20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/529 - 2025/2563
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2019
NUMARASI : 2017/237 E. - 2019/224 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/04/2019 tarih ve 2017/237 E. - 2019/224 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirket tarafından 2016/34354 sayılı "...+ şekil" ibareli markanın 37. sınıfta tescili başvurusunda bulunulmuş olup müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin yatırım ve projeleri ile tanınmışlık kazanan "..." markasının grubun ticaret unvanı ve seri markalarının asli unsurunu oluşturduğunu, bu ibareyi içeren tescilli markalarının varlığı nedeniyke gerçek hak sahibi olarak müvekkilinin davaya konu "..." ibareli markaya göre öncelik hakkının bulunduğunu, ... ibaresinin ortaklığının markaları benzer kıldığını, faaliyette bulunduğu tüm sektörlerde ... markasını kullanan müvekkilinin yoğun kullanım ile markaya ayırt edicilik kazandırdığını, ibarenin yanı sıra davaya konu markadaki yaprak şeklinin dahi müvekkilinin markalarındaki şekil unsuru ile benzer olduğunu, müvekkilinin itiraza dayanak markalarının davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 37. sınıfta tescilli olduğunu, markalar arasındaki işaret ve emtia benzerliği nazara alındığında ortalama tüketiciler tarafından markaların ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ve davalının müvekkilin markasının aynısını/benzerini tescil başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2017-M- 3449 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, markada yer alan ve herhangi bir anlamı bulunmayan "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik sağladığını, davacının iddiasının aksine itiraza mesnet markalardaki şekil unsurunun da benzer olmadığını, başvuru markasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının markalarından farklı olduğunu ve davaya konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ortaya koyacak somut delil bulunmadığını, dolayısı ile kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin bulunduğu, ancak "..." ibaresinin ortaklığına rağmen, markaların görsel mizanpajındaki bariz farklardan dolayı, taraf markaları görsel olarak farklılaştığı, "..."şeklinde telaffuz edilecek marka ile "..." markaları arasında markaların "..." sesi ile başlamasından kaynaklanan düşük derecede sesçil benzerlik olduğu, ibarenin toplumdaki yoğun kullanımı nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük, buna karşılık markaların hitap ettiği tüketici kesiminin dava konusu marka kapsamında kalan mallar yönünden dikkat seviyesinin yüksek olduğu, "..." ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak yorumlama yoluna gitmeyeceği, taraf markaları arasında görsel mizanpajdaki farklılıkların son derece baskın olduğu, bu nedenle görsel anlamdaki yüksek düzeyli farklılık karşısında fonetik anlamdaki düşük düzeyli benzerliğin, tüketiciler açısından markalar arasındaki benzer kelimenin varlığını etkisiz kılacağı ve buna bağlı olarak ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirmesi ve karıştırması ihtimalinin söz konusu olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gibi somut olayın özellikleri ve verilen teknik verilere göre kendi içinde çelişkili olduğunu, bu durumda hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünün gereği olarak, rapordaki eksiklik ve çelişkileri gidermesi gerektiğini, "..." ibaresinin yazı şekli ve marka kombinasyonu içindeki konumlandırılması dikkate alındığında diğer ek kelime unsurundan ayırt edilebilecek şekilde ön planda tutulduğunu, ... kelimesinin İspanyolca’da “...” kelimesinin tekil hali olarak “...”, “MARKET” anlamında, marka kapsamındaki emtianın satıldığı yere işaret eden vasıf bildirici tali bir ibare olduğunu, iki kelimenin birleşik yazılmış olmasının bu kelimelerin bütün olarak algılanması sonucu doğurmayacağını, davaya konu markada yer alan ek unsurlar ve renk kombinasyonlarının markaları birbirinden uzaklaştırmaktan ziyade birbirine yakınlaştırdığını, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markalar seri marka mahiyetinde olduğundan davalının markasının halk nezdinde müvekkilli ile özdeşleştiğini, davaya konu marka başvurusunun müvekkilinin aynı sektördeki markalarının ulaşmış olduğu tanınırlıktan haksız bir şekilde yararlanarak, telafisi zor zararlara uğratacağını ve ... ibaresine haiz markasını ilk kez 2009 yılında tescil ettiren müvekkil şirket yaptığı yatırımlar, koyduğu emek ve sermaye ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira dava konusu marka komposizyonunda, konumu, rengi, yazı tipi ve şekil itibariyle "..." ibaresinin esas unsur konumunda olduğu, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, markalar arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan düşük düzeyli benzerlik bulunuyor ise de, "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik sağladığı, dolayısı ile markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.