13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1523 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2022/657 Esas- 2023/429 Karar
TARİH: 04/05/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ile davalı arasında davacı.... A.Ş.'nin hisselerinin devri hususunda "Şirket Hissesi Satış Sözleşmesi" imzalandığını, bu satış sözleşmesinin belirli aşamalardan oluştuğunu ve belli şartlara bağlı olduğunu, sözleşmenin devamı niteliğinde Bakırköy ... Noterliği huzurunda ... yevmiye nolu, 26/09/2018 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi'nin imzalandığını,
... A.Ş.'nin mali durumunun bozuk olduğunu, kısa vadede çözüm üretilememesi nedeniyle Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/ 182 Esas sayılı iflas erteleme davasının açıldığını, bu davada şirketin malvarlığının korunması için ihtiyati tedbir kararları verildiğini, mahkemenin onayı olmadığından taraflar arasında imzalanan hisse devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğunu, mahkemece verilen ara karar ile şirket hissesinin devrinin yasaklandığını ve buna onay verilmemesi hususunda kayyımın uyarıldığını, müvekkili şirketin borca batık olması nedeniyle tedbir kararı süresi içerisinde mali yapısını güçlendirme çabasına girdiğini, bu süreç içerisinde aracılar vasıtasıyla davalının müvekkili ile iletişime geçip davacı şirkete maddi katkı sağlayabileceğini, bu şirketin tüm borçlarının ödenmesi karşılığında kendisine devredilmesi talebini ilettiğini, müvekkili şirket yetkilisi ... (...'nun kardeşi) bu süreç içerisinde eşini kaybetmiş olup şirketin alacaklılarıyla tek başına mücadele etmenin verdiği yorgunlukla davalının teklifine sıcak baktığını ve şirketin tüm borçlarının ödenmesi şartıyla şirketi devredeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalının, kendisinin nakit para olarak malvarlığının oldukça yüksek olduğunu, uluslararası bağlantıları olduğunu, yurt dışında paraları olduğunu ve bunları getireceğini, devletin de kendisinin arkasında olduğunu, devletle iş yaptığını ifade ederek müvekkiline güven verdiğini, bu sebeple müvekkilinin davalıya inandığını ve hisse devrini kabul ettiğini ancak Mahkemece onay verilmemesi halinde hisse devrinin gerçekleşmeyeceğini davalıya ifade ettiğini, davalının müvekkilinin zor durumundan faydalanarak şirket hisselerini devraldığını, iflas erteleme dosyasının görüldüğü Mahkemece onay verilmediği için hisse devrinin yok hükmünde olduğunu, aslında davalının mali gücünün hiçbir zaman yeterli düzeyde olmadığının, gerçek amacının müvekkilinin darda kalması halinden yararlanarak ve hileli davranışlarda da bulunarak "..." gibi marka değeri olan ve içerisinde çok kıymetli makinaları olan ve binası da kendisine ait olan bir şirketi bedelsiz olarak ele geçirmek olduğunun müvekkili tarafından iyice anlaşıldığını, davalının içeride çok kıymetli makineler olan şirket binasını bedelsiz olarak ele geçirmeye çalıştığını beyanla Bakırköy ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu, 26/09/2018 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi'nin iptaline, ortaklar pay defterinde gerekli düzeltmenin yapılmasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik aylık 1.000,00 TL işgal tazminatının ve şirkete ait fabrikanın kullanılamamasından kaynaklanan zarara karşılık şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yetkilisi olan ... ile yapılan görüşmeler sonucu.... A.Ş., ....Şti ve .... Şti 'nin hisselerinin aktif ve pasifleriyle 9.700.000 TL bedelle kendisine satıldığını, buna dair devir sözleşmesi yapıldığını, satış bedelinin davacı tarafa ödendiğini, ayrıca satış ve devir işleminin tamamlandığının pay ve karar defterine işlendiğini, hisse devrine ilişkin sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı şirket yetkililerinin şirketleri kendisine teslim ettiğini ve kendisinin de bu şirketlerde çalışmaya başladığını, 01/06/2018 günü şirkette toplantı halinde iken şirket yetkilisi ...'nın ... ve ... 'nun kendisine yönelik saldırıda bulunup darp ettiklerini, şirket satış ve devrine ilişkin evraklara zarar verdiklerini, bu konuda Silivri CBS'na suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın halen devam ettiğini, adı geçen kişilerin şirketin devrinden vazgeçtiklerini bildirdiklerini ancak kendilerine yapılan 9.700.000 TL tutarındaki ödemeyi iade etmediklerini, bu arada şirketi ... isimli başka bir şahsa sattıklarını ve devir işlemini tamamladıklarını, satışın iptali için Bakırköy 7. ATM'de tedbir talepli 2018/659 Esas sayılı davanın açıldığını, yeni alıcının şirkete yerleşip şirketin işlerini yönetmeye başladığını, bu dönemde şirket bünyesinde çalışan işçilerin işten çıkarıldığını, şirkete ait bir aracın çalındığını, iflasın ertelenmesi talebiyle Bakırköy 7. ATM'de görülen 2016/182 Esas sayılı davada ikinci kez yapılan satışın onaylanmadığını, görevlendirilen kayyımın yetkisinin bu satışın onaylanmaması için kısıtlandığını, davacılar ile kendisi arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu, iş bu davanın kötü niyetle ikame olunduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, nama yazılı payların hukuki işlemle devir, ciro ve senet zilyetliğinin devralana geçirilmesi ile devredilebileceği, devir işleminin ayrı bir temlik beyanı ile yapılmasının da mümkün olduğu, buna göre nama yazılı pay senetlerinin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve tesliminin gerektiği, davacı şirketin nama yazılı pay senedine bağlanan paylarının lan paylarının temlikname ile devredildiği, pay senetlerinin ciro edilerek zilyetliklerinin davalıya geçirildiği, senetlerin davalıda olduğu, nama yazılı pay senetlerinin devrinin ortaklığa karşı hüküm ifade edebilmesi için devrin pay defterine kaydedilmesinin de gerektiği, somut uyuşmazlıkta devrin pay defterine de kaydedildiği, pay defterine yapılan kayıtların hukuki niteliğinin kurucu değil, bildirici yani açıklayıcı olduğu, her ne kadar davacılar vekili, "... Ambalaj hakkında iflas erteleme davası kapsamında tedbir kararı olduğundan ve bu konuda yetkili olan asliye ticaret mahkemesi taraflar arasında yapılan hisse devir sözleşmesine onay vermediğinden hisse devir anlaşmasının ticaret siciline tescil edilemediğini, mahkemenin onayı olmadan bu hisse devir işleminin resmi olarak gerçekleşmesinin mümkün olmadığını” iddia etmiş ise de, nama yazılı pay senetlerinin geçerli bir şekilde iktisabı için ne pay defterine kayda ne de ticaret siciline tescile gerek bulunduğu, keza her ne kadar davacılar vekili, “taraflar arasında yapılan sözleşmeye de mahkemenin onayının şart olduğunun belirtildiğini” ifade etmekte ise de bahse konu sözleşmenin incelenmesinden, mahkeme onayının, alıcının (yani davalının) sözleşme uyarınca dava dışı ...'ya vermekle yükümlü olduğu teminat senedinin işleme konulması ile alakalı bir mesele olduğu, “Şirket Hissesi Satış Sözleşmesi” bir borçlar hukuku sözleşmesi olup taraflardan birinin bu sözleşmeye aykırı davranmış olmasının, TTK m. 490 uyarınca usulüne uygun bir şekilde yapılan pay devrinin geçerliliğini etkilemeyeceği, dava dilekçesinde taraflar arasındaki devir işleminin irade fesadı ve/veya muvazaa nedeniyle sakat olduğu yönünde bir iddiaya da rastlanılmadığı, davacı ... ile davalı arasındaki pay devrinin geçerli olduğu, dava dilekçesinden davacı ...'nun tazminat taleplerinin yasal dayanağının anlaşılamadığı, davacının gerek pay sahibi, gerekse yönetim kurulu üyesi sıfatı ortadan kalktığından TTK m. 553 vd. hükümleri uyarınca tazminat talep edemeyeceği, davacı ... Şirketinin davayı takip etmeyeceğine yönelik beyanı üzerine dosyanın anılan davacı yönünden işlemden kaldırıldığı ve üç ay içerisinde yenilenmediği gerekçesi ile anılan davacı yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı ... yönünden ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Her ne kadar Mahkemece gerekçeli kararda aksi belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde açık bir şekilde, davalının davacı şirketin kredi borçlarını ödeyeceğini beyan ederek, mali gücü konusunda davacıya güven vererek, esasen hileli davranışlarla şirketi ele geçirmeye çalıştığının ve irade sakatlığı nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunun ileri sürüldüğü, Mahkemece irade fesadına yönelik iddialarının yok sayıldığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bu hususu açıkça izah ettiklerini, davacının kardeşi ...'nın "... Ambalaj"ın borçları için teminat olarak verilmiş taşınmazlarının taraflar arasındaki devir sözleşmesinden sonra ... Bankası tarafından icraen satılmış olması, davaya konu olan sözleşmenin 8. maddesinde finansal kiralamaya konu olan menkul malların davalıya teslim edilmiş olduğu açık seçik yazmakta iken bazı menkul malların ... Ambalaj fabrika alanı içerisinde olmadığı gerekçesiyle davacı ...'nun İstanbul 41.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/358 E., 2022/525 K.nolu dosyasından hapis cezasına mahkum edilmiş olması, davacının halen ... Ambalaj'a ait olan borçları ödemeye devam etmesinin ve Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/182 E. Sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunun irade fesadı halini ispatlayan delilleri olduğu,
İlk derece mahkemesinin irade fesadı iddiaları doğrultusunda bu yöndeki delilleri dikkate alarak bir değerlendirme yapmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davaya konu olan sözleşmenin 11. maddesi gereğince mahkeme ve kayyum onay vermez ise sözleşmenin tamamlanmış olmayacağı, iflas erteleme davasının devam ettiği Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bu devir işlemine onay vermediği,
İlk derece mahkemesince verilen kararın bu nedenle de hatalı olduğu, sözleşme içeriği incelendiğinde davacının sözleşme ile ulaşmak istediği amacın öncelikle ... Ambalaj'ın borçları karşılığı teminat için verilen taşınmazlar üzerindeki rehinlerin kaldırılması olduğu ve bu hususun sözleşmenin kurucu unsuru olduğu, sözleşmenin kurucu unsuru olan hususun davalı tarafından yerine getirilmediği, dolayısıyla sözleşmenin geçerli olmadığı, davalı tarafından davacıya ödenen bir bedel olmadığı, tarafların hisse satış sürecinde anlaşmazlığa düştükleri ve satış sürecinin iptal edildiği, sonrasında ise tarafların yeniden bir araya gelerek yeni bir hisse satış sözleşmesi imzaladıkları, para ödeyip hisseleri devraldığını ileri süren bir kişinin 4 ay sonra kendisini çok ağır taahhütler altına sokan 26.09.2018 tarihinde bir başka şirket hissesi satış sözleşmesini imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, son yapılan 26.09.2018 tarihli sözleşmede 9.700.000 TL bedel alındığından bahsedilmediğine, bu sebeplerle kararın kaldırılması ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacı ... ile davalı arasında, davacı ... A.Ş.'nin hisselerinin devrine ilişkin olarak yapılan sözleşmenin iptali, şirket karar defterinin bu yönde düzeltilmesi, davalının şirkete ait fabrikayı haksız olarak işgal ettiğinden bahisle işgal tazminatı ve davacı şirketin fabrikasını kullanamaması sebebiyle zarara uğradığından bahisle tazminat taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davacı şirket tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve istinaf incelemesine konu karar verilmiştir.
Davacı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüştür. Mahkemenin onayı olmadığından hisse devrinin yok hükmünde olduğuna dair istinaf sebebi, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda; davacı ...'na ait iken davalıya devredilen davacı şirket hisselerinin nama yazılı pay senedine bağlandıkları ve TTK'nın nama yazılı payların devrine ilişkin hükümleri ile Yargıtay içtihatları doğrultusunda usulüne uygun hukuki işlem, ciro ve zilyetliğin devri ile davalıya devredildikleri, devrin pay defterine işlendiği, devrin geçerli olabilmesi için Mahkeme onayının gerekmediği, taraflar arasında imzalanan 25/09/2018 tarihli sözleşmenin borç doğurucu nitelikte bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin 5.1. maddesi ile, mahkemenin devre onay vermesinden sonra, davalının davacı şirket yetkilisine, şirketin elden aldığı nakit borçlara karşılık verdiği senedin vadesinde ödeneceğinin kabul edildiği, söz konusu maddenin hisse devrinin gerçekleşmesine ilişkin bir düzenleme içermediği belirtilmek suretiyle değerlendirildiği, söz konusu değerlendirmelerin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu, taraflar arasında imzalanan 26/09/2018 tarihli ve Noter onaylı hisse devir sözleşmesinde davacı ...'nun hisse devri karşılığı olarak 9.700.000 TL'yi nakden ve peşin olarak elden aldığını kabul ettiği, bu minvalde davacının hisse devri karşılığı kendisine herhangi bir bedel ödenmediğine dair istinaf sebebinin haksız olduğu, her ne kadar davacı, yine taraflar arasında imzalanan ve gizli kalacağı kabul edilen 25/09/2018 tarihli "Şirket Hissesi Satış Sözleşmesi"nin hisse devrine esas olduğundan hareketle, bu sözleşme ile amaçlanan ve sözleşmenin kurucu unsuru olan hususun, davacı şirketin borçları için verilen ipoteklerin kaldırılması olduğu ve davalı tarafından ipotekler kaldırılmadığından sözleşmenin de kurulmadığını iddia etmiş ise de, hisse devrinin bu sözleşme ile değil Noter onaylı ve 26/09/2018 tarihli sözleşme ile yapıldığı, bu sözleşmede hisse devri için herhangi bir koşulun öngörülmediği, sözleşmenin kurucu unsurlarının bedelin ödenmesi ve devrin yapılması olduğu ve bu unsurların da gerçekleştiği, taraflar arasındaki 25/09/2018 tarihli sözleşmenin 4.1. maddesinde davalının, davacı şirketin gecikmiş kredi taksitlerinden birinin karşılığını davacı şirket yetkilisine elden ödediğinin, bu kredi taksitinin ödenmesi ile tarafların aralarındaki dava ve şikayetlerden vazgeçeceklerine dair 4.2. maddesindeki hususların sözleşmenin ön koşulu olduğu ve bu iki maddede yer alan hususlarla birlikte sözleşmenin diğer maddelerinin de yürürlüğe gireceğinin kabul edildiği, dolayısıyla taşınmazların ipoteklerden kurtarılmasının hisse devri için kabul edilmiş bir ön koşul olmadığı, aksine sözleşmenin 6. maddesinde davalının, davacı şirketin borçları için ipotek altına alınan taşınmazları ipotek yükünden kurtaracağına dair bir taahhüt altına girdiği, bu taahhüdün yerine getirilmemesinin ise anılan sözlemeye aykırılık doğuracağı ve sözleşmenin 12. maddesinde bu hal için cezai şart ödeneceğinin kabul edildiği, tüm bu tespitler ışığında, her ne kadar Mahkemenin kabulünün aksine davacı taraf dava dilekçesinde davalının kendisini, mali gücü konusunda hileli davranmak suretiyle yanılttığını iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığı, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen hususların bu iddianın ispatı değil, olsa olsa taraflar arasındaki 25/09/2018 tarihli sözleşmeye aykırılık halini teşkil edeceği, kaldı ki davacının 9.700.000 TL bedeli aldığını kabul etmiş olması karşısında, bu bedeli ödemiş olan davalının hile ile kendisini sahip olmadığı bir mali güce sahipmiş gibi yanılttığını da iddia edemeyeceği, dolayısıyla taraflar arasındaki hisse devrinin geçerli ve davalının davacı şirketin tek pay sahibi olduğu, Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış ve kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ...'nun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Davacı ...'nun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3.Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacı ...'ndan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4.İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.