8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2025/322 E. , 2025/8092 K.
"İçtihat Metni"BOZMA ÜZERİNE
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Yargıtay Bozma Kararı
1.Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2011 tarihli kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.11.2014 tarih ve 2014/4775 Esas, 2014/11617 Karar sayılı kararı ile Sanıklar ... (...oğlu), ..., ..., ..., ..., ..., ... (...oğlu), ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...oğlu) hakkında kaçmaya imkan sağlama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına, görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen hükümlerin ise sanıkların eylemlerinin sadece kaçmaya imkan sağlama suçunu oluşturduğundan görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin karardan çıkartılarak yerine "görevi yaptırmamak için direnme suçundan ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, sanıklar ..., ..., ... (...oğlu), ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu) ve ... (... oğlu) hakkında kaçmaya imkan sağlama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
2.Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.11.2014 tarihli onama ve düzelterek onama kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi sonrasında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.12.2019 tarih ve 2015/16-693 Esas, 2019/687 Karar sayılı kararı ile; "...Olay tarihinde haklarında kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle yakalama kararı olan...ve...isimli hükümlülerin bulundukları yerin tespit edilmesi üzerine kolluk görevlilerinin... ili, Merkez ilçesi,...Köyüne geldikleri, hükümlülerin akrabaları olan ve aynı köyde oturan sanıkların jandarma personeline saldırarak kaçmaları için eylemde bulundukları, jandarma personelinin havaya uyarı ateşi açmasına rağmen görevli jandarma personeline direndikleri, hükümlülerden ...ın sanıkların bir kısmının yardımıyla jandarmaların elinden kaçarak firar ettiği, diğer hükümlü ...’ın ise yaralı olarak ele geçirildiği, hükümlünün askeri araçla hastaneye götürülmek istendiği sırada sanıkların askeri aracın önünü kestikleri, bunun üzerine yaralı hükümlünün sanık ...’ın bulunduğu araca konulduğu, katılanlar ... ve ...’ün de aynı araçla hastaneye doğru yola çıktıkları, bir kısım sanıkların yolda aracı durdurup görevlilere mukavemet ederek yere yatırdıkları, hükümlü ...’ın da bu aşamada kaçtığı belirtilerek sanıkların kaçmaya imkan sağlama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılamasında; Yerel Mahkemece sanıkların kaçmaya imkan sağlama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılmalarına ilişkin verilen mahkûmiyet hükümlerinde; Sanıkların savunmalarına yer verilmiş ise de; katılanların beyanlarına yer verilmeyerek CMK'nın 230. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine;
Ayrıca "Olay yerinde bir kısım sanıkların kimlik bilgilerinin ele geçirildiği, ayrıca tanık ...'nın görevlilerin iddialarını doğruladığı, olaydan hemen sonra yapılan arama ve olaya karışanların tespiti çalışmaları sonucu, olaya maruz kalan ve olaya katılan ve atılı suçları işleyen sanıkları en iyi bilebilecek durumda olan görevlilerin teşhis ve tespitleriyle tüm sanıkların tespit edildiği" şeklindeki gerekçeyle ulaşılan kanaat ile sanıkların suçlarını oluşturduğu kabul edilen eylemlerinin tereddüte yer vermeyecek açıklıkta belirtilmemesi suretiyle aynı fıkranın (c) bendine; Muhalefet edildiğinin anlaşılması karşısında itiraza konu hükümlerin, Anayasa'nın 1 41... sayılı CMK'nın 34, 2 30... . maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçeyi içermediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin onama ve düzeltilerek onama kararlarının kaldırılmasına, Yerel Mahkemece verilen mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 2 30... . maddeleri uyarınca usul ve kanuna uygun gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Hükümlerin yasal ve yeterli gerekçeyi içerdiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,
2.Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.11.2014 tarihli ve 4775-11617 sayılı onama ve düzeltilerek onama kararlarının KALDIRILMASINA,
3.... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2011 tarihli ve 318-780 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 2 30... . maddeleri uyarınca usul ve kanuna uygun gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
4.Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,.." şeklindeki gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma Kararından Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2024 tarihli ve 2020/512 Esas ve 2024/715 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... (...Oğlu), ... (...oğlu), ..., ..., ... (...oğlu), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...oğlu) hakkında zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşme kararı verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanıkların 5237 sayılı Kanunun 294/2-3-4. maddelerinden cezalandırılmaları gerekirken zamanaşımı oluştuğundan düşme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin dolmadığına, kararın usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...Oğlu), ... (...oğlu), ..., ..., ... (...oğlu), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...oğlu) hakkında kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede; 1.Sanıkların üzerine atılı yargılama konusu eylemleri için 5237 sayılı Kanun’un 294/2-3-4. maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-d maddesi gereği 15 yıllık olağan zamanaşımı ve aynı Kanun'un 67/4. uyarınca 22... aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2.Suç tarihi olan 12.04.2009 tarihinden, karar tarihine kadar olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek ilk derece mahkemesince yargılamaya devamla davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde düşme kararları verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2.Sanık ..., sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2023/9-440 Esas, 2024/333 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere: "Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda, a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hallerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin, b.Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hallerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hallerinde yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının, kabulü gerekir." Sanık ...' ın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden önce 24.11.2023 tarihinde vefat ettiği, sanık ...' in, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden önce 27.07.2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesinin gerekmemesi, sanıkların ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğinin, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanıklara vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıması hususları birlikte değerlendirildiğinde; ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmaksızın sanıklar hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR 1.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...Oğlu), ... (...oğlu), ..., ..., ... (...oğlu), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...oğlu) hakkında kurulan hükümler yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenler dışında başkaca yönleri incelenmeyen... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2024 tarihli ve 2020/512 Esas ve 2024/715 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 2.Sanık ..., sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; Cumhuriyet Savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2023 tarihinde öldüğü anlaşılan sanık ... ve 27.07.2019 tarihinde öldüğü anlaşılan sanık ... hakkındaki kamu davasının aynı Kanun' un 322/1-1.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Kanun' un 64. maddesi ile 5271 sayılı Kanun' un 223. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2025 tarihinde karar verildi.