5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2025/3092 E. , 2025/14512 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı idare vekili ve davalı tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;
Afyonkarahisar ili, ..., ... köyü 1 40... parsel (eski 145 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; idarece teklif edilen bedelin düşük olduğunu belirterek taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.12.2014 tarihli ve 2014/155 Esas, 2014/804 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 19.12.2014 tarihli ve 2014/155 Esas, 2014/804 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dava konusu ve emsal taşınmazın kadastral parsel olduğu anlaşıldığından, emsali imar parseli kabul ederek belirlenen bedelden düzenleme ortaklık payı düşen rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, davanın 4 ay içinde sonuçlandırılamaması gözetilerek kamulaştırma bedeline, dava tarihinden 4 ay sonra başlayıp karar tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve davanın niteliği gereği, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı idare lehine maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 20.01.2022 tarihli ve 2018/871 Esas, 2022/51 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 20.01.2022 tarihli ve 2018/871 Esas, 2022/51 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucu; hükme esas alınan bilirkişi raporunda farklı mahallede bulunan ve dava konusu taşınmaza göre küçük yüzölçümlü olan ... (...) Köyü 3775 parsel sayılı taşınmazın pay satışı emsal alınarak bedel tespit edildiği gibi, emsal olarak alınan taşınmaz dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre satış tarihi itibarıyla kadastro parseli olduğu halde, imar parseli kabul edilerek emsal incelemesi sonucu bulunan bedelden düzenleme ortaklık payı düşülmek suretiyle değer biçilmesi ve dava konusu taşınmaza çok yakın mesafede bulunan ... Köyü 143 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/440 Esas, 2022/89 Karar sayılı dosyası, Dairemizin 2022/4657 Esas, 2022/15685 Karar sayılı ilamı ile aynı değerlendirme tarihi itibarıyla metrekare birim bedelinin 147,00TL belirlenmesi yönünde bozulduğundan bu bedelden ayrılma nedenleri de açıklanmadan düzenlenen rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu dava konusu 7300 m² yüzölçümlü 145 parsel sayılı taşınmazın 1 40... parsel olarak tapuya tescil edildiği ve taşınmazın alanın da değiştiği gözetildiğinde yenileme sonrası oluşan durum üzerinden hesap yapılması ve yeni ada/parsel numarası üzerinden karar verilmesi gerektiği hâlde, yenileme öncesi durum üzerinden hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal taşınmazın imar parseli, dava konusu taşınmazın ise kadastro parsel olduğu belirtilmesine rağmen dava konusu taşınmazın tespit edilen bedelinden düzenleme ortaklık payı düşülmemesinin hatalı olduğunu, emsal karşılaştırmasının usulüne uygun yapılmadığını, emsalin uygun olmadığını, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazdan arta kalan kısmına değer azalışı uygulanmasının hatalı olduğunu, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı temyiz dilekçesinde özetle; keşfin usulüne uygun olarak yapılmadığını, bilirkişi kurulunun usulüne uygun olarak oluşturulmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, bilir kişi raporlarının yetersiz, özensiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, belirlenen bedelin düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğunu, sunduğu emsallerin dikkate alınmadığını, yeniden keşif icrasına karar verildiği halde bir gerekçe gösterilmeksizin keşif yapılmadan hüküm kurulduğunu, bozma öncesi belirlenen metrekare birim bedeli ile bozma sonrası tespit edilen metrekare birim fiyatı arasında fahiş fark bulunduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekili ile davalının aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Mahkemece her ne kadar bozma ilâmına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bozma öncesi de emsal olarak alınan, farklı mahallede bulunan ve dava konusu taşınmaza göre küçük yüzölçümlü olan ... (...) Köyü 3775 parsel sayılı taşınmazın pay satışı emsal alınarak bedel tespit edildiği gibi, emsal olarak alınan taşınmaz dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre satış tarihi itibarıyla kadastro parseli olduğu halde, imar parseli kabul edilerek emsal incelemesi sonucu bulunan bedelden düzenleme ortaklık payı düşülmek suretiyle değer biçilmesi nedeniyle rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
4.Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekili ve davalının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.