ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:24/07/2025
Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ...'in müşterek çocuğu ...'in ... tarihinde Elmalı ilçesinde davalı araç sürücüsü ...'nın kullandığı, davalı sigorta şirketinin ... poliçe numaralı poliçe ile sigortalığı, diğer davalı ... Eğitimi ... Derneği Başkanlığının ruhsat ile maliki olduğu ... plaka sayılı ... model mazda marka aracın, müvekkilleri oğlu müteveffa ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ... model ... marka motosiklete çarparak neden olduğu trafik kazası sonucunda kaya karışan her iki araç ile birlikte müvekkilleri miras bırakanı ... tanınmayacak ölçüde yanarak yaşamını yitirdiğini, olay ile ilgili ... hakkında "Taksirle Ölüme Neden Olma" suçundan Elmalı CBS'nın ... soruşturma no'lu dosyası ile soruşturma başlatıldığını dosya kapsamında kusura ilişkin alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda; ...'nın asli kusurlu, müteveffa ...'in ise herhangi bir kusurunun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığını, sigortalanan ... nolu zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi teminatı kapsamında (destekten yoksun kalma, cenaze giderleri, sürücü koltuk ferdi kaza, hukuksal koruma ve diğer tüm teminatlar) giderilmesi için davalı ... Sigorta A.Ş.'ye K.T.K. MAD. 97 gereği ... Kargo aracılığıyla 12.11.2024 tarihinde başvuru yapılmış, yaptığımız başvuru belgeleri davalı sigorta şirketince 14.11.2024 tarihinde tebliğ edilmesine ve sigorta şirketinin istediği evraklar tarafımızca tamamlanmasına rağmen, sigorta şirketi ödeme yapmaya yanaşmadığı gibi sürekli eksik evrak bildirimi yaparak başvuruyu sürüncemede bıraktığını, hüküm altına alınacak tazminatın tahsilatının imkansız hale gelmemesi ve haricen davalıların mal kaçırdıklarını öğrenmeleri nedeniyle, davalılardan ... ve davalı ... Eğitim ... Derneği Başkanlığı adına kayıtlı olabilecek araç, menkul ve gayrimenkulleri ile bankalardaki mevduatları ile bankalardaki mevduatları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ATK raporu ile sabit olduğu üzere müteveffa ...'in herhangi bir kusuru bulunmadığından teminatsız olarak dava değeri olna 1.226.000,00TL üzerinden ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince 24/07/2025 tarihli ara karar ile; "davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulüne,
İİK'nun 257. maddesi gereğince dava değeri ile mahdut biçimde (1.226.000,00-TL) davalılar ... (TCKN: ...) VE ... DERNEĞİ BAŞKANLIĞI (VKN: ...)'in menkul ve gayrimenkulleri ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına (İİK.'nun 82. ve 83. maddeleri ile özel yasalarınca haciz edilemeyecek mal, hak ve gelirler ile maaş gelirleri ve maaş gelirinin yattığı banka hesapları hariç) dava değerinin %15'i (183.900,00-TL) teminat mukabilinde İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA," karar verilmiştir.
Ara karara davacılar vekili tarafından teminatsız olarak ihtiyati haciz konulması talep edildiği için ilk derece mahkemesince 08/08/2025 tarihli ara karar ile; "1-) Mahkememizin 24/07/2025 tarihli ihtiyati haciz kararında belirtilen 183.900,00 TL teminatın, 10 gün içerisinde yatılmadığı ve böylelikle ihtiyati haciz kararının İcra ve İflas Kanunu md.261/1 uyarınca kendiliğinden kalktığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, " karar verilmiştir. Ara karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava ve beyan dilekçesini tekrarla, ilk derece mahkemesinde ara karar ile hüküm altına alınan ihtiyati haciz kararı tarafımıza tebliğinden sonra yasal 10 günlük süre içerisinde itiraz ederek talepte bulunmuş olmamıza karşın sayın mahkemece süre aşımı nedeniyle ihtiyati haciz kararının İİK nun 261. Maddesi kapsamında değerlendirilerek talebimiz hakkında karar verilmemesinin hatalı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir .
Uyuşmazlık, tazminat istemli açılan davada verilen ihtiyati haciz kararına ilişkindir. Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nın 353'üncü maddesi uyarınca dosya üzerinden yürütülmüştür. Buna göre;
Bilindiği üzere, ihtiyati haciz, nitelikçe bir geçici hukuki koruma tedbiridir. (HMK 406/2) Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların ya da onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir. (İHAS 6, 2709 sayılı T.C Anayasası 36,
HMK 33) İhtiyati haciz istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir.
İİK'nun 257 ve izleyen maddelerine göre rehin ile temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Talep değerlendirilirken tam ispat aranmaz. Yaklaşık ispat yeterlidir.
Bu kuralın haksız eylemden kaynaklanan tazminat ve alacak isteklerinde de uygulanması gerektiği belirgindir. Çünkü bu isteklerde de para alacağına kavuşulması amaçlanmaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilke ve uygulamalarına göre, haksız eylemden kaynaklanan zarar haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 24/05/2016 gün ve 2016/4517-6851 E.K. sayılı ilamı)
Tüm bu anlatılanlar ve açıklamalar ışığında, yerel mahkemenin teminat karşılığında verilen ihtiyati haciz ara kararının 24/07/2025 tarihinde tebliğe çıkarıldığı, 30/07/2025 tarihinde otomatik olarak okundu sayıldığı,
İİK 265. maddesindeki yasal bir haftalık itiraz süresi geçirildikten davacılar vekilince 07/08/2025 tarihinde ihtiyati haczin teminatsız olarak verilmesini talep ettikleri dilekçeyi dosyaya sunduğu aynı zamanda 24/07/2025 tarihli ihtiyati haciz ara kararı gereğince 10 günlük yasal süresi içerisinde teminatın yatırılmadığının görüldüğü,
İİK'nun 261. maddesi gereğince ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalktığı anlaşılmış olup yerel mahkemece davacılar vekilinin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar vermesi yerinde görülmüştür. Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken karar ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3.Yapılan istinaf giderlerinin başvuran davacılar üzerinde bırakılmasına,
4.Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ile harç tahsil/iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 05/11/2025 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. ...