Esas No
E. 2025/750
Karar No
K. 2025/11407
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2025/750 E.  ,  2025/11407 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI: 2023/4393 Değişik İş
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık
KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.04.2023 tarihli ve 2022/274347 Soruşturma, 2023/44709 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.06.2023 tarihli ve 2023/4393 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.06.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/13548 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11249 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM

A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11249 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda, toplam 2.020,50 Türk lirası kurum zararının kasten meydana getirildiğine dair şüphelinin savunmasının aksine hakkında kamu davası açılması için yeterli delilin mevcut olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,

Dosya kapsamına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan denetimlerde, MERNİS kayıtlarında 24/06/2020 tarihinde vefat eden ... adına, şüphelinin sahibi olduğu eczane tarafından 29/06/2020 tarihinde kronik hastalıklarda reçetesiz ilaç tedavisi kapsamında ... işlem numarası ile reçete düzenlenerek, ilacın hastanın kendisi tarafından teslim alındığına dair sisteme kayıt girildiği, sistem çıktısı üzerine teslim alan olarak hastanın isim soy isim ve imzasının mevcut olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, soruşturmaya konu ilaç bedelinin şüpheli tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edildiği, adına reçete düzenlenen hastanın 24/06/2020 tarihinde vefat etmesine rağmen 29/06/2020 tarihinde reçete edilen ilaçları teslim alan kişi olarak isim soyisim ve imzasının sistem çıktısı üzerinde mevcut olduğu hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, şüphelinin üzerine atılı eylemler nedeniyle kamu davası açmak için yeterli delilin mevcut olduğu, delillerin yapılacak olan yargılamada mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu nedenle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.

3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.

Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,

Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.

4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;

Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelinin yetkilisi olduğu ... Eczanesi isimli iş yerinde, MERNİS kayıtlarına göre 24.06.2020 tarihinde vefat ettiği belirlenen ... isimli hasta adına, önceki tarihli sağlık raporuna istinaden ölüm tarihinden sonra 29.06.2020 tarihli ve ... işlem numaralı reçetenin düzenlendiğinin ve reçete üzerine ilacın hasta tarafından bizzat teslim alındığına dair kayıt düşülerek ilaç bedelinin şikâyetçi kurumdan tahsil edilmek istenildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüphelinin ifadesinde, adı geçen hastanın ... Huzurevinde kaldığı, kurumda kalan hastaların ilaç teminleri için kendilerine liste gönderildiği, bu listeleri kontrol ederek mevcut raporlara istinaden reçete ve ilaçları hazırladıkları, şikâyetçi kurumun hastalardan vefat eden olduğunda sistem üzerinden provizyon vermediği, ... isimli hasta ile ilgili sistemde herhangi bir uyarı olmadığı, pandemi dönemi olduğu için eczane görevlileri kuruma alınmadığından ilaçların kapıdan çalışanı ... tarafından görevlilere teslim edildiği, teslim alan bilgisi olarak hastanın adının sehven yazıldığı şeklindeki savunması, ayrıca bu haliyle sanığın eyleminin, SGK'nın denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte hile boyutuna ulaşmadığı ve dosyadaki diğer delillere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli hakkında, "...tüm dosya kapsamına göre; toplam 2.020,50 TL kurum zararının kasten meydana getirildiğine dair şüphelinin savunmasının aksine hakkında kamu davasının açılması için yeterli deliller mevcut olmadığından..." şeklindeki gerekçeyle verilen, 07.04.2023 tarihli ve 2022/274347 Soruşturma, 2023/44709 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, kanun yararına bozma istemine reddine karar vermek gerekmiştir.

II. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog