17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1254 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2024/272 Esas, Derdest, Ara Karar
ARA KARAR TARİHİ: 05/08/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar hakkında İİK 287. Madde uyarınca geçici mühlet kararı verilmesini, şartlar oluştuğu takdirde kesin mühleti kararı verilmesini ve akabinde konkordatonun tasdikini talep etmiştir.Talep eden müdahil alacaklı banka vekili 11/02/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın alacağını teminat altına almak amacıyla ipotek konulan talep konusu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın üçüncü kişiler adına kayıtlı olduğunu, alacaklarının tahsili amacı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile İstanbul Anadolu Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini, rehinli malların satışının tensip zaptı ile geçici mühlet süresi içerisinde yasaklandığını, bu nedenle satış taleplerinin reddedildiğini, taşınmazın işletmenin devamı için zorunlu olmadığını, üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmazlara satış yasağının uygulanmaması gerektiğini, konkordatonun üçüncü kişinin malvarlığını koruma amacı bulunmadığını, rehin konusu malın konkordato borçlusuna ait olması halinde geçerli olan m. 295 ile öngörülen sınırlamaların, rehinli malın maliki üçüncü kişi için geçerli olamayacağını, takibin kesinleşmesinden sonra paraya çevirme aşamasına gelindiğinden bu aşamadan itibaren borçlunun takip açısından mecburi takip arkadaşlığının tam anlamıyla şekli olduğunu, müvekkili bankanın daha fazla telafisi imkansız zararlara uğramaması için üçüncü kişilere ait taşınmazlar için satış yasağının madde kapsamında olmadığına karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise; bu taşınmazların borçlu şirket işletmesinin devamı için zorunlu olmamaları, satılmalarının fayda sağlayacakları, satılmalarının borçluların ekonomik varlığını tehlikeye düşürmeyecekleri ve resen dikkate alınacak diğer sebepler ile İİK 295. madde gereğince tüm ipotekli taşınmazlar yönünden satış yasağının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 05/08/2025 tarihli ara karar ile; 31/07/2025 tarihli komiser heyeti görüşü doğrultusunda, alacaklı T. ... Bankası A.Ş. vekilinin talebinin kabulü ile ...Bankası A.Ş.'nin İstanbul Anadolu Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında satış işlemleri yönünden borçlular ... Yapı ve Enerji Sanayi Ticaret A.Ş., ... İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve ... İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye karşı satış/paraya çevirme işlemleri yönünden takibe devam edebileceğinin ve borçlu şirketler hakkında verilen kesin mühlet kararının ve ihtiyati tedbirlerin, üçüncü kişiler Can ..., Bilge ... ve Sevim ...'a ait taşınmazların satışına/paraya çevrilmesine engel teşkil etmediğinin tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; talebe konu ipoteğin üçüncü şahıslar tarafından verildiğini, müdahil ... Bankası alacağı üçüncü kişi rehniyle teminat altına alınan alındığından konkordatoda adi alacak olarak nitelendirileceğini, adi alacakların da nisaba dahil edilmesi ve alacaklılar arasında eşitlik prensibine riayet edilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak bankanın satış izni verilmesi talebinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava,
İİK 285 vd maddelerinde düzenlenen konkordato talebidir.Mahkemenin 17/04/2024 tarihli ara kararı ile, 17/04/2024 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 17/07/2024 tarihli celse ara kararı ile, geçici mühletin 2 ay süre ile uzatıldığı, 17/09/2024 tarihli celse ara kararı ile ise, kesin mühlet taleplerinin kabulü ile İİK'nun 289/3 maddesi uyarınca 3 şirket yönünden de 1 yıl süre ile kesin mühlet verildiği anlaşılmıştır.Alacaklı banka vekili tarafından konkordato talep eden davacı şirketlerin borçlarının teminatı olarak bankaya verilen dava dışı kişilere ait ipotek tesis edilen taşınmazın satışına izin verilmesi talep edilmiştir.Mahkemece anılan gerekçeyle ara kararla talebin kabulüne verilmiş olup ara karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Öncelikle, talep eden bankanın talebinin İİK 285 vd. maddeleri kapsamında mı yoksa HMK 389 vd. maddeleri kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiğinin tartışılması gerekir. Alacaklı banka, rehin veren 3. kişinin taşınmazının satışına izin verilmesini talep etmiştir. Konkordato tedbirleri, sadece konkordato talep eden şirketin mal varlığını korumayı amaçlamaktadır. Somut olayda ise, talebin ve mahkemece verilen ara kararın içeriğine göre verilen karar, 3. kişinin rehinli taşınmazının takip ve satış sürecini doğrudan etkilediğinden HMK 389 vd. maddeleri kapsamında verilmiş bir tedbir kararı olarak değerlendirilerek istinaf incelemesi esastan yapılmıştır.İstinaf konusu uyuşmazlık; konkordato talep eden şirketin kredi borcu nedeniyle 3. kişiye ait ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi için yapılan takipte, ipotekli taşınmazın satışına izin verilmesi şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.31/07/2025 tarihli Geçici Komiser Heyeti görüşü:
...Bankası A.Ş.'nin, İstanbul Anadolu Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında satış işlemleri yönünden borçlular ... Yapı ve Enerji Sanayi Ticaret A.Ş., ... İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve ... İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye karşı satış/paraya çevirme işlemleri yönünden takibe devam edebileceğine; borçlu şirketler hakkında verilen kesin mühlet kararının ve ihtiyati tedbirlerin, üçüncü kişiler Can ..., Bilge ... ve Sevim ...'a ait taşınmazların satışına/paraya çevrilmesine engel teşkil etmediğine karar verilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.İİK 287/1. fıkrasında, 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerde dahil olmak üzere mahkemenin, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Bu hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, malvarlığının muhafazası için alınabilecek tedbirler sınırlı değildir. Konkordato talebi üzerine kanunda öngörülmeyen muhafaza tedbirleri dışında, mahkemece verilebilecek ihtiyati tedbirlerin amacı, konkordato talep eden borçlunun malvarlığının veya işletmesinin bütünlüğünün korunması ve konkordatonun amacına ulaşmasının sağlanmasıdır.İİK'nın 295. maddesi ise; "Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.(Ek fıkra:9/6/2021-7327/3 md.) Şu kadar ki, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır." hükmünü düzenlemektedir.İİK'nın 295. maddesinde yapılan atıf nedeniyle mahkeme izin öncesi İİK'nın 297/2. fıkrası gereğince konkordato komiserinin görüşünü almalıdır. Mahkemece, komiser görüşü alınmış olup komiserler tarafından üçüncü kişiye ait ipotekli taşınmazın satışına izin verilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Bilindiği üzere, konkordato borçlu bakımından hüküm ve sonuç doğurur. Konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun mal varlığının korunması gereklidir.
İİK'nun 295. maddesi de bu amaca hizmet eden bir hüküm içerir.Yukarıda da belirtildiği üzere, konkordatonun amacının borçlunun mal varlığını korumak olduğu dikkate alındığında, rehin konusu malın üçüncü kişi tarafından verilmesi durumunda, söz konusu rehnin paraya çevrilmesi, konkordato isteminde bulunan borçlunun pasifine etki etmeyecektir. Bu nedenle 3. kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesinin konkordato kapsamında engellenmesi kanun koyucunun amaçladığı bir sonuç olarak düşünülemeyecektir.
Bu kapsamda, konkordato talep eden borçlu şirket lehine ipotek veren 3. kişiye ait taşınmazın satışına izin verilmesi talebinin, ipotek verilen taşınmazın konkordato talep eden şirkete ait olmaması ve 3. kişiye ait rehinli malın konkordato projesine dahil edilmesinin de mümkün olmaması nedenleriyle İİK 295. maddesi kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olamayacaktır.Bu açıklama doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; ipotek verilen taşınmazın konkordato talep eden şirkete ait olmaması nedeniyle İİK 295. maddesi hükmünün uygulanması söz konusu olamayacağı gibi 3. kişinin rehinli taşınmazının Mahkemece verilen muhafaza ve satış yasağı kapsamında olması da söz konusu değildir. Diğer taraftan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte İİK 149. ve İİK 149/b maddeleri gereğince asıl borçlu ile ipotek borçluları arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunmaktadır. Ancak takipte, üçüncü kişiyle borçlunun birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmadığından, rehinli mal maliki üçüncü kişiyle borçlunun icra takibinde beraber taraf olmasının şekli bir gereklilik olduğu açıktır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2021 tarihli 2021/1389 E. 2021/275 K. sayılı ilamı; "...İİK 295. maddesi "Mühlet sırasında rehinde temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez" şeklindedir.17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla değişik İİK 289. maddesi de aynı ifadeleri taşımaktadır. 28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı Kanun yürürlüğünden önce doktrin maddede belirlenen rehinli malın borçluya ait olması konusunda fikir birliği içindedir. (Gündoğan, Postacıoğlu, Üstündağ Kuru) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.10.1993 tarih 6282/6805 karar sayılı ilamında da 3. kişi rehninin konkordato nisabında adi alacak olarak gözönünde bulundurulmasına karar vermiştir.Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra biçimidir.Bu amacın gerçekleştirilmesi yani konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması gerekir.
İİK.nın 295. maddesi de bu amaca hizmet eden bir hüküm içerir. Rehni 3. kişinin vermesi halinde bu rehnin paraya çevrilmesi konkordato talep eden borçlunun pasifine etki etmeyecektir. Bu haliyle 3. kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesini konkordato kapsamında engellenmesi kanun koyucunun amaçladığı bir sonuç olarak düşünülemez.İİK 45. maddesi uyarınca alacaklı önce rehne müracaat etmelidir. Maddede rehnin 3. kişi tarafından verilmiş olması durumu ayrık tutulmamıştır. Bu nedenle alacaklının 3. Kişi tarafından verilen rehne öncelikle müracaat etmesi, konkordato talep eden borçlunun malını koruma altında tutacak olup bu husus konkordato kurumunun amacına uygun olacaktır." şeklindedir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 17.06.2021 tarihli 2021/4430 E. 2021/2814 K. sayılı ilamı; "...İİK 295. maddesi "Mühlet sırasında rehinde temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez" şeklindedir.17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla değişik İİK 289. maddesi de aynı ifadeleri taşımaktadır. 28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı Kanun yürürlüğünden önce doktrin maddede belirlenen rehinli malın borçluya ait olması konusunda fikir birliği içindedir. (Gündoğan, Postacıoğlu, Üstündağ Kuru) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.10.1993 tarih 6282/6805 karar sayılı ilamında da 3. kişi rehninin konkordato nisabında adi alacak olarak gözönünde bulundurulmasına karar vermiştir...Gerek 295 maddesinin ruhunda ve gerekse 45. Madde bağlamında zikredilen rehinli malların borçlunun kendisine ait mallar olduğunun kabulünde zorunluluk vardır." şeklindedir.Y. HGK. 03.03.2022 tarihli 2021/(15)6-772 E. 2022/240 K. Sayılı ilamı; "...Konkordatonun başarıya ulaşması ve alacaklıların alacaklarını tahsil edebilmesi için borçlunun malvarlığının korunması gerekmekte olup,
İİK’nın 295. maddesi de bu amaçla konkordato isteminde bulunanın verdiği ipotek nedeniyle muhafaza tedbiri alınmasını, satışın yapılmasını engellemiştir. Rehin konusu malın üçüncü kişi tarafından verilmesi hâlinde söz konusu rehnin paraya çevrilmesi de istemde bulunan borçlunun pasifine etki etmeyecektir. Bu nedenle üçüncü kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesi mümkündür.Gerek İİK hükümleri gerekse konkordato mühletinin amacı göz önüne alındığında, konkordatoya ilişkin hükümlerin sadece borçlu tarafından verilen rehinler hakkında uygulanacağı kabul edilmelidir. Çünkü, rehinli alacaklının üçüncü kişinin malı üzerinde rehin tesis edilmesini talep etmesinin temelinde, borçlunun malî durumunun ileride bozulması hâlinde alacağını rehinli malı sattırarak tahsil etmek vardır. Borçlu hakkında verilen mühletten rehin veren üçüncü kişinin de yararlanacağı kabul edilirse, rehinli alacaklının üçüncü kişiden teminat istemesinin hiçbir anlamı kalmayacaktır. Üçüncü kişinin verdiği rehinde, rehinli alacaklının konkordato borçlusundan olan alacağı konkordato hükümlerine tabidir. Bu sebeple, rehinli alacaklıya alacağının tamamını konkordatoya yazdırma ve oy kullanma hakkı verilmesi zorunludur." şeklindedir.Belirtilen nedenlerle, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla satışı istenen taşınmazın konkordato talep eden borçluya ait olmaması nedeniyle İİK 295. maddesindeki düzenlemenin somut olayda uygulanamayacağı, konkordatonun üçüncü kişilerin malvarlığını korumak gibi bir amacının da bulunmadığı,
İİK 45. maddesi uyarınca alacaklının önce rehne müracaat etmesi gerektiği ve rehinli mal maliki üçüncü kişiyle borçlunun rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte beraber taraf olmasının şekli bir gereklilik olduğu dikkate alındığında 3. kişinin rehinli taşınmazının Mahkemece verilen muhafaza ve satış yasağı kapsamında olmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkeme ara kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1b-1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/272 Esas, Derdest sayılı ve 05/08/2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları davacılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.23/10/2025