2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilileri ... ve ... isimli şahısların zamanında davacı şirket bünyesinde çalıştığını, ilerleyen zamanlarda taraflar arasında Franchise bayilik sözleşmesi yapıldığını, davalıların şirket bünyesinde çalıştıklarını ve tanışıklık olması sebebiyle iş bu sözleşmenin sözlü olarak yapıldığını, taraflar arasında aylık ciro bedelinin %3'ü üzerinden bayilik bedeli alınmak suretiyle anlaşma sağlandığını, davalı tarafça %3 bayilik ücreti üzerinden bir kısım ödemeler yapıldığını, bunun yanı sıra sözleşme süresince belli bir bedel üzerinden borçluya mal tedariği sağlaması ve sosyal medya internet tanıtım bedeli gibi bedeller üzerinde de anlaşma sağlandığını ancak geçen zamanda davalının ödemeleri yerine getirmediğini ve haliyle davacının alacağının biriktiğini, davalıya verilen ürünlerin ve malların bedelinin, aylık bayilik bedeli ve sosyal medya tanıtım bedeli kaynaklı fatura alacağının ve cari hesap alacağının ödenmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tutarın arabuluculuk tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ile avukat ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında bayilik bedeline ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, taraflar arasında %3 oranında olan bayilik bedeline dair bir anlaşma sağlanamadığını, faturalarda %3 oranını belirtir herhangi bir ibare yer almadığını, faturalarda yer alan bir kısım ürünlerin teslim edilmediğini, davacı tarafından düzenlenen faturalarda yer alan ürünlerin eksik ve hatalı olarak teslim edildiğini, davacı tarafın da dava dilekçesinde belirttiği üzere sürekli olarak eksik ve hatalı ürünler gönderilmesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, aksini iddia etmesi halinde ise davacı tarafından bu durumun ispat edilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı şirket ile davalı şirket arasında sözlü olarak franchise bayilik sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşme kapsamında teslim edilen ürün bedelleri, bayilik bedeli ve sosyal medya tanıtım bedelinin ödenmediği iddiası ile alacak istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Davacı tarafın dava dilekçesinde 10.000,00 TL alacak isteminde bulunduğu ancak dilekçede teslim edilen ürün bedelleri, bayilik bedeli ve sosyal medya tanıtım bedeli yönünden ayrı alacak kalemlerinin bildirildiği, bu haliyle her bir talep yönünden dava değerinin belirlenmediği anlaşılmakla, davacı vekiline her bir alacak kalemi yönünden dava değerini belirlemek üzere HMK 31 maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, sunulan beyan dilekçesinde; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL dava değeri gösterilmiş ise de iş bu dava değerinin; 4.000 TL 'si teslim edilen ürün bedelleri/ fatura alacağı, 4.000 TL'si bayilik bedeli ve 2000 TL 'nin de sosyal medya tanıtım bedeli olduğunu bildirdiği görülmüştür. -Somut olayda davacı tarafın iddiası taraflar arasında Franchise bayilik sözleşmesinin sözlü olarak yapıldığı ve işbu sözleşme kapsamında teslim edilen ürün bedelleri, bayilik bedeli ve sosyal medya bedelinin ödenmediği hususlarına dayanmakta iken davalı taraflar arasında bayilik bedeline ilişkin bir anlaşma olmadığını, bir kısım ürünlerin teslim edilmediğini, %3'lük bir anlaşmanın olmadığını, sürekli eksik ve hatalı ürünler gönderildiğini iddia etmektedir. -Bu doğrultuda taraflar arasında franchise ilişkisi kapsamında bir ticari ilişki bulunduğu sabit olup, davacı tarafın sözleşme içeriğini ve sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirdiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile davacı ve davalı tarafın bildirdiği adreste tarafların bilişim sistemleri üzerinde inceleme yapılarak dava konusu edilen franchise sözleşmesi nedeniyle taraflar arasındaki yazışma dökümlerinin çıkartılması amacıyla SMMM ve bilişim alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 21/03/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 6102 Sayılı TTK.m.64 ve VUK.182 gereğince mecburi olan tabloda belirtilen 2023-2024 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, 2023 yılı kebir ve envanter defterinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde alındığı ancak yevmiye defterinin incelemeye sunulmadığı, yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit edip etmediğinin, birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespit edilmediği, 2024 yılı defterlerinin yevmiye ve kebir defterinin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 1 Sıra no.lu elektronik defter tebliği gereğince elektronik ortamda e-defter olarak tutulduğu, 1 sıra no.lu e-defter tebliği gereğince ocak ayı beratlarının açılış tasdiki, aralık ayı beratlarının kapanış tasdiki yerine geçtiği, açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içinde alındığı, yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde ve kanunlara uygun olarak tutulduğu, birbirini doğruladığı, davacı tarafın 2023 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin sayın mahkemeye bırakıldığı, 2024 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, davalı tarafın defterlerinin ise 6102 Sayılı TTK.m.64 ve VUK.182 gereğince mecburi olan yukarıda tabloda belirtilen 2023-2024 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, 2023 yılı defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde alındığı, yevmiye defteri kapanış tasdikinin yapılmadığı, 2024 yılı defterlerinin açılış tasdiklerinin ara onay şeklinde 2023 yılı defterlerinin devamı şeklinde süresi içinde yapıldığı, yevmiye defteri kapanış tasdikinin yasal süresinin olduğu, yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde, birbirini doğruladığı, davalı tarafın 2023-2024 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin sayın mahkemeye bırakıldığı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davalı taraftan 1.058.447,89 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davacı tarafa 1.395.732,69 TL borçlu olduğu, taraflar arasında dava tarihi itibariyle 337.284,80 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın tarafların ticari defterlerine tek taraflı olarak yaptığı 337.284,80 TL tutarlı kayıt işleminden kaynaklandığı, burada dikkat edilmesi gereken husus davalı tarafın ticari defterlerinde davacı tarafın ticari defterlerine göre 337.284,80 TL daha fazla borçlu olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine davacı taraf lehine yaptığı 29.756,44 TL tutarlı tek taraflı kayıt işleminin olduğu, iş bu kayıt işlemlerinin belgesinin talep edilmesine rağmen dosya muhteviyatına herhangi bir belge sunulmadığı, burada dikkat edilmesi gereken husus davalı tarafın ticari defterlerine kendi lehine yaptığı tek taraflı kayıt işleminin olmadığı, davacı tarafın ticari defterlerine kendi lehine yaptığı 808.617,16 TL tutarlı, davalı taraf lehine yaptığı 1.116.143,70 TL tutarlı kayıt işleminin olduğu, yapılan karşılaştırmada iş bu kayıt işlemlerinin 307.526,54 TL olarak davalı tarafa lehine olduğu, iş bu kayıt işlemlerinin belgesinin talep edildiği, davacı tarafın tüm belgeleri sunduğu, sunulan belgelerin davacı ve davalı taraf lehine olan fatura ve davalı taraf lehine olan dekontlardan ibaret olduğu, burada dikkat edilmesi gereken husus davacı tarafın ticari defterlerinde davalı taraf lehine yaptığı 307.526,54 TL tutarlı daha fazla tek taraflı kayıt işleminin olduğu, netice itibariyle, ticari defter ve kayıtlara göre dava tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 1.058.447,89 TL alacaklı olduğu, 24.01.2025 tarihli duruşma tutanağı ile, davacı tarafın dava dilekçesinde 10.000,00 TL alacak isteminde bulunduğunun ancak dilekçede teslim edilen ürün bedelleri, bayilik bedeli ve sosyal medya tanıtım bedeli yönünden ayrı alacak kalemlerinin bildirildiğinin, bu haliyle her bir talep yönünden dava değerinin belirlenmediğinin, davacı vekiline her bir alacak kalemi yönünden dava değerini belirlemek üzere HMK 31 maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına karar verildiği, davacı tarafın 28.01.2025 tarihli talep dilekçesi ile, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL dava değeri gösterilmiş ise de iş bu dava değerinin; 4.000,00 TL 'sinin teslim edilen ürün bedelleri/ fatura alacağı, 4.000,00 TL'sinin bayilik bedeli ve 2.000,00 TL 'sinin de sosyal medya tanıtım bedeli olduğunu beyan edildiği, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği faturaların içeriklerinin/konularının incelendiği, iş bu faturaların “aylık bayilik payı bedeli”, “sosyal medya hizmeti yansıtma bedeli” ve “ürün bedeli” açıklamalı olarak 3 (üç) şekilde düzenlendiği ancak davacı tarafın dava tarihi itibariyle tespit edilen 1.058.447,89 TL tutarlı alacağının başlı başına/doğrudan doğruya/birebir fatura bazlı alacak olmadığı, cari hesap alacağı olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerin fatura bazlı yapılmadığı, cari hesaba istinaden yapıldığı, ayrıca davalı tarafın düzenlediği iade faturalarının da olduğu, bu durumda nihai takdir sayın mahkemenize bırakılarak davacı tarafın davalı tarafa en son düzenlediği 1.106.310,37 TL fatura tutarının 1.058.447,89 TL bakiye tutarı yönünden hesaplama yapılabildiği, buna göre 1.058.447,89 TL alacak tutarının 729.579,66 TL tutarının ürün bedeline, 306.378,23 TL tutarının aylık bayilik payı bedeline, 22.490,00 TL tutarının sosyal medya hizmeti yansıtma bedeline ait olduğu, ... adresinden davacıya e-postanın yollanmış olduğu ve e-posta içeriğinde “…Bu tarihten itibaren asla siparişimiz olmayacaktır, aramızda yazılı bir anlaşma olmadığından son siparişimizi 03/10/2024 tarihinde vermiş bulunduğumuzu bildirmek durumundayız…” açıklamasının yer aldığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Kök rapora sunulan itirazlar akabinde davalı vekiline ödeme iddialarına ilişkin banka kayıt bilgilerini ve tarihlerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, davalı tarafça bildirimde bulunulması halinde banka kayıtlarının celp edilmesine karar verilmiş, ilgili banka kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -Akabinde daha önce rapor veren bilirkişi heyetine tevdi edilerek davalı tarafın hukuki nitelikte olmayan itirazlarının değerlendirilmesinin ve bu doğrultuda ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, düzenlenen 30/04/2025 tarihli raporda özetle; davalı tarafın itirazları nezdinde kök rapordaki tespit, inceleme ve değerlendirmeleri değiştirecek herhangi bir durum bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememizce, düzenlenen ek raporda banka kayıtlarının incelenmediği ve ilgili kayıtlarda yer aldığı belirtilen ödeme iddialarının irdelenmediği görüldüğünden yeniden rapor alınmasına karar verilmiş, düzenlenen 23/07/2025 tarihli raporda özetle; ... Bankası A.Ş. tarafından 02.05.2025 tarihli olarak dosya muhteviyatına sunulan yazıda, ilgi yazınızda anılan kişi hakkında banka kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda araştırma konusu ... Ticaret Limited Şirketi’nin banka nezdinde ... no.lu hesabı bulunduğunun, 98793978-1 no.lu hesabın 01/01/2022-12/05/2025 tarihleri arası hesap hareketlerinin ekte sunulduğunun beyan edildiği, dosya muhteviyatına sunulan banka kayıtlarının incelendiği, davalı tarafın davacı tarafa yaptığı ödemelerin davacı tarafın ticari defterlerine işlendiği, kısmi olarak davalı tarafın ticari defterlerine de işlendiği, davalı tarafın itirazında beyan ettiği ödeme kayıtlarının davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almasının ve kendi kayıtlarında yer almamasının kendi muhasebesinin eksik, hatalı veya noksan kayıt yapmasından kaynaklandığı, bilirkişi olarak davalı tarafın ticari defterlerine kayıtları bizim atmadığımız, atmamızın mümkün olmadığı, tarafımızdan sadece tarafların muhasebe sistemi tarafın atılan somut ve fiziki kayıtlar üzerinden tespit, inceleme ve değerlendirmelerin yapıldığı, tarafımızdan tespit edilen cari hesap uyuşmazlıkları üzerinden kayıtların ihtilaflı gibi gösterilmesinin söz konusu olamayacağı, ortaya çıkan kayıt farkların tespitinin, incelenmesinin ve değerlendirilmesinin yapılan rapor çalışmasındaki analizin bir parçası olduğu, en nihayetinde, davalı tarafın muhasebe sisteminin eksik, noksan ve hatalı kayıt yapmasına rağmen taraflar arasında karşılaştırma yapıldığından dolayı davalı tarafın ticari defterlerinde muhasebe sistemi tarafından atılan kayıtlar nezdinde davacı tarafa göre daha fazla borçlu olmasına rağmen davaya konu olay nezdinde alacak tespitinin yapıldığı, ayrıca tarafların kayıtları üzerinden sadece karşılaştırma yapılmasının yeterli görülmediği, objektif, tarafsız ve denetime elverişli bir raporun ortaya çıkması için taraflardan kayıtlara ilişkin belge ve bilgilerin talep edildiği ve tespit, inceleme ve değerlendirmelerin bu yönüyle de yapıldığı, davalı tarafın itirazına konu ettiği bir diğer husus olan faturalar konusunun da yine kök raporda her yönüyle incelendiği ve değerlendirmelerin yapıldığı, buna göre kök ve rapordaki sonuç ve kanaati değiştirecek herhangi bir durum bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş,
Mahkememizce alınan raporalr dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, uyuşmazlık konusu tarihler bakımından taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir.
Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu davacı tarafın teslim edilen ürün bedelleri, bayilik bedeli ve sosyal medya tanıtım bedeli yönünden düzenlendiği faturaların davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği, davacının alacak kalemleri yönünden defterlerin birbirini doğruladığı, davalı defter kayıtlarında davacı aleyhine bir alacak kaydının bulunmadığı görülmektedir. -Buna göre dava konusu 729.579,66 TL tutarının ürün bedeline, 306.378,23 TL tutarının aylık bayilik payı bedeline, 22.490,00 TL tutarının sosyal medya hizmeti yansıtma bedeline ilişkin toplam 1.058.447,89 TL alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. -Her ne kadar davalı tarafça cevap dilekçesinde sözleşme içeriği inkar edilmiş, bir kısım ürünlerin hiç teslim edilmediği ve/veya bir kısım ürünlerin hatalı ve eksik olduğu ileri sürülmüş ise de davalının ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaları itiraz konusu etmeden ticari defterlerine kaydettiği, bu konuda bir iade faturası düzenlemediği, tarafların bilişim sistemleri üzerinden yapılan incelemede de dava konusu edilen faturalar yönünden ihtirazi bir kaydın bulunmadığı, somut bir eksik ya da ayıp bildirimi yapılmadığı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. -Yine her ne kadar davalı tarafça ödeme iddiasında bulunularak işbu ödemelere raporda yer verilmediği iddia edilmiş ise de Mahkememizce banka kayıtları davalı tarafın beyanları doğrultusunda celp edilmiş, davalı tarafa ödeme belgelerini sunmak üzere kesin süre verilmiş ve fakat yapılan incelemelerde banka kayıtları ile ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, raporda yer verilen tespitlerden ayrılmayı gerektirir bir husus bulunmadığı, bu tespitler dışında davalı tarafça bir ödeme belgesi sunulmadığı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, sözleşme içeriği hususunda ticari defter kayıtlarının aksini ispata elverişli belge ibra edilmediği, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının tarafların ticari defter kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın davaya konu 729.579,66 TL tutarının ürün bedeli, 306.378,23 TL tutarının aylık bayilik payı bedeli, 22.490,00 TL sosyal medya hizmeti yansıtma bedelini ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın KABULÜ ile;
-Sabit olan 1.058.447,89 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 72.302,58-TL karar ve ilam harcından peşin harç ve ıslah harcı olarak alınan toplam 18.332,48-TL harcın mahsubu ile bakiye 53.970,10- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 18.332,48-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 18.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 219,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 18.647,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 164.767,18- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8.Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/12/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)