Esas No
E. 2023/1165
Karar No
K. 2025/1687
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1165 Esas

KARAR NO: 2025/1687

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/03/2023

NUMARASI: 2021/566 E. - 2023/239 K.

DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının Vergi Dairesine olan borcu nedeniyle İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 29.07.2019 tarihli ... sayılı e-haciz bildirisi davacı bankaya gönderilmiş ve davalının banka nezdinde bulunan hak ve alacaklarınıza haciz konması için bildirim yapıldığını, bu bildirime istinaden davalının hesaplarına haciz işlendiğini ancak, hesaplarına haczin işlenmesi sırasında, davalı tarafından artık kendisine ait olmayan işbu Vergi Dairesi adına hacizli tutarın haksız olarak kullanıldığı tespit edildiğini, davalı tarafça haksız olarak tasarrufta bulunan işbu tutar İkitelli Vergi Dairesi’ne ait hacizli tutar olduğundan, 35.573,39 TL’lik tutar bankanın kaynaklarından karşılanmak sureti ile ilgili kuruma ödenmek mecburiyetinde kalındığını, bu nedenle, Vergi Dairesine Bankanın kaynaklarından davalıya ait borcun ödenmesi ile 35.573,39 - TL tutar kadar banka alacağının doğduğunu, bu tutardan 4.177,86 TL'si davalının hesaplarından karşılanmış olmakla 31.395,53 -TL yönünden davacı Bankaya herhangi bir ödemede bulunulmadığını, bu hususta davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi ,davalının hesabında para varken ve üzerine haciz işlemi uygulanmışken paranın çekilmesinin mümkün olmayıp davalının burada hiçbir sorumluluğunun olmadığını, vergi dairesi tarafından davalının borcu nedeniyle haciz kararı gönderildiğini fakat hesapta para olmamasına rağmen alacaklı banka sanki hesapta para varmış gibi haczi işlediğini sonra para olmadığını görünce vergi dairesine takipte talep ettiği parayı ödediğine, banka hem haczi işlememiş ikinci hata olarak da hesapta para olmadığı halde ödeme yaptığını, davacı bankanın hesapta paranın olması halinde bu paraya haciz uygulaması ve hiçbir biçimde tasarrufta bulunulmasına izin vermemesi gerektiğini, davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkumuna karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacının davasının reddine, Davalının kötüniyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu tutar, davalının vergi borcu nedeniyle müvekkili banka kaynaklarından karşılanmak suretiyle vergi dairesine ödendiğini, bu tutar davalıya ait bir borç olduğunu, taraflarınca yapılan ödeme sayesinde davalı kendisine ait bir borçtan kurtulduğunu ve sebepsiz zenginleştiğini, davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilgili tutarın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıya rücu edilerek kendisinden tahsil edilebileceği hukuk kuralları ve kanunlar gereği ortada olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, haciz bildirim anında davalının hesaplarında ne kadar bulunduğu hususu eksik tespit edildiğini, davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle sebepsiz zenginleşme konusundaki takdir mahkemeye bırakıldığını, bu bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, dosyada yeni bir bilirkişi raporu alınmadan, davalının hesaplarında, belirtilen tutarın bulunmadığı, yanlış bildirim sebebiyle davalıya atfedilebilir bir kusur da olmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, mahkemenin eksik raporu hükme esas almasının hatalı olduğunu, müvekkilinin bankanın davalıya ait bir borcu ödediği belgelerle ortaya konduğunu, davalı 35.573,39.-TL tutarında borcundan müvekkili Banka sayesinde kurtulduğunu, davalının bu zenginleşmeden faydalandırılması açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu ve davalının kendi kusurlu hareketinden faydalandırılmasına sebebiyet verdiğini, huzurdaki dava ile birebir aynı nitelikteki İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/593 E. 2022/1041 K. Sayılı ve 15.12.2022 tarihli kararıyla, davalının sebepsiz zenginleştiği yönündeki yerinde tespitle davalarının kabulüne karar verildiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka, vergi dairesine yaptığı 35.573,39 TL ödeme nedeniyle davalıya rücu alacağı bulunduğunu ileri sürerek başlattığı İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı ilamsız takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 31.395,53 TL asıl alacak , 784,89 işlemiş faiz olmak üzere 32.180,42 TL üzerinden 17.03.2021 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, takibin dayanağının vergi ödemesi olarak belirtildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, davanın süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.

31/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda :Banka cevabında haciz anında 58.888,78 TL bakiye olduğu bildirilmişse de, sunulan hesap ekstresinde bu bakiyenin görülmediği, Bankanın vergi dairesine yaptığı bildirime dayalı olarak davalıya atfedilecek kusur bulunmadığı, dolayısıyla bankanın 31.395,53 TL alacağı olmadığı kanaati bildirilmiştir. 26/06/2022 tarihli ek raporda: bankanın , kök rapora itirazında 29/07/2019–26/03/2020 aralığındaki hareketleri ve USD vadesiz hesap bakiyelerini ileri sürdüğü, ancak sebepsiz zenginleşme değerlendirmesinin hukuki nitelendirme olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibarla, hesap ekstresinde 58.888,78 TL bakiye göründüğü, bankanın vergi dairesine hatalı/eksik bildirim yapmış olmasının davalıya atfedilebilir kusur oluşturmadığı kabul edilerek, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, e-haciz anındaki gerçek bakiye ile blokaj gecikmesinin sonuçlarının kime yükletileceği ve bankanın yaptığı ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıya rücu edilip edilemeyeceği üzerinedir.

Dosya kapsamına göre , davalı ...’in vergi borcuna ilişkin olarak İkitelli Vergi Dairesi’nce 29.07.2019 tarihli e-haciz bildirisinin davacı bankaya tebliğ edildiği, davacının haciz bildirimi gereğince davalı hesapları üzerinde işlem yapma yükümlülüğünün bulunduğu çekişmesizdir. Davacı banka, teknik arıza sebebiyle haciz bildirimi anında davalının mevduatları üzerinde derhal bloke koyamadığını, davalı tarafından tasarruf edilmesi üzerine, vergi dairesine bildirilen bakiye farkı nedeniyle idareye 35.573,39 TL’yi kendi kaynaklarından 26.03.2020 ödemek zorunda kaldığını bu bedelden 4.177,86 TL’sının davalının hesaplarından karşılandığı bakiye 31.395,53 TL nin ise ödenmediği anlaşılmıştır. Bu ödeme ile davalının vergi borcu kapatılmış olup, davacının kendi malvarlığından davalının borcunu ifa ettiği bu durumda da davalının , kendi borcundan kurtularak davacının ifası sonucu malvarlığında objektif bir zenginleşme elde ettiği açıktır. Hukukumuzda borçların kaynaklarından biri sebepsiz zenginleşme olarak düzenlenmiştir. Sebepsiz zenginleşmeden zenginleşen için doğan borç iade borcudur. TBK m. 77’ de bu durum “Haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür” şeklinde ifade edilmiştir. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Sebepsiz zenginleşmede iade borcunun doğması için haksız fiile dayalı borçlarda olduğu gibi borçlunun kusurlu olması şartı aranmaz. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince, davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının yaptığı ödemenin davalının vergi borcuna ilişkin olduğu, bu nedenle davalı yönünden sebepsiz zenginleşme koşullarının gerçekleştiği ve davacının rücuen alacaklı olduğu, takibe vaki itirazın haklı bir yönünün bulunmadığı mahkemece kusura dayalı değerlendirme yapılarak hukuken geçersiz gerekçeyle davanın reddi kararının yerinde olmadığı kanaatine varıldığından , istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.

Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında; Davanın KABULÜNE, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, Takibin 31.395,53 TL asıl alacak üzerinden devamına, Davalı aleyhine, İİK m.67/2 uyarınca, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2023 tarih, 2021/566 E., 2023/239 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE,- İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, Takibin 31.395,53 TL asıl alacak üzerinden devamına, Davalı aleyhine, İİK m.67/2 uyarınca, asıl alacağın %20'si oranında (6.277,10 TL) icra inkar tazminatına hükmedilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.144,62 TL karar harcından peşin alınan 388,67 TL'nin mahsubu ile 1.755,95 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 388,67 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 8.00,00 TL bilirkişi ücreti, 162,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.419,07 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 31.395,53 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 72,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 69,85 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog