Esas No
E. 2023/943
Karar No
K. 2025/1501
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/943 Esas

KARAR NO: 2025/1501

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 06/10/2022

NUMARASI : 2021/410 E. - 2022/125 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin reklamcılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, reklamcılık alanında "..." markasıyla uzun yıllardır Türkiye genelinde hizmet verdiğini, müvekkili adına tescilli ... markasına, davalı tarafından tecavüz fiilinin reklamcılık sektöründen tanıdığı yakın bir dostunun telefonla araması sonucu öğrenmiş olduğunu, yaptığı araştırmalar neticesinde kendisiyle aynı sektörde faaliyet gösteren kişilerce marka hakkının tecavüze uğradığını anladığını, davaya konu olayda davalı tarafça ... ibaresi kullanılarak iltibas yaratmak suretiyle müvekkilinin haklı ününden ve ticari portföyünden faydalanmak kastıyla reklamcılık hizmeti verildiğini ve verilmeye devam etmekte olduğunu, müvekkilinin ... markasıyla tanınmakta olduğunu, köşe yazılarında, haberlerde ve Tv programlarında ... markasıyla yer aldığını, diğer yandan Google vb. arama motorlarında ... yazıldığında dahi müvekkiline ait marka olan ...ilk sırada yer aldığını (http://www.massmedia.com.tr/), ... yazıldığında ise ... http://....net/bağlantısıyla ... ile birlikte çıktığını, bu durumun davalı tarafça bilinmemesinin mümkün olmadığı gibi müvekkilinin marka hakkına iltibas yaratmak suretiyle açıkça kötü niyetli olarak tecavüz edildiğinin ortada olduğunu, ayrıca müvekkili adına tescilli markaya ait web adresi http://www.massmedia.com.tr/ iken, davalı tarafa ait web adresinin ise http://....net/ olduğunu, bu web adresinde açıkça ... ibaresi adı altında müvekkili ile aynı sınıfta reklamcılık hizmeti verildiğinin görülmekte olduğunu, davalı yanın ... adı altında verdiği hizmetlerin sadece internet sitelerinde yer alanlarla da sınırlı olmadığını, örnek mukabilinden göstermek gerekirse davalı tarafın ... adını kullanarak 2019 yılı Konya Büyükşehir Belediyesi açık hava reklam ihalesini aldığını, açıkça görüldüğü üzere davalı tarafça kullanılarak aynı sınıfta reklamcılık hizmeti verilen ... ibaresinin müvekkili adına tescilli marka (...) ile iltibas yaratmak bir yana neredeyse birebir aynı olduğunu, aynı mal ve hizmet sınıfında müvekkilinin markası “...” ile davalının kullanmış olduğu “...” ibaresinin halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirketin uzun çaba ve uğraşlarla oluşturduğunu ve müvekkili şirket adına tescilli marka ile neredeyse aynı olacak şekilde ayırt edilemeyecek derecede benzer ismi kullanması nedeniyle ortalama tüketici kitlesi nezdinde iltibas yaratan davalının eylemi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, bu nedenle davalı şirket tarafından müvekkili şirketin markasının tespiti ve meni'ne karar verilmesi gerektiğini, davalının müvekkili markasını hukuka aykırı kullanımının markasal haklarına tecavüzün yanında TTK'nın 56 ve devamı maddeleri uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin kullandığı marka “...” olduğunu, davalının haksız olarak kullandığı “...” ibaresi müvekkili şirketin markasıyla karışıklık yaratacak derecede olduğunu, davalı tarafından haksız olarak kullanılan “...” ibaresi ile müvekkili şirketin müşteri portföyünde iltibas yarattığını ve müvekkili şirketin müşteri portföyünden yararlanılarak haksız rekabet oluşturulduğunu, davalının müvekkili adına tescilli olan “...” markasını tecavüzlü kullanması kötü niyetli olduğunun bir göstergesi olduğunu, zira davalının ... ibaresiyle Türkiye çapında afişlerde ve reklamlarda kendisini lanse etmesi iltibasın ve kötü niyetin açık göstergesi olduğunu, davalı basiretli bir tacir gibi davranmadığını, bu suretle haksız rekabette bulunup, haksız kazanç elde etmekte ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na muhalefet eden davalının, müvekkili maddi ve manevi zarara uğrattığını, bu nedenle bedeli bilirkişi incelemesi sonucu artırılmak kaydıyla şimdilik 1.000TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 151/2. maddesindeki seçimlik hakka göre, davalı tarafından müvekkili adına tescilli markaya tecavüz edilerek haksız kazanç elde edilmiş olduğunu için müvekkilinin marka hakkına tecavüz eden davalının rekabeti olmasaydı, müvekkilinin markasını kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre bedeli artırılmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL yoksun kalınan kazancın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hiçbir zaman ... şeklinde bir marka ya da isim kullanmadığını, zira uzun yıllardır ... ismi ile sektörde çalıştığını, tüm Konya'nın bildiği bir marka olduğunu, müvekkilinin iş yaptığı Somuncu Plazanın açık ofis şeklinde olup toplam 5 farklı iş yeri bulunduğunu, girişte tek sekreterya olduğunu, müvekkilli ile beraber orada iş yapan başka şirketlerin de mevcut olduğunu, müvekkilinin iş telefonunun ... olduğunu... numaralı bir telefonu hiç kullanmadığını, baştan beri münhasıran ... ismini kullanmakta olup bunun dışında bir marka, işaret, logo, sembol vs. kullanmadığını, davacının bu isimle veya kendi markasına benzer bir ismi kullanarak belediyeden iş aldığına dair iddialarının da temelsiz olduğunu, müvekkilinin yıllardır Konya belediyelerine iş yaptığını ancak bu işlerin kendi ... markası altında devam ettirdiği reklam ve danışmanlık hizmetleri olduğunu, ne ... adını kullanarak ne de başka bir isimle 2019 yılı Konya BŞB açık hava reklam ihalesini almadığını, bu ismi kullanarak hiçbir ihaleye girmediğini ve nasıl meşhur olduğunu bilmedikleri bu isimle kendisine bir avantaj da sağlamadığını, müvekkilinin Konya'da iş almak, iş bulmak için böyle bir isim kullanmasına ya da davacının büyük şöhretinden (!) faydalanmasına da ihtiyaç olmadığını, müvekkilinin defter ve belgeleri incelenirse davacının iddialarının yanlışlığının anlaşılacağını, bunun dışında, yine müvekkilinin farklı şehirde bulunan davacının maddi ya da manevi hiçbir zararına yol açamayacağını, onu herhangi bir kazançtan mahrum edemeyeceğini, onun müşterileri ya da başka kişiler nezdinde bir istifadesinin olmayacağını, müvekkili şirkete yönelen iddiaları kesinlikle kabul etmediklerini, ancak bir an için davacının iddialarının kısmen yerinde olduğu düşünülse dahi, Konya CBS 2020/35169 sorgu numaralı dosyasına sunulan 22.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda da vurgulandığı gibi müvekkili şirketin suç teşkil eden ya da davacının zararına hiçbir eyleminin olmadığı ve olamayacağının anlaşılmakta olduğunu, zaten bu nedenle müvekkili şirket yetkilisi ... hakkında 02.03.2021 tarihinde "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" verildiğini, tüm bu hususlar bir arada gözetildiğinde davacının haksız taleplerinin ve davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının fiilinin davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz - haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine maddi tazminat talebinin kabulüne, B.K. 50 ve 51.maddesi hükümlerine göre takdiren 2.000 TL maddi tazminatın, dava tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalıya ait http://....net/ adlı web sitesine Türkiye'de Erişimin Engellenmesine, karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına, mahkememizin 28/03/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; hukuk davalarında kural olarak davacı tarafından iddialarının ispatlanmasının beklendiğini, davacının davasını ispat edemediğini, Konya CBS'de bulunan soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kesinleştiğini, iki mahkeme kararının çelişmemesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait bu ismi kullanarak kazanç sağladığı, menfaat temin ettiği, salt bu ismin tanınırlığından bahisle ihaleler aldığı gibi