8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/6561 E. , 2025/6973 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan kadastro çalışmasında dava konusu 2 68... parsel sayılı taşınmazın çayırlık vasfıyla davalı ... adına 29.08.2009 tarihinde tespit edildiği, 23.12.2009 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan 2210 metrekarelik tarla vasıflı 18... ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının bulunduğunu, kadastro tespit çalışmalarında herhangi bir parsele uygulanamadığını ve Hazine adına tescilinin yapılamadığını, taşınmazın davalı adına kayıtlı 2 68... parsel sayılı taşınmaz içerisine alındığını, Hazine adına olan tapu kaydının yer tespitinin yapılarak 2 68... parsel sayılı taşınmaz içerisinde 22.02.1978 tarihli tapu senedindeki vasıf ve miktar ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2015 tarihli ve 2014/461 Esas, 2015/952 Karar sayılı kararıyla; davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının zemine uygulandığı, 11.10.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alanın eski tapu kaydı ile örtüştüğü, bu alanda davalının zilyetliğine değer verilemeyeceğe belirtilerek davanın kabulüne, dava konusu 2 68... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.210,00 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacı Hazine adına, (B) harfi ile gösterilen 1.636,71 metrekare yüzölçümündeki bölümün ise davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.02.2019 tarihli ve 2016/6791 Esas, 2019/562 Karar sayılı ilamında özetle; davacı Hazinenin tutunduğu tapu kaydının haritasının ölçekli olup olmadığının araştırılmadığı, ölçeğinin bulunması halinde kadastro paftasının ölçeği ile dayanak haritanın ölçeğinin eşitlenip çakıştırılmak suretiyle haritanın kapsamının belirlenmesi gerektiği, taşınmazın dayanak haritadaki ve kadastro paftasındaki geometrik şekilleri arasında gözle görülebilir farklılıklar bulunduğu, ancak bunun sebebinin izah edilmediği, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilerek yöntemince komşu parsel uygulaması yapılmadığı, tapu kayıtları ve dayanaklarının getirtilmediği, revizyon durumlarının araştırılmadığı, nizalı taşınmazın sınırında bulunduğu anlaşılan yol ve derenin halihazırda zeminde mevcut olup olmadıkları ve kadim nitelik taşıyıp taşımadıklarının saptanmadığı, hüküm kurmaya elverişli olmayan teknik bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği, belgelerin getirtilerek dosyanın ikmalinden sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, öncelikle 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi hükmü uyarınca, davacı Hazine tapusunun dayanağını oluşturan krokinin ölçeğinin bulunması durumunda, kadastro paftasının ölçeği ile dayanak haritanın ölçeği eşitlenip çakıştırılmak suretiyle tapu kaydının kapsamının tespit edilmeye çalışılması, tapu kaydının dayanağı haritanın uygulanma kabiliyetinin bulunmaması veya ölçekli olmaması halinde kayıtta tarif edilen sınır yerleri ve ölçüler esas alınarak uygulama yapılması, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması ve gerektiğinde tespit bilirkişilerinin dinlenilmesi, uzman fen bilirkişisinden dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerini düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlemesi ve tapu kaydının kapsadığı alanın kroki üzerinde göstermesinin istenilmesi, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıklardan dosyadaki krokiye göre nizalı taşınmazın sınırında bulunduğu anlaşılan yol ve derenin halihazırda zeminde mevcut olup olmadığı, kadim nitelik taşıyıp taşımadıkları, sınır ve güzergahlarında zaman içerisinde değişim gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bu yolla dava konusu taşınmazın davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığının saptanması, tapu kaydının kapsamında kalan kısım üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinin gözönünde bulundurulması, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının dayanağı tapu kaydının krokisiyle, zemindeki durumun uyumlu olduğu, kroki ile mahalli bilirkişi anlatımlarının uyuştuğu, fen bilirkişi raporunda dayanak tapu krokisinin 1/1000 ölçeğinde olduğu, ancak taşınmazın koordinat birliğinden bağımsız basit kroki niteliğinde olduğundan orjinal paftası ile çatıştırılamadığının belirtildiği, 1 07... , 9, 10, 11 parsel sayılı taşınmazların revizyon görmeyip uygulanamayan parseller olduğu, yol ve derenin kadimden beri aynı olduğu, sınırlarının değişmediğinin beyanlardan anlaşıldığı, fen bilirkişi raporunda (A) harfi gösterilen alanın eski tapu kaydı ile örtüştüğü, bu kısımda davalının sürdürdüğü zilyetliğe değer verilmeyip kalan (B) harfi ile gösterilen kısmın davalı üzerine tescil edilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulüne, dava konusu 2 68... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, 11.10.2023 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile sarı renkte boyalı olarak gösterilen 2.210 metrekarelik kısmının 2 68... parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarasını takip eden parsel numarası ile davacı Hazine adına tapuya tesciline, ekli krokide geriye kalan (B) harfi ile gösterilen 1.636,71 metrekarelik kısmın aynı adanın son parsel numarasını takip eden parsel numarası ile tescildeki maliki adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin tamamının dava konusu yerin Hazine ile ilgisinin bulunmadığını belirtmesine rağmen davanın kabulüne kararı verildiğini, taşınmazın kadimden beri davalının zilyetliğinde çayır vasfında olduğunu, komşu şahıs parselleri ve davalının taşınmazlarıyla bütünlük oluşturduğu iddiasıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.