1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Şirket paylarının müvekkilin babasının 2018 yılı Ağustos ayında vefatı üzerine 5 kardeş ...... %15 er pay ve eş ..... %25 pay olacak şekilde veraset yoluyla intikal gerçeklemiş olup halihazırda davalı şirkette bu kişiler pay sahibi olduklarını, paydaşların şirketin ticari çıkarlarını muhafaza etmek amaçlı hareket etmediklerini, Davalı şirket uzun yıllardır kar edememekte, buna karşın ya şirket yönetiminde ve karar mekanızmasına şirketin işlerliğini ve kar oranını artırmayı düşünen ve bu doğrultuda kararlar alan kişiler bulunmadığını, Pay sahibi ..... şirket işleyişi içerisinde birçok kez usulsüz işlemler gerçekleştirmiş, söz konusu usülsüz işlemler nedeniyle hem şirket hem de müvekkil dahil pay sahipleri olumsuz durumlar içerisine sürüklendiğini, şirketin aktif bir ticari işleyişinin olmaması , şirket ortaklarının birbirlerine karşı güven ilişkisinin söz konusu olmaması, şirketin devamlılığını sağlamanın mümkün olmaması gibi haklı sebeplerden dolayı ...... Motor Sanayi ve Ticaret A.Ş. ’nin TTK 531 uyarınca haklı nedenle feshine, mahkeme, aksi kanaatteyse fesih yerine, müvekkilin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin belirlenerek ödenip müvekkilin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi müvekkil şirket bünyesinde ......'a imtiyaz ve ayrıcalık yapıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, zira şirket bünyesinde ......'ın yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, müvekkil şirketin devamının beklenemez bir hal aldığı ve müvekkil şirketin hiçbir maddi kazanç elde etmeyerek ticaret hayatında olmasının hiçbir amacı kalmadığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, 2024 Mart ayında müvekkil şirket dışından işlerini yürüteceğini söyleyen davacının yönetim kurulunun onaylamadığı halde müvekkil şirketten ayrılarak Adana'ya taşınmış ve başka bir şirket bünyesinde aktif olarak çalışmaya başladığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava ; Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeplerle feshi, aksi halde pay sahibi davacının gerçek pay değerinin ödenerek şirket paydaşlığından çıkarılması taleplerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının davalı şirketten TTK 531. maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırılmadığı ve taraflarca inceleme gün ve saatinde ticari defterlerinin sunulmadığına dair tutanak tutulduğu görülmüştür.
İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da , ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 4, 64)
Yargılamada süreler kanunun belirlediği süreler ve hakimin belirlediği süreler olarak ikiye ayrılırlar. Bu husus HUMK 163. (HMK 94madde) maddesin de “Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez.” Görüldüğü üzere kanunun belirlediği süreler kesindir. Hakimin verdiği sürenin uzatılmasını taraflar isteyebilir. Talep üzerine verilen ikinci süre kesindir. Ancak hakim verdiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu durumda kesin süre içinde yapılmayan işin tekrar yapılmasını kesin süreye uymayan taraf isteyemez.
Bir başka açıdan HUMK 414. maddesi “İki taraftan her biri istimaını talep eylediği şahit ve ehlihibrenin veya talebine mebni icra kılınacak keşif ve sair muamelenin masrafını tediyeye ve buna kifayet edecek meblağı mahkeme veznesine tevdie mecburdur. Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde masrafı vermeyen taraf talebinden sarfınazar etmiş addolunur.” Şeklindeki düzenleme ile de hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan taraf bu talebinden vazgeçmiş sayılır. Bir tarafa verilen kesin süre diğer taraf için de kazanılmış bir hak doğurur.(Yargıtay 11. HD 25/06/2012 tarih ESAS NO: 2011/14737 , KARAR N0: 2012/10834) HMK 'nun 94.maddesini amir hükmü karşısında davacı taraf verilen kesin süre içinde ara karara göre ücretleri yatırmamıştır.
Hakimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749). hakimin, tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna da karar verebilmesidir (HUMK m.163/3 c.3, HMK m. 94). Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir.
Mahkememizce bu anlamda birden fazla kez arar karar kurulup davacıya usulüne uygun süreler verilmiş sonucun da ihtar edilmiştir.
HMK'nun 94.maddesine göre de Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. denmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından tasfiye kurulu başkanının alacaklıları zarara uğratıp uğratmadığı bilirkişi incelemesi esas alınarak uyuşmazlık konusu irdelenebileceği, hal böyle olunca mahkemece mahkememizce resen kurulan tarihli ara kararla ile davacıya kesin süre verilerek bilirkişi ücretini yatırması istenmiş davacı vekiline usulüne uygun kesin süre verilmiş olmasına rağmen belgelerini hazır etmediği ve bilirkişi ücretini yatırmadığı görülmüş olup ancak bilirkişilerin şirketin defter ve kayıtlarının incelemesi ile ortaya çıkacağı mümkün olduğundan bunun defter kayıt incelemesi bilirkişi eliyle sunulacak rapora göre mümkün olduğu eldeki delillerden haklı sebeplerle fesih tasfiyenin bu haliyle ispatının mümkün olmadığı sabit olmakla dosyadaki mevcut deliller kapsamında ispat edilemeyen davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm tesis edilmiştir. Bu haliyle artık davacı tarafın haklı sebeplerle şirketin feshi gerektiği iddiasını ispat edemediği anlaşılmış olup, açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7.HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025 Başkan ..... Üye .....
(e-imzalıdır)
Üye ....
(e-imzalıdır)
Katip .....
(e-imzalıdır)