13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücu Alacağı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi ile davalı taraflar arasında muhtelif tarihlerde sigorla reasürans sözleşmesi düzenlendiği, ... ... Bankasının, banka müşterilerine verilen krediye istinaden müvekkili şirket adına sigorta poliçeleri tanzim ettiği, tanzim edilen işbu poliçelere istinaden verilen teminatlar sebebiyle doğacak risklerin/hasarların davalı taraflarca düzenlenen reasürans sözleşmeleri gereği davalı tarafların reasürör olarak üstlendiklerin, 2014 döneminin ortalarında hasar dosyalarının ve hasar ödemelerinin artması ve hasar miktarlarının, poliçe tahakkuklarını geçmesi sebeiyle poliçe primleri hasar dosyalarını karşılamaz hale geldiği, bu aşamadan sonra reasürans sözleşmesinin doğası gereği riskleri üstlenen reasürör şirketler meydana gelen hasarları ödeme yükümlülüğü altına girdiği, ancak müvekkili şirketin düzenli olarak hasar bildirimlerini yapmaya devam etmesi ve ödenen hasarları talep etmesine rağmen reasürans şirketlerinden herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu aşamadan sonra reasürör şirketlerin sanki müvekkilin şirket ile aralarında herhangi bir reasürans yokmuş gibi tavır sergilemeye başladıkları, hasar dosyalarından doğan davalı ... ... ..A.Ş. yönünden 507.410,89 TL, davalı .....Ltd.Şti. yönünden şimdilik 301.866,42 TL ve davalı ... ..A.Ş. yönünden şimdilik 205.544,47 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı ... ... Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; ”…davalılardan ... Sigorta'nın işbu davanın konusunu oluşturan reasüran sözleşmelerinin hiçbir surette tarafı olmadığı, müvekkili şirketin davaya konu reasürans sözleşmeleri altında ticari unvanıyla bir imzasının bulunmadığı, bu sözleşmelere aracılık etmediği ve ayrıca sözleşmelerin imzalandığı dönemde müvekkili şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı dikkate alınarak esasa girilmeden husumet yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; ”…davacı şirketin, müvekkili şirketin taraf olmadığı Reasürans sözleşmeleri kapsamında müvekkili şirkete dava açma ve ondan talepte bulunma hakkının bulunmadığı, bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle müvekkili şirket açısından reddi gerektiği, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği de davacının müvekkili sigorta şirketi aleyhine dava açma hakkı bulunmadığı, sözleşmede imzası olmadığı gibi taraf edimlerinin ifası hususunda da herhangi bir taahhüt/yükümlülük altına girmediği, bu nedenlerle davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini…” talep etmiştir.
Davalı ... ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ”…davalı müvekkili şirketin, davacı ile diğer taraflar arasında Sigortacılık kanunu kapsamında reasürans brokerlığı, 6102 sayılı TTK kapsamında ise acentelik faaliyetinde bulunduğu ve bu faaliyeti karşılığında komisyon ücretine hak kazandığı, taraflar arasında brokerlık hizmeti vermiş olan müvekkili şirketin davacı tarafından zamanında ve usulüne uygun olarak yapılan tüm hasar taleplerini ilgili reasüröre aktarmakta ve işbu aktarılan hasar talepleri akabinde davacı şirket ile ilgili reasürör arasında mutabakata varılması hususunda yardımcı olduğu, bu bağlamda davacı şirketin iddia ettiği ödenmeyen bedellerin bir kısmı zamanında veya hiç bildirilmediği hasarlar, diğer kısmının ise poliçe teminatında yer almayan bedeller olduğu, davacı tarafından bildirilen hasar listesinden halihazırda ödenmiş ve mahsup edilmiş meblağların olduğu, dava açılmış olan hususlar için dava masrafının talep edildiği ancak bunun ilgili poliçe teminatı kapsamında olmadığı hususlarının tespit edildiği ve işbu hususların hasar listesinden çıkarılması yönünde karar alındığı, bu karar üzerine davalı müvekkili şirketçe davacı tarafından gönderilen hasar bildirimlerinin yer aldığı listenin incelenmeye devam ettiği ve 21.02.2018 tarihinde yapılan hasar bildirimlerine ilişkin olarak 29.000 TL davacının hesabına ödendiği, bununla birlikte müvekkili şirketçe gerçekleştirilen incelemede ilgili poliçenin azami miktarının 19.999 TL olmasına rağmen 30.000 TL bedelli bir hasar talebi olduğu tespit edildiği, dolayısıyla müvekkili şirketçe davacı şirkete işbu bedelin ödenmeyeceğinin bildirildiği, zira, ... Sigorta‘nın kendi kusurundan kaynaklı olarak sigortalıya ödeme yaptığı, hasar başvurularını ... ve ...’ya iletilip onay alınmadan sigortalıya ödeme yapmasının doğru olmadığı, 30.03.2018 tarihinde müvekkili şirketçe incelenmiş olan hasar listesi davalı reasürör şirket ...‘ye iletilmiş, davalı sigorta şirketi müvekkile projenin 2016 yılında sona erdiğini, o günden bu zamana mezkur hasarların ihbarının yapılmadığı, 2015 yılında mutabakat yapıldığı için geriye dönük herhangi bir ödeme olmadığını iletilen listede salt olarak zamanaşımına uğramadığı 2016 yılı hasarlarını ve buna ilişkin evrakları iletilmesi akabinde 18.463,95 TL ödeme yapılabileceğinin belirtildiği, ancak, davacıdan bu hususta herhangi bir evrağın müvekkil şirkete iletilmediğinden işbu ödemenin gerçekleştirilmediği, bu nedenlerle husumet ve zamanaşımı itirazının kabulü ile işbu davanın usulden reddine, aksi halde; işbu haksız ve kötü niyetli davanın tüm yönleriyle esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; TTK.m.1403 kapsamında sigorta reasürans sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir. Mahkememizden verilen 23/11/2023 tarih ve ... kararı ile; davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği, verilen bu kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM'a gönderildiği,
İstanbul BAM 12. HD'nin 2024/423 Esas - 2025/952 Karar sayılı ilamıyla; "...Davacı tarafça; ... ... Bankası'nın kredi müşterileri müvekkilince sigortalanmış olup, bu poliçelere istinaden verilen teminatlar sebebiyle doğacak risklerin davalılar ile düzenlenen reasürans sözleşmeleri doğrultusunda davalılarca reasürör olarak üstlenildiği, ilgili protokollerle teminat altına alınan hasarların bildirilmesine rağmen davalılarca ödeme yapılmadığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalı ... ... Sigorta ile ... Sigorta'nın davacı ... Sigorta ile davalı ... Sigorta arasında kurulan reasürans sözleşmelerinde broker olarak yer aldıkları, bu nedenle tarafı bulunmadıkları sözleşmeden dolayı kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, davalı ... Sigortanın ise reasürans sözleşmesinin tarafı borçlusu olduğu, ancak sözleşmelerde dava dışı ... Bankasının dain-i mürtehin olarak belirlendiği, dain-i mürtehin davaya muvafakat etmediğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında dava dışı ... Bankası'ndan kredi kullanan müşterilerin, temin edilen risklerinin gerçekleşmesi neticesinde davacı ...'nın (... Sigorta) ödemekle yükümlü olduğu hasarların teminat kapsam ve limitleri dahilinde tazmin edilmesi amacıyla muhtelif ferdi kaza ve işsizlik risklerine karşı kredi ödeme sigortası reasürans protokolleri akdedildiği, protokollerde davacının sedan şirket, davalı ... Sigorta'nın reasürör, dava dışı ... (...) Sigorta'nın sigorta ettiren ve davalı ... şirketinin reasürans brokeri olarak yer aldığı, ayrıca dava dışı ... Bankası'nın dain-i mürtehin olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmelerde; sigortalı bilgilerinin her ayın sonunda en geç ilgili ayı takip ayın 15'ine kadar reasürans brokerine bildirileceği, bildirimi takip eden 3. ayda ise tahakkuk eden toplam reasürans priminin reasüröre ödeneceği, broker tarafından alınacak hasar bildirimlerinin her ayın sonunu takiben ilk 15 gün içinde yapılacağı, hasar ödemelerinin ise reasürans prim ödemesini takiben 5 gün içinde yapılacağı düzenlenmiştir.
Davacı tarafça sunulan yabancı dilde düzenlenen belgelerin Türkçe tercümelerinde ise ... Limited logo ve adının yer aldığı, ilgili metinlerde reasürans şirketlerinin ve sorumluluk oranlarının gösterildiği görülmektedir.
Reasürans protokollerinde rehin alacaklısı olarak ...gösterilmiş olup, dava öncesinde rehin alacaklısının davaya kayıtsız şartsız muvafakat ettiğine dair bir belge sunulmamıştır. Yargılama sırasında da mahkemece rehin alacaklısına davaya muvafakat edip etmedikleri hususunda yazılar yazılmışsa da, rehin alacaklısı tarafından, yazı konusunun banka ile ilgisi olmadığı belirtilerek davacı sigorta şirketine yönlendirildiği, mahkemece ikinci kez yazılan yazıya da, yazıya cevap verilemediği şeklinde cevap verildiği anlaşılmaktadır.
TTK'nın 1454. maddesi uyarınca; sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Yine aynı yasanın 1456. maddesine göre; sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder. Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. 4721 sayılı TMK'nın 879. maddesi gereğince de, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Rehin hakkı sahibi tarafından verilen muvafakat davanın her aşamasında tamamlanabilecektir. Ancak sigortacı tarafından rehin hakkı sahibine ödeme yapılmışsa, menfaati kalmayan rehin hakkı sahibinin davaya muvafakatinin aranmasına gerek yoktur.
Bu kapsamda somut olayda da davacı tarafça, dava dışı rehin alacaklısı bankaya ödemeler yapıldığı ileri sürülmüş olmakla, davacı sigorta şirketince teminat altına alınan rizikolar kapsamında dava dışı rehin hakkı sahibi bankaya davacı tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerekmekte olup, davacı tarafından ödeme yapılmış ise rehin hakkı sahibinin muvafakatinin aranmasına gerek olmaksızın davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; 1.2.2011-2012/1.2.2013-2014/1.3.2015-2016 tarihleri arasında ... şirketinin reasürör sıfatını haiz olduğu ,alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tesbit edilebilmesi için alacağın muaccel olduğu tarihin belirlenmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine davacı vekiline 19.1.2023 tarihli oturumda davacı vekiline tazminat taleplerinin hangi zaman aralığına ait olduğunu ,hangi alacak kaleminin ne zaman muaccel olduğu hususlarında iki haftalık kesin mehil verilmesi üzerine davacı vekili ; davacı vekilince uyuşmazlık dönemi ve bankaya yapılan ödemelerin hangi dönemlere ilişkin olduğu hususlarında herhangi bir açıklama yapılmaksızın, delil olarak 2011 yılından itibaren yapılan hasar ödemelerine ilişkin okunması da mümkün olmayan bir liste sunulmuştur.
Eldeki davada dava dilekçesinde davacı vekilince hasar mahsuplaşma işlemlerinin 2008-2015 vadeleri arasında düzenli olarak yapıldığı, ancak 2014 döneminin ortalarından itibaren müvekkiline ödeme yapılmadığı belirtilmiş ise de, reasürör tarafından ödenmeyen alacaklarının hangi poliçeye ait olduğunun mahkemece 75 klasörden evraklarının incelenerek bulunması mahkemeden ve bilirkişilerden talep edilmektedir.Nitekim alınan rapor ve ek rapora rağmen bir sonuç alınamamıştır.
Uyuşmazlığın hangi döneme ilişkin olduğu ve uyuşmazlık konusu edilen dönemde dava dışı rehin alacaklısı bankaya ödeme yapılıp yapılmadığı hususu açıklanmadığı gibi, buna ilişkin herhangi bir delil de sunulmamıştır. Bu suretle mahkemece verilen kesin süreye rağmen davacı tarafça somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 119/1 e ve f bentlerinde, vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırt etmek gerekir. Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir. Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklıkta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır. Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi, kanunda öngörülen istisnalar söz konusuysa mümkündür. Kanundaki istisnalar dışında böyle bir yola gidilmesi 25. maddede gösterilen taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı olacaktır.Taraflarca getirilme ilkesine göre, dava malzemesinin, yani vakıaların ve delillerin getirilmesi işi taraflara aittir. Medeni yargılama hukuku, özündeki özel hukuktaki hakların yerine getirilmesini amaçladığı için, tarafların haklarını ararken de aktif olmaları ve kendi iddialarını, bunların dayanaklarını ve delillerini getirmeleri -kural olarak- gerekli ve zorunludur... Davacının hiç bir vakıa ileri sürmemesi demek, aslında iddia yükünü yerine getirmemek demektir. Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul ve vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükü olarak ifade edilmektedir. İddia yüküne, kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz (Prof. Dr. Muhammed Özekes, Dava Dilekçelerinde Eksiklikler Halinde Yapılması Gereken İşler...).
Bu halde ; davacı vekiline müvekkilinin rehin alacaklısı bankaya yaptığı ancak davalılardan alamadığı hasar bedellerine ilişkin ödeme belgelerini ve dayanaklarını ibraz etmesi için makul bir kesin süre verilerek, belgelerin sunulması halinde davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir.
Davalı ... tarafından süresinde zaman aşımı defi ileri sürülmüştür. Somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 1420. (6762 sayılı TTK'nın 1268) maddesi gereğince, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacının yukarıda belirtilen ödeme belgelerini sunması halinde davalılarca ileri sürülen zamanaşımı definin yerinde olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı alacağı hangi reasürörün sorumluluğu dahilinde kaldığı belirlenemediği gibi, zamanaşımı defi de incelenememektedir.
Açıklanan nedenlerle;davacı vekiline ihtilafsız döneme ait ödemeler ayrıştırılarak rehin alacaklısı bankaya yapılan ödeme belgelerini sunması bakımından yeniden makul bir kesin süre verilerek,sunulması halinde aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre dosya kapsamının değerlendirilmesi gerekir.Davacının aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı belirlenmeden davanın bu sebeble reddi doğru olmamıştır.
Uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp değerlendirilmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine.." karar verilerek dosya mahkememiz gönderilmiş ve işbu esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Davacı vekiline, 29/07/2025 tarihli ara kararı ile istinaf mahkemesi ilamı doğrultusunda ihtilafsız döneme ait ödemeler ayrıştırılarak rehin alacaklısı bankaya yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunmak üzere 2 haftalık kesin mehil verilmesine karar verilmiş, davacı yan ise 02.09.2025 tarihli beyan dilekçesi ile; "Bu hususa ilişkin tüm hasar dosyaları dava dosyası içerisinde yer alan CD'de mevcuttur. Bilirkişiler tarafından işbu hususların değerlendirilmediği görülmekle birlikte dain-i mürtehin ...A.Ş.'den sigortalılara ait kredi bilgilerinin ve o dönemki kredi bakiyelerinin ihtilaf konusu hasar dosyalarından gelen ödemeler ile kapatılıp kapatılmadığı hususunun araştırılması ile yukarıda yapmış olduğumuz açıklamanın doğruluğu subuta erecektir. Bu sebeple söz konusu bilgilerin dava dışı ...A.Ş.'den talep edilmesi gerekmektedir." şeklinde cevap verdiği görülmüştür.
Yargılamanın önceki aşamasında da dava dışı ...A.Ş.'ye müzekkere yazılarak reasürans sözleşmelerine konu sigorta poliçelerinden doğan hasarlar sebebiyle ödenen ve tanzim edilen, işbu poliçelere istinaden verilen teminatlar sebebiyle doğacak riskleri / hasarları reasürans sözleşmeleri gereği reasürör olarak üstlenen davalıların meydana gelen hasarları ödememeleri sebebiyle davalılar tarafından karşılanmayan hasar bedellerinin tahsili talepli davada rehin alacaklısı dava dışı kurumunuzun davaya kayıtsız ve şartsız muvafakatınızın olup olmadığı hususları sorulmuş ise de mahkememize müzekkere içeriğine uygun bilgi verilmediği anlaşılmakla, sonuca etkili olmayacağı değerlendirildiğinden yeniden müzekkere yazılmasına gerek görülmemiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, davacı yanın ihtilafsız döneme ait ödemeler ayrıştırılarak rehin alacaklısı bankaya yapılan ödeme belgelerini sunmadığı, daini mürtehin olan dava dışı bankanın kayıtsız şartsız muvafakatının alınmaması nedeniyle davacının aktif husumetinin bulanmadığı anlaşıldığından davanın husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
1.Davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 8.665,31 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.049,91-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Kendini vekille temsil ettiren davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5.Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2025 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)