, itirazın iptali davasında davacı tarafından sunulan yeni delillere itibar edilmeksizin huzurdaki davanın reddine karar verilmesi lazım gelmekte olduğunu, İcra Dairesi yetkisiz olduğu için huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Mahkemenin icra dairesinin yetkisiz olduğuna kanaat getirmesi halinde, bakmakta olduğu itirazın iptali davasını başkaca bir inceleme yapmadan “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddetmesi gerekmekte olduğunu, bu kapsamda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nın 04.07.2019 tarih, 2017/15-261 E., 2019/854 K. sayılı içtihadının dikkate alınması gerektiğini, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu yürürlüğe girmeden önce, üretici ile doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmaması durumunda, ticari satışlarda doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilip gidilemeyeceği tartışmalı olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, doğrudan üreticinin sorumluluğa gidilemeyeceğini, ayıp hükümlerine dayanılarak satıcının sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini içtihat etmekte olduğunu, buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, haksız fiil hükümleri gereği doğrudan üreticinin sorumluluğuna gidilebileceğini içtihat etmekte olduğunu, bu ve başkaca içtihat farklılıklarının giderilmesi ve diğer sebeplerden dolayı 11 Hukuk Dairesi ile 19. Hukuk Dairesi birleştirildiğini, bu arada, 7223 sayılı Kanun yürürlüğe girdi ve söz konusu Kanunun 6. maddesinde üreticinin sorumluluğu düzenlenmiş olduğunu, yani, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, üretici ile sözleşmesel bir ilişki bulunmasa dahi, ürünün sebep olduğu zararlar nedeniyle üreticinin sorumluluğuna gidilebileceği yasal olarak düzenlenmiş olduğunu, demek oluyor ki, 7223 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, üreticinin sorumluluğu yasal zemine kavuşmuş olduğunu, nitekim, bu hususların davacının dava dilekçesinde atıf yaptığı 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında da açıklanmış olduğunu, davalı şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki olmadığını, yani davalı şirket, satıcı veya montajcı olmadığını, Davacıya servis de vermediğini, davalı şirket sadece ürünü üreten firma olduğunu, yine dilekçe açıklandığı üzere, davacının davalı şirket aleyhine dava ikame etmesinin sebebi 7223 sayılı kanunun 6. Maddesi olduğunu daha doğru bir ifade davacı, 7223 sayılı yasanın 6. maddesine dayanarak davalı şirket aleyhine dava ikame ettiğini, dolayısıyla, huzurdaki davada "yetkili icra dairesi" nin belirlenmesinde haksız fiile göre yorum yapılamayacağını, zira, 7223 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile yorum yoluyla haksız fiile başvurma olanağı kalmadığını, yine huzurdaki olayda, sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesine başvurma olanağı da olmadığını, zira, davalı şirket ile davacının sigortalısı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki de olmadığını, keza, huzurdaki olayda para borcu kavramına da gidilemeyeceğini, zira, huzurdaki olayda "alım satım" veya "ariyet" gibi para borcu doğuracak bir ilişki söz konusu olmadığını, huzurdaki olayın konusu, zarar iddiasına dayalı tazminat olduğunu, yani davacı, zararın tazminini talep etmekte olduğunu, bu itibarla, huzurdaki olayda icra dairesi yetkisiz olduğu gibi mahkemenin de yetkisiz olduğunu, dolayısıyla, huzurdaki davanın başkaca bir inceleme yapılmaksızın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davada HMK'nın 329. Maddesinin uygulanması zorunluluk arz etmekte olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 12.11.2001 tarih, 4329/10989 sayılı içtihadının, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 05.06.2012 tarih, 2012/5389 E, 2012/19170 K sayılı içtihadının dikkate alınması gerektiğini, davacının, gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden "belge tahrif etmiş" ve davalı şirketin ürün montajı yaptığını iddia etmiş olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde davacının temelde bir iddiası bulunmakta olduğunu, bu iddia, meydana gelen olayın "ya ürünün üretim hatasından" ya da "ürünün montaj" hatasından kaynaklandığı iddiası olduğunu, işte davacı dava dilekçesinde, ürünün montajının davalı şirket tarafından yapıldığını ve bu hususun davalı şirket tarafından yazılı olarak ikrar edildiğini iddia etmekte olduğunu, oysa ki, bizzat davacı tarafından sunulan yazılı belge ile sabit olduğu üzere, ürünün montajı davalı şirket tarafından yapılmadığını, davacı ve eksperi, ya okuduklarını anlamada zaafiyet içerisindedir, ya da bile isteye gerçek dışında beyanda bulunmakta olduklarını, görüldüğü üzere metinde "okula montajını yapmış olduğunuz" ibaresi yazmakta olduğunu, yapmış olduğumuz yazmadığını, hal böyle iken, davacının gerçeğin ortaya çıkmasından hiç endişe etmeden ve tabiri caiz ise gözümüzün içine baka baka gerçek dışında beyanda bulunmasını ve söz konusu yazıda "yapmış olduğumuz" ibaresinin yazdığını iddia etmesi anlaşılır olmadığını, davalı şirketin ürünün sadece üreticisi olduğunu, davacının sigortalısını tanımadığını, Ürünün montajını da davalı şirket yapmadığını, davalı şirketin montaj faaliyeti de olmadığını, davacının sigortalısı, davalı şirkete haricen ulaşarak ürünün patladığını ve üretici olarak sebebinin araştırılmasını talep etmiş ve patlayan ürünün test edilmesini teminen ürünü davalı şirkete göndermiş olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan analiz ve testler sonucunda, davacının sigortalısı tarafından montajı yapılmış ürünün "donmadan kaynaklı olarak patlamış olabileceği" sonucuna ulaşılmış ve bu durum davalının sigortalısına yazı ile bildirilmiş olduğunu, söz konusu yazıda aynen: "Okula montajını yapmış olduğuNUZ siprinkler, mekanın soğuk olması nedeniyle donmadan kaynaklı patlamıştır. Bilgilerine sunarız" ifadelerine yer verildiğini, davalı şirket tarafından verilen yazı davacı tarafından dosyaya sunulmuş olduğunu, hal böyle iken davacının eksperi ve davacı, her halde okumakta zorluk yaşıyor olsalar gerek, yazıdaki "olduğunuz" ibaresinin "olduğumuz" şeklinde takdim etmekte olduklarını, yani, gözümüzün içine baka baka yazıyı tahrif etmekte ve Mahkemeyi aldatma gayretine girmekte olduklarını, yangın söndürme siprinkerinin patlamaması için, mekanın belli bir sıcaklıkta olmasının zorunlu olduğunu, bu husus, suyun sıfırın altında donması ile alakalı olduğunu, davacının sigortalısı tarafından davalı şirkete gönderilen ürün üzerinde yapılan test ve analizlerde, ürünün donmadan dolayı patlamış olabileceği sonucuna ulaşılmış e bu durum yazı ile davacının sigortalısına da bildirilmiş olduğunu, yani, ürünün patlamasının muhtemel sebebi davacının sigortalı olduğunu, hal böyle iken, patlamanın %50 ihtimal ile montaj hatasından patladığı ve montajı da davalı şirketin yaptığı (ki, montaj davalı şirket tarafından yapılmamıştır) iddiası ile davalı şirket aleyhine dava ikame edilmesi komik olduğunu, dava dilekçesine dayanak yapılan eksper raporunda, üretim hatası tespit edilmediğini, sadece, alelade bir mantıkla "ya montajdan" ya "üretimden" denilmiş olduğunu, başlı başına bu husus dahi, davanın ispat edilemediğini kanıtlamaya yetmekte olduğunu, davacının, huzurdaki davayı kendi eksperinin hazırladığı rapora dayandırmış olduğunu, davacının eksperi tarafından hazırlanan raporda, en ufak bir bilimsel analiz yapılmaksızın sadece alelalde mantık yürütülerek meydana gelen patlama olayının "ya üretimdeki hatadan" ya da "montaj hatasından" kaynaklandığı belirtilmiş olduğunu, hiç bir bilimsel veriye ve teknik inceleme dayalı olmayan bu rapora itibar edilemeyeceği bila şek vela şüphe olduğunu, durum bu olmakla birlikte, davacının davasının dayanağı yaptığı eksper raporu bile davanın ispat edilemediğini kanıtlama yetmekte olduğunu, zira, eksper raporuna göre 2 ihtimal vardır : "ya üretim hatası - %50" ya da "montaj hatası- %50". Dolayısıyla, böyle bir senaryoda üretim hatası bulunduğunu söyleme olanağı olmadığını, Montajın davacının sigortalısı tarafından yapıldığı sabit olduğuna göre, bizzat davacının delillerine göre davanın reddi gerektiğini, zira, bizzat davacının deliline göre meydana gelen patlamanın montaj hatasından kaynaklanması da aynı oranda ihtimal dahilinde olduğunu, davacının eksperi okuduğunu anlamamış ve davacının sigortalısının sözlü beyanına göre rapor hazırlamış olduğunu, bu husus, davacının delil olarak sunduğu eksper raporundaki ifadeler ile sabit olduğunu, bu itibarla, huzurdaki davada ispat yükünün davacının üzerinde olduğu ve davacının hiç bir şekilde üretimde ayıp olduğunu ispatlayamadığı, dahası belge tahrif ederek mahkemeyi aldatma girişimde bulunduğu açık olduğunu, dolayısıyla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, Haksız, kötü niyetli ve ispatlanamayan davanın reddine, Haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ...

E. Sayılı Dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir.

Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... Sigorta A.Ş. olduğu, borçlunun Srovan Yangın Korunum Anonim Şirketi olduğu, takibin toplam 74.568,36 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır. Özel Kayseri ... Orta Okuluna, Kayseri Genel İcra Dairesi'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.

Mahkememiz'in 27/12/2024 tarihli keşif zaptında dinlenilen davacı tanığı Burak Kürkçü beyanında "Olayın olduğu tarihte ben okulda idari işler müdürü olarak görev yapmaktaydım, davaya konu olup bozulan Sprink size göstermiş olduğum yerde bulunuyordu, bu oda başkana ait olup ve okulda da eğitime devam edildiğinden olay tarihin de de oda sıcaklığı düşük değildi, biz okulu ... İnşaat şirketinden anahtar teslim yoluyla almıştık, ben henüz okul teslim edilmeden de burada inceleme yapıyordum, bildiğin kadarıyla Sprik Sistemine Genesis Şirketi tarafından takılmıştır, olay tarihinde Sprik Sisteminin bozulmasına sebep olacak birşey yaşanmamıştır, dışardan bir müdahale olmamıştır, aynı oda da bulunan diğer Sprink de de bir sıkıntı olmamıştır, yine okulun tüm katlarında bu sistem olmasına rağmen başka bozlan olmamıştır, montajda bir sorun olup olmadığını bilemiyorum, bozulmanın sebebinin basınç veya başka bir durumda kaynaklı olduğunu düşünmüyorum, şuan sistemin kullanılmamasının sebebi diğer ürünlerin bozuk olması gibi bir durumdan kaynaklı değildir, sadece otomasyon sistemi kendi isteğimizle çalıştırılmamaktadır, benim okuldaki gördüğüm ürünler benzer nitelikteydi bir montaj hatası görmedim, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.

Makine Mühendisi ile Sigorta alanında uzman bilirkişi eşliğinde 27/12/2024 tarihinde, Saat 14:00'da keşif yapılarak alınan 12/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Sprinkler başlığının patlamasının sprinkler başlıklarının montajının doğru yapılmaması veya sprinkler başlıklarının imalat sürecindeki hatalı ya da eksik işlemlerden dolayı olduğunun yüksek muhtemel olduğu, ... Sigorta A.Ş. Tarafından ... İşletmeleri ve Teks. San.

Tic. A.Ş.' ne 20.12.2022 bitiş tarihli ve 200200028329283 poliçe numaralı "Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi" düzenlendiği, poliçedeki bina sigorta poliçe bedelinin 21.368.000TL olduğu, Sprinkler sisteminde mevcut ayıbın gizli ayıp olduğu ve kullanım ile ortaya çıkabileceği ancak ayıbın kaynağının dosyadaki mevcut verilere göre net bir şekilde tespitinin mümkün olmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesinin ...

E. Sayılı Dosyasında dava dışı sigortalı ...

İşletmeleri ve Teks. San. Tic. A.Ş.’ye yapılan ödemenin davalıya rücu amacı ile takip başlatılmış ve davalının takibe itirazı üzerine Mahkememizde itirazın iptali davası açılmış ise de, zarara davalının sebep olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış, zararın oluştuğu okulda keşif yapılarak bilirkişi heyetinden 12/03/2025 tarihli rapor alınmış ve rapor düzenlenmeden önce ispat yükü kendisinde olan sigorta şirketi tarafından zarara sebep olan sprink ürününün ve diğer bilgilerin heyete inceleme için sunulması yönünde ara kararlar oluşturulmasına rağmen ilgili ürün ve delillerin dosyaya kazandırılmadığı ve davalı tarafında montaji kendilerinin yapmadığı beyan edip bunun aksini gösteren delillerinde davacı tarafça dosyaya sunulmadığı gibi davalının ürettiği ürünün ayıplı olup olmadığının da net şekilde tespitinin mümkün olmaması bir bütün halinde değerlendirilmiş ve davacının davasının ispat edememesi nedeni ile davanın reddi gerektiği anlaşılmış ve böylece, Davanın REDDİNE, davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK mad. 67/2 gereğince reddine, davalı tarafın HMK madde 329 gereğince vekalet ücreti talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;

1.Davanın REDDİNE,

2.Davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK mad. 67/2 gereğince reddine,

3.Davalı tarafın HMK madde 329 gereğince vekalet ücreti talebinin reddine,

4.Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın davacıdan dava başında alınan 900,61 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 285,81 TL'nin davacıdan karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.Davalı tarafça yargılama boyunca yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde harcanmayan gider avansının davacıya iadesine,

8.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/11/2025

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog