12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yan tacir olup müvekkilleri şirket ile ticari ilişki içerisinde olduğunu, ve müvekkillerinden danışmanlık hizmeti aldığını, söz konusu hizmet karşılığında müvekkilleri şirket tarafından 06.03.2024 düzenleme ve 06.03.2024 ödeme tarihli 22.000,00 USD bedelli fatura tanzim edildiğini, davalı yanın fatura bedelini ödememesi nedeniyle müvekkillerinin daha fazla zarara uğramaması amacıyla taraflarınca söz konusu faturaya ilişkin .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden 23.348,48 USD bedelli takibe geçildiğini, davalı taraf aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emri, davalı borçluya süresinde tebliğ edilmiş olup, davalı ödeme emrine kötü niyetli ve haksız itiraz ederek yalnızca zaman kazanmak maksadıyla takibi durdurduğunu, taraflarınca dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak görüşmeler anlaşamama ile sonuçlandığını, son arabuluculuk tutanağı ekte sunulduğunu, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlu taraf borca itiraz dilekçesindeki, müvekkillerine herhangi bir borcu bulunmadığı iddiası asılsız olduğunu, müvekkilleri, alacağına kavuşamadığı gibi maddi anlamda ciddi sıkıntılar yaşadığını, davalı tek başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda olduğunu, davalı borçlunun likit ve belirli bir alacağa dayalı icra takibine yalnızca müvekkillerinin haklı alacağına daha geç kavuşmasını sağlamak amacıyla ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itirazının haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğu açıkça ortada olduğunu, bu nedenle itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir danışmanlık ya da acentelik sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle, davacının iddia ettiği alacağın likit ve belirlenebilir olduğu yönündeki beyanları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı, ne tür bir hizmet verdiğini somut olarak açıklamamış olup, açıklaması halinde buna ilişkin beyanda bulunma hakkı saklı tutulmakla, müvekkilleri şirket, davacıdan aldığı hizmetlerin bedelini fazlasıyla ödediğini, şirket kayıtları ve sunulan cari hesap dökümleri de bunu teyit ettiğini, davacı, hizmet verdiğine dair herhangi bir belge veya evrak sunmadığını, ödemeler, davacı şirket yetkilisi ...'nin talebi üzerine onun hesabına yapılmış olup, dekontlar ve WhatsApp yazışmaları delil olarak sunulduğunu, tanık beyanlarıyla da bu durum destekleneceğini, davacının iddia ettiği alacağı ispat edemediği ve sunduğu hizmetin içeriğini ortaya koyamadığı açık olduğunu, yalnızca ödeme yapılmış olması, bu ödemenin bir hizmet karşılığı olduğunu göstermediğini, davacı taraf kötü niyetle icra takibi başlatmış, haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, bu nedenle, davanın reddine, davacı taraf aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere sayın mahkemece takdir olunacak kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava dilekçesi, sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 23.348,48-USD üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İddia ve toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 07/04/2024 tarihli raporunda özetle; "03.12.2024 tarihli duruşmada Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ile “...5-Taraflarca talep halinde HMK.218 md gereğince bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine...” olduğu, buna mukabil taraf vekilleri tarafından yerinde inceleme talebi görülmemiş ve buna mukabil, Dosyaya mübrez belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde ; Davalı şirket tarafından 2.500,00 USD ve 121.500,00 TL Davacı şirket yetkilisi olduğu tespit edilen (bir alt bölümde detaylarına yer verilmiştir.) ... isimli yetkiliye ödeme yapıldığı, Davalı şirketin eski ortağı ... tarafından Davacı şirket yetkilisi ...'ye 8.000,00 USD ve 55.000,00 TL ödeme yapıldığı, Kim olduğu anlaşılmayan ... ve ... tarafından Davacı şirket yetkilisi ...'ye 12.000,00 USD ödeme yapıldığı,
Yukarıda detayları açıklanan ödemelerin toplamının 22.500,00 USD ve 176.500,00 TL olduğu müşahede edilmekle, 05.02.2024 tarihli 2 adet makbuz olarak düzenlenen 10.000,00 USD tutarlı ödemenin yapılıp yapılmadığı tarafımdan anlaşılamamış olup, bir bütün olarak bu ödemelerin yapılıp yapılmadığının anlaşılabilmesi için tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği," şeklinde görüş bildirildiği görüldü. Tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilerek ek rapor tanzimi hususunda dosyanın yeniden bilirkişiye tevdine karar verildiği, bilirkişi sunduğu ek raporda özetle; "Davacının incelenen kendi ticari defterlerinde cari hesap olarak Davalıdan takip tarihi olan 22.04.2024 tarihi itibariyle 759.345,40 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen kendi ticari defterlerine göre ise takip tarihi olan 22.04.2024 tarihi itibariyle Davalının davacıdan 53.323,10 TL alacaklı olduğu, bu noktada taraflar arasında 812.668,50 TL cari hesap farklığı oluştuğu anlaşılmıştır. Nihai Mali netice olarak; Huzurdaki davada Davalı tarafından yapılan ve Davacı tarafından defterlerine kayıt edilmeyen ödemelerin Sayın Mahkemece kabulü ve kabul edilmemesi durumuna göre 2 farklı seçenekli neticeye varıldığı, Bunların; Seçenek 1;
Davalı tarafından yapılan ödemelerin Kabul edilmemesi halinde; Takip tarihi olan 22.04.2024 tarihi itibariyle Davacının Davalıdan 23.348,48 USD, (takip tarihi karşılığı 761.557,37 TL'dir) asıl alacaklı olacağı, Seçenek 2 ;
Davalı tarafından yapılan ödemelerin Kabül edilmesi halinde; Takip tarihi olan 22.04.2024 tarihi itibariyle Davalının Davacıdan 53.323,10 TL alacaklı olacağı,
Sayın Mahkemece hangi seçenek kabul edilirse, faiz hususunda taraflar arasında bir sözleşme ve faiz hususunda ihtar olmadığından takip talebinde talep edilen işlemiş faizin yerinde olmadığı, takip tarihinden tahsil tarihine kadar ise tarafların talebi ile bağlı olarak faiz talep edilebileceği," şeklinde görüş bildirildiği görüldü.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde, davanın davalıya verilen danışmanlık hizmeti sonucu hizmet bedelinin tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davacının davalıya verdiği danışmanlık hizmeti karşılığında 06/03/2024 tarihli fatura düzenlendiğini, davalının bunu ödemediği gerekçesi ile icra takibinde bulunduğunu belirttiği, davalının fatura bedellerini ödediğini, herhangi bir borcunun bulunmadığını, alacağın davacı şirket yetkilisi ...'nin talebi üzerine ...'ye yapıldığını, mahkememizce ticari defter ve belgeler ile davalının ödediğine dair belge ve makbuzlar üzerinde bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı, yapılan tespit ve değerlendirmede, davacıya ödemelerin EFT havale şeklinde ...'ye yapıldığı, davacı şirket yetkilisi ...'ye 05/02/2024 tarihinde 2 makbuz karşılığında 10.000,00 USD ve yine davacı şirket yetkilisi ...'ye 12.000,00 USD ödeme yapıldığı, bu hususun excel ve ödeme belgelerinden anlaşıldığı, dolayısıyla davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığı ve davalı adına yapılan ödemelerin davacı tarafça iade edildiği veya kabul edilmediğinin, davacı tarafça ispat edilmediği anlaşıldığından davacının davasının reddedildiği, davacının kötü niyetli icra takibinde bulunduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatının hüküm altına alınmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1.Davacının davasının reddine,
2.Davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine,
3.Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 615,40 TL ilam harcının peşin alınan 13.005,50-TL'den düşümü ile bakiye 12.390,10-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4.Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
5.Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 120.233,61-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
6.Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
7.3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair,
HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/12/2025 Katip ... Hakim ...