hiçbir iddianın ispat edilemediğini, hatta aksinin sabit olduğunu, buna rağmen mahkemece müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilerek müvekkilinin adeta cezalandırıldığını, müvekkili şirket bu ismi kullansa, bu isim kullanılarak en ufak bir menfaat temin edilse bunun bir delilinin dosya içerisinde olması gerektiğini, davacının yorumlarının mahkemece hiçbir süzgeçten geçirilmeden gerçek kabul edildiğini, müvekkilinin hiçbir zaman ... şeklinde bir marka yada isim kullanmadığını, uzun yıllardır ... ismi ile sektörde çalışmakta olup Konya'da bilinen bir marka olduğunu, kendi tescilli markası olduğunu, davacının dosya kapsamına sunduğu belgelerin tartışmalı ve niteliği itibarı ile delil sayılamayacak belgeler olduğunu, müvekkilinin iş yaotığı ... Plaza'nın açık ofis şeklinde olduğunu ve toplam 5 farklı iş yeri bulunduğunu, girişte tek sekreterya olduğunu, müvekkiliyle beraber orada iş yapan başka şirketler de olduğunu, zaten eleman ilanından da görüleceği üzere sekreter arandığına dair bir ilan mevcut olduğunu ve bu ilanı müvekkilinin vermediğini, davacının bir reklamı dayanak yaparak müvekkilden maddi bir talepte bulunması, bunun da kabul görmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddiasını ispat etme külfetinin davacıya ait olduğunu ve dosya kapsamında böyle bir delil mevcut olmadığını, davacının dava dilekçesi ekinde de sunduğu dilekçede iki yıllık bir şirket olduğunu beyan ettiğini, müvekkili şirketin 2015 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, buna göre ifade bütün olarak değerlendirildiğinde dava dışı ...i'nin sorumlusu olduğunu ifade ettiği başka tüzel kişiliklerin de varlığı anlaşıldığını, bu hususlar gayet açık olup; yorumla, ekran görüntüsü ile, ... ile hukuki illiyet bağı kurulamayacak şekildeki sözde kanıtlarla aleyhlerine bir sonuca varıldığını, yargılama sonucunun davacının iddia ettiği şekilde Belediye ihale ve web sitesi sahiplik kayıtları celp edildiğinde müvekkili şirketin bu şekilde bir bağlantısı veya kullanımı olmadığının ortaya çıktığını, ancak buna rağmen müvekkili şirket aleyhine mahkemece kısmen kabul kararı verildiğini, kararın bu yönüyle de malul olduğunu, müvekkili aleyhine 3 ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa davanın maddi ve manevi tazminat yönü ile 2 bakımdan değerlendirilebileceğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın istinaf dilekçesinin haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasını talep ettiğini, müvekkili ... adına tescilli "..." markasının tescil kapsamına giren hizmet sınıfında ve aynı faaliyet alanında davalı yanın "..." ibareli kullanımının müvekkilin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu iddiaların dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla yazılı ve görsel şekilde tereddüte mahal bırakmayacak biçimde ispatlandığını, davalı yanın halen "..." ibaresini kullanmadığına ve illiyet bağı kurulamadığına ilişkin beyanlarının gerçekten uzak olduğunu, iddialarına dayanak teşkil eden belgelerin davalı yanın resmi makamlarla ve halkla paylaştığı bilgiler olduğunu, örneğin davalı yanın MERSİS kayıtlarındaki adresi ile "..." internet sitesindeki iletişim adreslerinin aynı olduğunu, internet sitesindeki "... Reklam ve ... reklam ajanslarının 10 yıllık bilgi birikimi ... ile yeni bir boyut kazanıyor" beyanının illiyet bağının en basit örneği olduğunu, davalı yanın savcılık ifadesinde dahi "... isimli şirketin sorumlusuyum" diyerek kullanımı kabul ettiğini, müvekkile ait markayı bildiğini, 2 yıldır kendi kullanımının "..." olduğunun farkında olduğunu ve internet sitesini kapattığını kabul ettiğini, tüm bunlara rağmen davalı yanın halen kendilerine ait olmadığını iddia ettiği adresi resmi olarak kullandığını, bu durumun mahkeme kararının usul ve yasaya uygunluğunu gösterdiğini, soruşturma aşamasında verilen kararın kabul etmemekle birlikte hukuk hakimini bağlamayacağını, ilk derece mahkemesinin tüm taleplerini usul ve yasaya uygun olarak kabul ettiğini, bu sebeplerle davalı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.Davacı vekili; “...” markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının ise “...” ibaresini kullanarak aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, bu durumun müvekkilinin markasıyla karıştırılma ihtimali yarattığını, markanın tanınmışlığı nedeniyle “...” kullanımının iltibas ve kötü niyet teşkil ettiğini, davalının bu şekilde müvekkilinin markasına tecavüz ettiğini ve haksız rekabet oluşturduğunu beyanla 1.000 TL maddi, 150.000 TL manevi tazminat ile 1.000 TL yoksun kalınan kazancın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve markaya tecavüzün tespiti ile men’ine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili ; müvekkilinin hiçbir zaman “...” ibaresini kullanmadığını, “...” markasıyla tanındığını, yalnızca “...” ismini kullandığını, ayrıca farklı şehirlerde faaliyet gösterildiğinden davacının herhangi bir maddi veya manevi zararının söz konusu olamayacağını, müvekkiline yöneltilen suçlamaların Konya CBS 2020/35169 sayılı dosyada incelendiğini ve 02.03.2021 tarihinde “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verildiğini, bu nedenle davacının taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Konya CBS'nın 2020/35169 numaralı soruşturma dosyasında; müştekinin ..., şüphelinin ... olduğu markaya tecavüz suçundan yapılan soruşturma sonunda 02/03/2021 tarihli KYOK kararı verildiği, itirazın reddi ile bu kararın kesinleştiği görülmüştür. TPMK nezdinde 2010/67010 numaralı "...+şekil" ibareli markanın 35. ve 41.sınıflarda davacı adına, 2018/18848 numaralı "...+şekil" ibareli markanın 42.sınıfta davalı şirket adına tescilli olduğu görülmektedir. 16/09/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; “....net adlı bir internet sitesine ulaşılamadığı ancak arşiv kayıtlarına bakıldığında 19 Eylül 2019-16 Haziran 2020 tarihleri arasında arşivlenmiş kayıtlarda "..." şeklinde kullanımlara rastlanıldığı, 19 Eylül 2019 tarihli ilk kullanımda HAKKIMIZDA kısmında yer alan açıklamada; “... Reklam ve ... Reklam ajanslarının 10 yıllık sektör birikimi, ... ile yeni bir boyut kazanıyor. 2018 yılında kurulan ..., outdoor mecra satışlarında Konya’nın tek resmi satış yetkilisi olarak faaliyet göstermektedir. ... ... ’nin, ... Group bünyesine katılmasıyla birlikte, ... olarak büyük bir partnerliğe imza atmış bulunmaktayız. "...” ibarelerinin yer aldığı, İletişim Bilgilerinin ise: “.k. ...Selçuklu / Konya info@ ....net ...” olarak yer aldığı, 16 Haziran 2020 tarihli son kullanımda HAKKIMIZDA kısmında yer alan açıklamanın da aynı şekilde olduğu ve "...” ibarelerinin yer aldığı , ... kullanıcı isimli twitter hesabındaki açıklamanın www...net adresinde yer alan açıklama ile benzerlik arz ettiği, Hesapta www...net internet adresinin ve ... telefon numarasının yer aldığı, davalı, ...’nin 15/06/2015 tarihinde Konya Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil edildiği, adresinin ve şirket merkezinin “Fatih Mah. Şehit Ömer Ali Ağaoğlu Sok. ...Selçuklu / Konya” olduğu, ...’nin şirket müdürü olarak temsile yetkili olduğu, şirketin amaç ve konusunun “reklam ajansı kurmak. Her türlü reklam işleri yapmak, reklam filmleri çekmek” , “her türlü halkla ilişkilerle ilgili hizmeti vermek” olduğu,2020/4 sayılı Genel Kurul kararı ile şirket adresini “Fatih Mah. Şehit Ömer Ali Ağaoğlu Sok. ... Selçuklu/ Konya” olarak değiştirdiği, davalının kullanımının, "..." şeklinde olduğu ve markasal nitelikte olduğu, davalının "..." ibareli markasının bulunmadığı, davalının kullanımının; davacı adına tescilli "...+şekil" markasının esas ve ayırt edici unsuru olan “...” ibaresini, I harfi yerine Y harfi olacak şekilde aynen içerdiği, görsel, işitsel ve kavramsal olarak bir bütün olarak değerlendirildiğinde çok yüksek derecede benzer oldukları, davalı kullanımının; davacının tescil kapsamına giren hizmet sınıfında olduğu, yine ticaret sicilde yer alan faaliyet alanlarının da aynı olduğu, davalının, markanın kapsadığı hizmetin satışının teklifine yönelik kullanımının halk tarafından davacı adına tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı, dolayısıyla davalı kullanımının, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacı adına mükellefiyet sorgusu yapıldığında “Gerçek Kişi Mükellef” olmadığı, SMK. 151-2/a kapsamında incelemenin yapılabilmesi için gerekli olan bilgi ve belgenin temini konusu, davacı tarafın mükellefiyetsiz olmasından ötürü mümkün olamayacağı belirtilmiştir.

Dosya kapsamına göre, tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttüğü, Fatih Mah. Şehit Ömer Ali Ağaoğlu Sok. No:... Selçuklu/KONYA, ... şeklindeki davalının adresi ve telefonunun , ... internet sitesindeki adresle aynı olduğu, “....net adlı bir internet sitesinde " ... Reklam ve ... reklam ajanslarının 10 yıllık bilgi birikimi ... ile yeni bir boyut kazanıyor" açıklamasının yer aldığı, nitekim davalı şirket yetkilisi ...’nin savcılık ifadesinde ... isimli şirketin sorumlusu olduğu ve internet sayfasını kapattığına ilişkin beyanı ve tespit edilen @ ... isimli twitter hesabındaki içerikler birlikte dikkate alındığında davalı şirketin 19 Eylül 2019-16 Haziran 2020 tarihleri arasında ... ibareli markasal kullanımlarının bulunduğu sabittir. Davalının ... şeklindeki markasal kullanımının davacı adına tescilli 2010/67010 numaralı “...” markasının tescil kapsamındaki 35. Sınıfta reklamcılık hizmetlerinde gerçekleştiği, kullanımın davacı markasının ayırt edilemeyecek benzerlikte olduğu, söz konusu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde hizmetin kaynağına ilişkin ilişkilendirme dahil karıştırılma tehlikesine sebebiyet verdiği bu nedenle SMK 7 ve 29.maddeleri kapsamında davalı eyleminin davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği , davalı şirket yetkilisi hakkında KYOK kararı verilmiş ise de TBK 74. Maddesi gereği bu kararın hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer yandan Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," haksız rekabet hâllerinden biri olarak belirlenmiştir. Buna göre, kişinin bir başkasının mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının, internet alan adının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması karıştırılmaya (iltibasa) yol açar ve haksız rekabet teşkil eder. Somut olayda , davalının markasal kullanımının iltibasa neden olduğu bu durumun ticari dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ve davalının kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. Buna karşılık, iltibasa sebebiyet veren davalıya ait http://....net/ adlı web sitesine Türkiye'de erişimin engellenmesine karar verilmiş ise de, son kullanımın 16 Haziran 2020 olduğu , davalı şirket yetkilisinin savcılık ifadesinde anılan internet sitesini kapattığını beyan ettiği , davanın 01.03.2021 tarihinde açıldığı, internet sitesinin davadan önce kapatıldığı dikkate alındığında tecavüzün refi kapsamında erişim engeli verilmesinin hukuka uygun olmadığı bu talebin reddi gerektiği değerlendirilmiştir. SMK 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.. (SMK m.150/1'. Kusurun varlığı ve derecesi tazminat hesabında dikkate alınması gereken bir unsurdur. Somut olayda davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-a maddesi kapsamında,Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir. SMK 151/3 maddesine göre, Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. Davacının ticari kayıtlarının temin edilemediği ve bu nedenle net kazancının hesaplanamadığı durumda mahkemece somut olayın özellikleri dikkate alınarak TBK. 50-51.maddeleri hükümlerine göre takdir edilen 2.000 TL maddi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu ancak tecavüz süresinin 19 Eylül 2019-16 Haziran 2020 tarihleri arasında gerçekleştiği, ihlalin boyutu ve süresi dikkate alındığında somut olayda taktir edilen 20.000 TL manevi tazminatın fazla olduğu 10.000,00 TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olacağı kanaatine varılmıştır.

Davalı vekili vekalet ücretlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüş ise de, davacının marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi talebi ile tazminat talepleri ayrı davalar olduğundan her bir talep yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Sonuç olarak , taktir olunan manevi tazminatın miktarı dışında yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin, istinaf başvurunun kısmen kabulü gerektiği anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın manevi tazminat istemi bakımından 10.000,00 TL olarak kısmen kabulüne, davalıya ait http://....net/ adlı web sitesine Türkiye'de erişimin engellenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/10/2022 tarih, 2021/410 E., 2022/125 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, -Davalının "..." şeklindeki markasal kullanımlarının davacının 2010/67010 numaralı "...+şekil" ibareli marka tescilinden doğan haklara tecavüz - haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine -Davalıya ait http://....net/ adlı web sitesine Türkiye'de erişimin engellenmesi talebinin reddine, -Maddi tazminat talebinin kabulüne, B.K. 50 ve 51.maddesi hükümlerine göre takdiren 2.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, - 28/03/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, -Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken haksız rekabet ve markaya tecavüz, maddi tazminat davaları yönünden ( 615,40x2) 1.230,80 TL, manevi tazminat davası yönünden 683,10 TL toplam 1.913,90 karar harcı olmak üzere peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 1.854,60 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 6.500,00 TL bilirkişi ücreti, 223,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.850,1 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 5.137,57 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabulüne karar verilen markaya tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden, 55,000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddine karar verilen internet sitesine yönelik dava yönünden, 55,000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası yönünden, 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat davası yönünden, 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat davası yönünden, 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 13/11/2025 MUHALEFET ŞERHİ:

Davacı taraf, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.

Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir.

Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK CEZA Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, -Davalının "..." şeklindeki markasal kullanımlarının davacının 2010/67010 numaralı "...+şekil" ibareli marka tescilinden doğan haklara tecavüz - haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine -Davalıya ait http://....net/ adlı web sitesine Türkiye'de erişimin engellenmesi talebinin reddine, -Maddi tazminat talebinin kabulüne, B.K. 50 ve 51.maddesi hükümlerine göre takdiren 2.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, - 28/03/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, -Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu 3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu HMK md.353/1 HMK md.333 K556 md.9 K6769 md.151/2 HMK md.355 K7035 md.31 K6100 md.361/1 TBK md.74 K6762 md.57/5 K3054 md.57/5 K6102 md.4 TTK md.55/1 K35169 md.29 K492 md.333 TTK md.57/5 K6100 md.2 TTK md.56 HMK md.361/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog