18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO :2025/2523
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/04/2025
NUMARASI :2024/353 Esas - 2025/247 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/05/2014 tarihinde davalı nezdinde ... poliçesi ile sigortalı dava dışı sürücü ...'in sevk ve yönetimindeki otomobilin, müvekkilinin sevk yönetimindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazada dava dışı sürücü ...'in kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00-TL geçici ve 500.00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, zaman aşımı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, daha önce Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/407 esas sayılı dosyasında yargılama devam ederken davacının maluliyet tazminatı ile ilgili davalı ile sulh olunduğunu ve buna istinaden davadan feragat ettiğini, davanın kesin hükme bağlandığını, davacının artan maluliyet iddiası ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurduğunu ve başvurunun itiraz Hakem Heyetince reddedilerek kesin hükme bağlandığını, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete yapılan başvurunun usulüne uygun olmadığını belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 10.12.2015 tarihli bilimsel mütala raporu taraflar arasında daha önce ikame olunan ve sulhle sonuçlanan Muğla 2 Asliye Hukuk 2014/407 esas sayılı dosyasından düzenlenen rapor olduğundan ve bu rapor tarihinden sonra davacının dava konusu kaza yaralanmasına ilişkin komplikasyon ve kötüleşme oluşmadığı Adli Tıp Uzman raporu ile tespit edilmiş olduğundan huzurdaki dava yeni bir dava niteliğinde olmayıp daha önce Muğla 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/407 esas sayılı dosyasından yargılaması yapılıp sulhle sonuçlanan ve kesinleşen dava ile konusu ve tarafları itibariyle aynı dava niteliğinde olduğundan, aynı talebe ilişkin olarak aynı kişi tarafından açılan davanın HMK'nın 114/1-i ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesi ile; dava şartı yokluğundan HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereği davanın usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 25/04/2024 gün 2024/328 Esas-2024/622 Karar sayılı kararla; ''..dosyanın incelenmesinde; davacının aynı kaza ile ilgili sürücü, işleten ve sigortacı aleyhine maddi ve manevi tazminat istemi ile Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/407 esasında kayıtlı dava açtığı, maddi tazminat alacağı yönünden davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğundan, manevi tazminatla ilgili olarak sürücü ve işletenle sulh olunduğundan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve kararın 12/12/2016 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir.(HMK.m.303)Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir.Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde hükme dayanak yapılan Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/407 esas sayılı dosyada verilen kararın 12/12/2016 tarihinde kesinleştiği, ancak davacı vekili tarafından 24/02/2016 tarihinde artan maluliyet nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00-TL daimi sakatlık tazminatı istemi ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulduğu,
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından 14/07/2016 tarihli karar ile başvuru sahibinin 49.957,06-TL olan tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin 29/11/2017 tarih ve 2017/1159 esas 2017/910 sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6 maddeleri uyarınca İtiraz Hakem Heyeti'nin kararının kaldırılmasına karar verildiği, verilen kaldırma kararı gereği İtiraz Hakem Heyetince 14/07/2018 tarihinde dosyadan el çekilerek, dosyanın sigorta tahkim komisyonuna iadesine karar verildiği, anlaşılmıştır,İtiraz Hakem Heyetince dosyadan el çekilmesi kararı sonrası davacı vekili 27/11/2020 tarihli dilekçesi ile; maluliyette gelişen durum nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00-TL geçici ve 500.00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsili için İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/669 esasını alan eldeki davayı açmıştır.UYAP sisteminde yapılan araştırmada İtiraz Hakem Heyeti'nin dosyadan el çekme kararının davacı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 29/09/2022 tarih ve 2021/13922 Esas 2022/11175 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu tespit edilmiş ise de; ilk derece mahkemesince İtiraz Hakem Heyeti'nin kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez.Bu durumda mahkemece; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından Yargıtay bozma ilamı üzerine ne gibi işlem yapıldığı, karar verilip verilmediği, karar verilmiş ise usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen tazminat kalemleri yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın, %9 maluliyet oranına göre yapılan sulh sonucu verilen Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/407 esas sayılı dosyasındaki kesinleşmiş karar dikkate alınarak kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4 gereğince kaldırılmasına..'' karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra 2024/353 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde; ''.. 25.05.2022 tarihli Adli Tıp Uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda,Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 10.12.2015 tarihli rapor sonrasında, davacının dava konusu kaza yaralanmasına ilişkin komplikasyon ve kötüleşme oluşmadığının tespit edildiği, iş bu raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2016.E.4843 sayılı dosyadan aynı kaza ve zarar talebine ilişkin olarak yapılan başvuru hakkında da 19/05/2024 tarihli KIT/2018-12-2 sayılı İtiraz Hakem Heyeti kararı ile başvurunun vazgeçme nedeniyle reddine karar verildiği..''gerekçesiyle, davanını reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; adli tıp uzmanı bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, alınan raporun Yargıtay içtihatlarında belirtilen hususları içermediği, Adli Tıp Kurulundan rapor alınmadan, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hastanesinde alınan raporda yeni bir komplikasyon ve kötüleşme olmadığına dair bir değerlendirme olmamasına rağmen sehven hatalı değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu hususlarına ilişkindir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar (artan maluliyet) nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir. (HMK.m.303)Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir.Bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur.Anayasa Mahkemesi'nin 2005/465 nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve 2018/5787 E.- 2018/11726 K. Sayılı kararında; "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.Hal böyle olunca; Sigorta Tahkim Komisyonunca 2016.E.4843 sayılı dosyada verilen 2016/İHK-2797 sayılı İtiraz Hakem Heyeti kararının, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/13922 esas ve 2022/11175 karar sayılı kararı ile bozulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama neticesinde İtiraz Hakem Heyeti'nin 19/05/2024 tarih, 2016.E.4843 - KIT/2018-112-2 sayılı dosyasında '' başvurunun vazgeçme nedeniyle reddine ''dair verilen kararı saklamakla görevli İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 13.08.2018 tarih, 2018/5696 D.İş-esas, 2018/5696 sayılı saklama kararının taraflara tebliğ edilmediği, bu suretle itiraz hakem heyeti kararının usulüne uygun şekilde henüz kesinleşmediği anlaşılmakla söz konusu dosyanın, talep edilen tazminat kalemleri yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın esastan reddine karar verilmesi isabetsizdir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a/6.maddesi hükmü gereğince ikinci defa kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,
1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2025 tarih, 2024/353 Esas, 2025/247 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, 3/İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026