Aramaya Dön

18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2025/795
Karar No
K. 2025/891
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/795 Esas
KARAR NO: 2025/891
DAVA: İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/10/2025
KARAR TARİHİ: 16/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ... markasıyla hareket eden şirketin kullandığı Teşvikiye'deki mağazanın devralınması için... ve firmasıyla haricen anlaştığını, devir için şahsa ve firmasına paraların ödendiğini ve gönderildiğini, mal sahibi kiralamanın devrinden vazgeçtiğini, ödediği karşılıksız kalan paraları geri almak istediğini, işin takibinde anlaşıldığından davacı avukata vekaletname düzenleyip verildiğini, paraların iadesi amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü... Esas ve ...Esas, İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas dosyalarla 4 adet icra takibi başlatıldığını, ortada hiçbir haklı neden yokken davalı şirket davacı avukatı azlettiğini, azlin haksız olduğundan bahisle davalı şirkete ihtarname keşide edildiğini, hak edilmiş avukatlık ücreti 403.252,51TL'nin ödenmesi istenildiğini, hak edilen avukatlık ücretinin ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, haksız itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir şirket olarak tacir olsa bile, davacı taraf avukat olarak tacir olmadığı gibi, avukatın verdiği hizmet ticari nitelikte olmadığından avukatlık hizmetinin ticari iş olarak kabulü mümkün olmadığını, dava konusu haksız azilden kaynaklı alacak TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan sayılmadığını, davanın görevsiz mahkemede açıldığının tespiti ile görevsizlik kararı verilmesini, haksız davanın reddini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı avukatın vekalet ücreti alacağının tahsili istemiyle başlatmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Somut olayda; taraflar arasında akdedilmiş olan vekalet sözleşmesinin azli sebebiyle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılmış olan İstanbul... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:

a)Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.

b)Yargı yolunun caiz olması.

c)Mahkemenin görevli olması.

ç)Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.

d)Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.

e)Dava takip yetkisine sahip olunması.

f)Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.

g)Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.

ğ)Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.

h)Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.

ı)Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.

i)Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.

Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Somut olay bakımından yapılan incelemede uyuşmazlığın konusunun taraflar arasındaki avukatlık vekalet ücreti alacağından kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakla bu konuda mahkemeler arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından talepte bulunulması üzerine; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 12/07/2018 tarih 2018/3546 Esas, 2018/7886 Karar sayılı "Gerçekten de; TBK'ya göre daha özel bir Kanun konumunda olan Avukatlık Kanunu'nda, kamu hizmeti gören avukatların hak ve sorumluluklarına ve avukatlık sözleşmelerinin hüküm ve sonuçlarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak, bu yöndeki bir belirleme, özel hukuk hükümlerine göre avukat – müvekkil arasında yapılan sözleşmelerin,

TBK 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmelerinden ayrı bir sözleşme türü olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Yürürlükteki 6502 sayılı TKHK'da Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden ... gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, ... vekâlet, ... her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder." şeklinde tanımlandığına göre, artık Kanunun bu tanımından hareketle, avukat – müvekkil arasındaki vekalet sözleşmesinden kaynaklı ilişkinin niteliğinin buna göre belirlenmesi gerekeceği açıktır.

Hal böyle olunca, Vekil-Müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin, tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır. Bu açıklamalar ışığında daireler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmesel ilişkinin temelindeki işleme göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.

Bu kapsamda eldeki davaya konu taraflara arasındaki ilişkinin temeli incelendiğinde davalının ticari şirket olduğu ve ticari faaliyetleriyle ilgili olarak davacıdan hizmet aldığı, bu nedenlerle davalının 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici kabul edilemeyeceği, avukat olan davacının mesleki faaliyette bulunan kişi olması nedeniyle tüketici konumunda olmadığı gibi tacir de olmadığı, bu sebeple mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/27420 Esas, 2016/23678 Karar Sayılı, 19/12/2016 Tarihli "... Davada, davalı tacir ise de, davacı tacir olmadığı gibi dava konusu itilaf T.T.K'da yer alan mutlak ticari davalardan da değildir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. " şeklindeki gerekçeli ilamı ve güncel tarihli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2025/388 Esas, 2025/530 Karar Sayılı, 25/03/2025 Tarihli güncel ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmaklaaşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;

1.Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,

2.Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

3.HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,

4.Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)

5.HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog