21. Hukuk Dairesi
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.
HUKUK DAİRESİ 2024/59 Esas 2025/1745 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :15/12/2022
NUMARASI :2021/664 Esas 2022/770 Karar
GEREKÇELİ KARARIN
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait aracın, davalı sigortacı tarafından kasko poliçesiyle sigortalandığını, aracın tek taraflı maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, hasar tespiti için ekspertiz raporu düzenlettirilerek, tespit edilen 240.000,00 TL hasar bedelinin ve ekspertiz ücretinin tazmini için davalıya ihtar çekildiğini ancak ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 10.000,00 TL hasar bedeli ve 1.500,00 TL ekspertiz ücreti alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu hasarın teminat dışı olması sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, kazaya sebebiyet veren sürücüsünün bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sürücünün olay yerini terk ettiğini, talebe dayanak gösterilen ekspertiz raporunun bilimsellikten uzak olduğunu, avans faiz talebine itiraz ettiklerini, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafından davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortası ile teminat altına alınan aracın 12/09/2020 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazadan sonra araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği anlaşılmaktadır. Kasko Sigortası Genel Şartları A..5.10 maddesinde zorunlu haller, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi haller dışında meydana gelen zararın teminat dışında kalacağı düzenlenmiştir. Davacı yanca araç sürücüsünün olay yerini terk nedeni, cep telefonunun bulunmaması nedeniyle yaşanan panik olarak ifade edilmiş olup, zorunlu bir hal olmadan olay yerini terk edildiği ve sigorta akidinin sözleşme ile yükümlendiği doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilmiştir. Her ne kadar rizikonun teminat dışında kaldığını kanıt yükü TTK'nın 1409 maddesi uyarınca sigorta şirketinde ise de TTK'nın 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğü iyi niyet kurallarına aykırı biçimde yerine getirilmez ise kanıt yükü yer değiştirip, sigortalının rizikonun teminat kapsamında kaldığını kanıt yükü oluşmaktadır. Somut olay yönünden, olay yerini terk nedeni açılamasında zorunlu bir neden belirtilmemiş olmakla iyi niyet kurallarına aykırı olarak ihbar yükümlülüğünü yerine getirilmediği ve bu nedenle oluşan zararın teminat kapsamı dışında olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın oluşumuna ilişkin davacı beyanının doğru olduğunu, bunun aksi iddia edilecekse ispat külfetinin davalı sigorta şirketi üzerinde olup, bu iddianın ancak somut deliller ile kanıtlanması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallinin terk etmesi tek başına teminat dışı hallolarak kabul edilemeyeceği gibi, ispat külfetinin yer değiştirdiğini söylemenin de mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava;kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında yer alan Genişletilmiş Maksimum Kasko Sigorta poliçesi incelendiğinde; davacıya ait ... plaka sayılı aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 27/07/2020 ila 27/07/2021 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, sigorta şirketince davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığı hasar dosyası ile sabittir.
Dosya kapsamında yer alan 12/09/2020 tarihli (saat 05:24'te tanzim olunan) kaza tespit tutanağı incelendiğinde; " firari sürücünün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Angora Bulvarını takiben Ümitköy istikametine seyri sırasında 2007. Cadde kavşağına yaklaştığında direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çıkarak sol yanlarını reklam panosunu ağaca ve tip işaret levhasına çarparak sağ yanına devrilerek meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında sürücünün 2918 s.k. 52-1/b madde kuralı ihlali görüleceği " şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Dava dışı ... tarafından 12/09/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurarak; "... Kurumsal Hizmetler A. Ş. Adına kayıtlı ... plakalı aracında 12/09/2020 günü saat 05.30 sularında Angora Bulvarı 2037 sokak köşesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje vurduktan sonra aracım yan döndü. Aracın içinde telefonumu aradım ancak telefonu bulamadım. Araç yan dönmüş olduğundan dolayı güçlükle ve kendi imkanlarımla çıktım. Telefonu bulamamam sebebiyle polis veya ... Sigorta'ya haber veremedim. Olay yerinden eve gittim. Ailem, uyuduğu için tedirgin olmasınlar diye uyanmalarını bekledim. Eşim uyandıktan sonra eşimin telefonundan arkadaşım ...'ı aradım. Saat 11.30 civarı kaza yerine gittiğimizde aracı kaza yerinde bulamadım. Sonrasında trafik ekipleri tarafından Balgat Yediemin Otoparkına çekildiğini öğrendim. Kaza anlattığım şekilde gerçekleşmiştir. " şeklinde beyanda bulunduğu, hasar dosyası kapsamı içerisinde yer alan başvuru evrakıyla sabittir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken trafik kazasına karıştığını, aracın hasara uğradığını, hasardan davalı sigorta şirketinin sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise hasarın teminat kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın direksiyon hakimiyetini kaybeder orta refüje vurduktan sonra yan dönmesi sonucu davacının aracının hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, teminat kapsamında ise sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Kasko Genel Şartlar A.5.10. maddesi “Zorunlu haller (tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerindeki ihlaller nedeni ile sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir. Kolluk tarafından 12/09/2020 tarihi, saat 05:24'te düzenlenen tutanakta sigortalı araç sürücüsünün olay yerinde bulunmadığı, şüphelinin firari olduğu tutanak altına alınmıştır. Somut olayda, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana geldiği olay yerini terk etmesi hali söz konusudur. Sigortalı araç sürücüsünün tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle olay yerinden uzaklaşmaya ilişkin zorunlu bir hal durumu mevcut değildir. Zorunlu olmayan bir halde sigortalı araç sürücüsünün kazada olay yerini terk etmesi nedeniyle ispat külfeti yer değiştirmiş olup, davacı sigortalının iş bu kazada meydana gelen hasarın teminat kapsamında bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davacı ise anılan ispat yükü kapsamında sigortalı araç sürücüsünün olay yerini zorunlu nedenlerle terk ettiğini ve araçta bu kaza nedeniyle oluşan hasarın teminat kapsamında bulunduğunu ispatlayamamıştır.
Sigortalı araç sürücüsünün saat 11.30 'da kaza mahallini döndüğüne dair beyanına göre de aradaki süreçte kazanın ihbarına ilişkin işlem yapılmaması da gözetildiğinden aradaki sürenin makul sürenin üstünde olduğu da gözetildiğinde ispat yükünün yer değişiminin ilk derece mahkemesince kabulü hukuka uygundur.
Hal böyle olunca, mahkemece zorunlu hal dışında sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesi nedeniyle ispat külfetinin yer değiştirdiği, davacı tarafça rizikonun teminat kapsamında kaldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi . 18/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -