12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
veren bir firma olup davalı şirketin de müvekkili firmanın hizmet sağladığı inşaat firmalarından biri olduğu, taraflarınca bilindiği üzere Davalı Firma, ---- Firmasından taşeron olarak ---- ve ----- Belediyeleri'nden bazı muhtelif sokakların asfaltlanması işini almış, bu asfaltlama işinin harita ölçüm hizmetini de Müvekkili Firmadan temin etmiş olup Asfaltlama işinin ve dolayısıyla müvekkili firmanın ölçüm gerçekleştirdiği sokakların listesini işbu dilekçe ekinde ibraz ettikleri ve aynı zamanda ------ ve ---- Belediyelerine müzekkere yazılarak listede yazılı bulunan sokakların asfaltlama işinin ve harita ölçümlerinin hangi firma tarafından yapıldığı, bu işin ihalesinin hangi firma tarafından alındığı ve hangi firmaya taşere edildiği hususlarında müzekkere yazılmasını talep ettikleri, nitekim ilgili Belediyelerin kontrol mühendisleri de Müvekkili Firmanın yürüttüğü işin takibini yaptıkları ve kontrollerini gerçekleştirildiği, netice olarak, müvekkili firma davalı firmanın ----- belediyelerinden almış olduğu asfaltlama işinin Haritalama kısmında Davalı Firmaya Harita Mühendisliği hizmeti vermiş olduğu, bu kapsamda Davalı Firmaya hizmet veren müvekkili firma tarafından faturalar tanzim ederek davalı kuruma iletmiş olduğu ve düzenlenen faturaların;
01.08.2023 tarihli ----- numaralı 120.000,00 TL tutarlı fatura,
02.10.2023 tarihli ----- numaralı 180.000,00 TL tutarlı fatura,
16.11.2023 tarihli ----- numaralı 180.000,00 TL tutarlı fatura,
25.12.2023 tarihli ----- numaralı 180.000,00 TL tutarlı fatura,
31.01.2024 tarihli ------ numaralı 150.000,00 TL tutarlı fatura,
31.01.2024 tarihli ------- numaralı 180.000,00 TL tutarlı faturalar olup, tanzim edilen işbu 6 Adet faturanın davalı kuruma gönderilmiş olduğunu, müvekkili tarafından tanzim edilen faturalar karşılığında davalı yanca yapılan ödemelerin;
19.09.2023 tarihinde 30.000,00 TL,
22.09.2023 tarihinde 50.000,00 TL,
06.10.2023 tarihinde 40.000,00 TL,
25.10.2023 tarihinde 50.000,00 TL,
07.11.2023 tarihinde 50.000,00 TL,
12.12.2023 tarihinde 230.000,00 TL,
05.03.2024 tarihinde 350.000,00 TL Tutarlı ödemeler olup, Tanzim edilen faturalar ile Davalı tarafından yapılan ödemeleri gösterir dekontlar karşılaştırıldığında görüleceği üzere davalı firmanın 190.000,00 TL eksik ödeme yapmış olduğunu, raflar arasında ticari ilişki bulunduğu ortada olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ise Davalı firmanın tanzim edilen faturaları almasına karşılık faturalara hiçbir şekilde itiraz etmemesi ve bakiye borcunu ödememesi nedeniyle eksik ödeme yaparak almış olduğu hizmetin karşılığını ödememesi olduğu, müvekkil firma yetkilisi tarafından her ne kadar davalı firma yetkilisine defalarca ödeme yapılıp yapılmayacağı sorulmuşsa da davalı firma yetkilisi ödeme yapılacak diyerek müvekkili firmayı sürekli olarak oyaladığı, taraflarınca----- İcra ------ Esas sayılı dosya ile davalı firma aleyhine icra takibi başlatmış ancak kötüniyetli Davalı Firma bu takibe itiraz ederek haksız şekilde takibi durdurduğu beyan edilmekle, Müvekkili firma tarafından tanzim edilen faturalar hakkında bilgi sahibi olduğu, aldığı kesin ve tartışmasız olan davalı kurum faturalara itiraz etmediğinden son tanzim edilen faturalardan sonra dahi ödeme yapmış ancak bu ödemeyi de eksik yaptığından taraflarınca talep edilen faiz başlangıcı ve oranında da bir yanlışlık bulunmadığı beyan----- yapmış olduğu itirazın iptaliyle, asıl alacağa temerrüt tarihinden başlamak üzere işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup zamanaşımı itirazlarını ileri sürmekte oldukları, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre müvekkili şirket davacı şirkete aylık 100.000TL+KDV bedel ödemekle yükümlü olup davacı tarafından yapılması gereken işler tam ve eksiksiz olarak bitirilmemesine rağmen müvekkili şirket tüm ödemelerini eksiksiz olarak yaptığı, ---- ve ------ bölgesinde yapılacak haritalama işlemlerinden birisi Ocak 2024 bir diğeri de Kasım 2023 tarihinde sona erdiğini, daha sonradan davacı tarafından yapılmayan işlerin bedelinin müvekkilinden talep edilmiş olduğunu, müvekkili tarafından faturaya itiraz edilmemiş olması o fatura bedelinin hak edilmiş olduğu anlamına gelmeyeceği, bunun yalnızca bir karine olduğu, süresi içinde fatura içeriğine itiraz edilmiş olması, faturaya ilişkin karinenin uygulanmamasına neden olup, faturayı alan taraf, sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmişse, fatura içeriğinin önceden yapılmış sözleşmeye uygun olduğu faturayı düzenleyen tacirin ispatı gerektiğini ve ispat yükünü davacı tarafta olduğu, bu nedenle davacı tarafından talep edilebilecek herhangi bir alacak mevcut olmadığı bu husus davacı tarafından da bilinmesine rağmen haksız ve kötüniyetli olarak yalnızca sebepsiz zenginleşme saikiyle böyle bir icra takibi ve dava açılmış olduğu, taraflar arasındaki ilişki Ocak 2024 Ve Kasım 2023 ayı itibariyle sonlanmış olduğu, çalışılan dönem, imzalanan sözleşmeler ve diğer tüm hususlar incelendiğinde belki de müvekkili tarafından fazladan ödemelerin dahi olduğunun anlaşılacağı, davacı firmanın yaptığı işlerin karşılığında müvekkil şirket tarafından yapılması gereken ödemelerin tamamı yapılmış, müvekkil şirket farklı tarihlerde davalı firmaya toplamda
800.000,00-TL ücret ödeme yapmış olduğu, Şayet müvekkili şirketin kötüniyetli olarak davacının alacağını vermeme maksadı olsaydı iş bitene kadar borcunu kısım kısım öder, iş bittikten sonra da geriye kalan 350.000,00-TL ve
230.000,00-TL gibi yüklü ödemeleri yapmayacağı, müvekkili şirket tüm borcunu bitirmek maksadıyla davacı şirketle iş ilişkileri Ocak 2024 tarihinde tamamen sonlandıktan sonra tüm alacak/vereceklerini kapatarak davacı şirkete yüklü miktarda ödemeler yaptığı bu haliyle müvekkili şirket tarafından davacı şirkete ödenecek başkaca bir alacak kalmadığı beyan edilmekle, davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasını savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle,----İcra Dairesinin ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b)Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c)Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Dairesinin -----. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu icra dosyası celp edilmiş, dosyanın incelenmesiyle; davacı şirket, davalı şirket aleyhine, 05/09/2024 t. dayanağı “----- nolu fatura bakiyesi 10.000.-tl ve ------ nolu fatura 180.000.-tl fatura alacağı” olan 190.000.- tl asıl ve her bir fatura için ttk.1530 md. hükmü kapsamında ayrı ayrı talep konusu yapılmış toplam 45.724,94 tl temerrüt faizi olmak üzere toplam 235.724,94 tl alacağının, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %48 ve d.o. ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsili için ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan 10/11/2025 tarihli raporun sonuç kısmında; "Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı tarafından T.C-----. İcra Md. -----. sayılı dosya ile icra takibinin başlatıldığı; dayanağı -----Nolu Fatura Bakiyesi 10.000TL ve ------ Nolu Fatura
180.000TL Fatura Alacağı” olan 190.000TL. asıl alacak ile 45.724,94TL.lik temerrüt faizi olmak üzere toplamda 235.724,94TL.nin ödenmesinin talep edildiği; taraflar arasında imzalı bir sözleşme metnine dosya kapsamından rastlanmamakla birlikte beyanlar incelendiğinde, taraflar arasında TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesinin kurulduğu ve buna göre davacının yüklenici, davalının da işsahibi sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı; davalı işsahibi tarafından davacı yüklenicinin üstlendiği eser meydana getirme (imal etme) edimini gereği gibi, eksiksiz ifa etmediğinin ve bu yüzden alacağa hak kazanmadığının ileri sürüldüğü; ancak uzmanlık alanımız gereğince davacı yüklenicinin üstlendiği edimi zamanında, gereği gibi, eksiksiz şekilde ifa edip etmediği hususunun tespit edilemediği; eğer davacı yüklenici tarafından eserin davalı işsahibine gereği gibi teslim edildiği kabul edilir ise bu oranda davalı işsahibinin, (TBK m. 479 hükmünce) eser bedeli ödeme borcu altında olacağı kanaatine varıldığı; Mali inceleme neticesinde: Sayın Mahkemece Bilirkişi Heyetimize verilen görev ile sınırlı olarak yapılan değerlendirme ile dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, Tarafların Usul ve Yasaya uygun tutulduğu tespit olunan Ticari Defterlerindeki Kayıtları ve Müstenidatları üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde yukarıda yapmış bulundukları açıklamalar sonucunda, 6100 sayılı HMK’ nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, icra tazminatı talepleri ve taleple bağlılığın mahkeye ait olmak üzere, davacı Şirketin 190.000,00 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın iptali istemi ile davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında, davacı şirketin davalı şirketten; takip/dava tarihi itibarıyla takip talebindeki gibi 190.000,00 tl asıl alacaklı durumda bulunduğu mütala olunmuştur. Somut olay da ----. İcra Md. ------ sayılı dosya ile icra takibinin başlatıldığı; dayanağı ----Nolu fatura bakiyesi 10.000TL ve ------ Nolu Fatura
180.000TL fatura alacağı” olan 190.000TL. asıl alacak ile 45.724,94TL.lik temerrüt faizi olmak üzere toplamda 235.724,94TL.nin ödenmesinin talep edildiği; davacının itirazın iptali davasında işlemiş faizi talep etmediği, taraflar arasında imzalı bir sözleşme metnine dosya kapsamından rastlanmamakla birlikte beyanlar incelendiğinde, taraflar arasında TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesinin kurulduğu ve buna göre davacının yüklenici, davalının da iş sahibi sıfatını haiz olduğu davalı iş sahibi tarafından davacı yüklenicinin üstlendiği eser meydana getirme (imal etme) edimini gereği gibi, eksiksiz ifa etmediğinin ve bu yüzden alacağa hak kazanmadığının ileri sürüldüğü ancak tarafların ticari defterleri incelendiğin de gerek Alım/Satım fatura kayıtları gerekse Tahsilat/Tediye kayıtları yönünden tam bir karşılıklılık ve mutabakat içerdikleri, bir diğer ifadeyle taraf ticari defter kayıtlarının birbirlerini teyit ettikleri tespit edildiği, tarafların usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan ticari defterlerindeki kayıtlarında, davacı şirketin davalı şirketten; Takip/Dava tarihi itibarıyla takip talebindeki gibi 190.000,00 TL ASIL ALACAKLI durumda bulunduğunun anlaşıldığı, davacının taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olması ve davalıdan eksik ifa yapıldığına yönelik bir ihtarın da bulunmaması, MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2.Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3.İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
4.Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur ' hükmü uyarınca da davacının alacağını ispat ettiği , davalının tam ve eksiksiz ödediğine yönelik iddiasını ispat edemediğinden bilirkişi heyet raporu hükme esas alınarak davanın taleple bağlı kalınarak asıl alacak yönünden kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
Davanın KABULÜ İLE,
1.Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin 190.000 TL asıl alacak üzerinden devamına,
2.Alacak likit olduğundan takipteki alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3.Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4.Karar harcı 12.978,9 TL 'den davacı tarafça dava açışı sırasında peşin yatırılan 2.066,11 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 10.912,79 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5.Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 2.066,11 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.493,71 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri, 87,50 TL ve bilirkişi ücreti 13.000,00 TL olmak üzere toplam 13.087,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8.Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin(e-duruşma) yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.