Esas No
E. 2022/7939
Karar No
K. 2025/15059
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/7939 E.  ,  2025/15059 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1469 Esas - 2022/1223 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/ 94... /68 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davalı vekili Av. .. ile davacı vekili Av. .. .. geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.11.2025 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2012 yılından bu yana aydınlatma sektöründe görev alan bir iş adamı olduğunu, 29.07.2016 tarihinde bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçu işlediği iddiasıyla ifadeye çağrıldığını, 05...58 numaralı telefon hattı ve bağlantılı IP adresi nedeniyle dosyada adının geçtiğini öğrendiğini, daha sonra Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/231 esas dosyası ile bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan hakkında kamu davası açıldığını, bu duruma davalı şirketin polise gönderdiği müzekkere cevabında asıl sorulan IP adresini değil yanlış bir IP adresi göndermesinin neden olduğunu, davalı şirketin bu eylemi nedeniyle davacının önce şüpheli sonra da sanık durumuna düştüğünün anlaşıldığını, davacının davaya konu olayla ve atılı suçla hiçbir alakası bulunmamasına rağmen salt davalı şirketin yanlış IP adresi bildirmesi sonucu TCK 158/1/f kapsamında bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan ağır ceza mahkemesinde yargılanmakta olduğunu, daha önce hiçbir sabıkası olmayan ve hayatı boyunca adliyeye hiç yolu düşmeyen davacının ağır ceza mahkemesinde “sanık” konumunda olduğunu, duruşmalarda kendini vekil ile temsil ettirmek zorunda kaldığını, ağır bir ithamla yargılanması nedeniyle manevi olarak yıprandığını, kanser hastası olduğunu ve tedavisinin devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, zamanaşımı, husumet ve esasa ilişkin itirazları olduğunu, davalı şirketin tüm eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranan bir şirket olduğunu, ayrıca adli ve idari makamlardan gelen ve sayısı yüzbinlerle ifade edilen astronomik sayıdaki talepleri karşılamak için büyük bir gayret içerisinde olduğunu, davacının davalı şirketten talep ettiği maddi ve manevi tazminatın hukuki bir dayanağının bulunmadığını, ilaveten davacının maddi zararını ispata yarar herhangi bir belge sunamadığı gibi talep ettiği manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin yanlış bilgi vermesi sonucu Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması nedeni ile manevi bir üzüntü, acı ve elem duyduğu, davacıda oluşan üzüntü, acı ve elemin varlığı hususunda mahkemede tam bir kanaat oluştuğu, ancak davacının kanser hastalığı ile davaya konu eylem arasında illiyet bağının ispat edilemediği, maddi tazminatın tanık beyanlarıyla ispat edilemeyeceği, dosyada bu hususta herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, davacı tarafça da 05.11.2019 tarihli celsede defter kayıt ve belgeler üzerinde inceleme talepleri olmadığını ve maddi tazminat konusunda tanık beyanlarıyla karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldığından davacı tarafın ispatlanamayan maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, dava konusu olayda davacının korku, acı ve elem duymuş olması, söz konusu eylem sebebiyle Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine karar verilmiş olması, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gibi hususlar değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, maddi tazminata ve manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2018/94 Esas - 2020/68 Karar sayılı mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, yeniden hüküm oluşturularak davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 28.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, davacının dolandırıcılık suçundan yaklaşık bir yıl boyunca yargılandığını, duruşmaya giderken katlanmak zorunda kaldığı maddi zararının reddinin hatalı olduğunu, davacıya tedavisi halen devam eden kanser teşhisi konulmasından dolayı manen yıprandığını, davacının yapmak zorunda kaldığı ortalama masrafı ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerektiği, maddi zararın dosya kapsamında ispat edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı yönünden inceleme yapılmadığını, hüküm altına alınan tazminatın fahiş olduğunu, davacının maddi ve manevi zararını ispat edemediğini, davalı şirkete müzekkerenin tebliğ edildiği tarihte bile yaklaşık 650 adet yazı yazıldığını, her birine özenle cevap verildiğini, davaya konu olayda haksız eylem olabilecek bir fiilin bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Gerekçe Uyuşmazlık, davalının kusurlu eylemi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan ve davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog