7. Hukuk Dairesi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1646
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/06/2024
NUMARASI : 2024/129 Esas - 2024/342 Karar
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müteveffa ...'nun öz kardeşi olduğunu, müvekkilin de müteveffanın da davalı tarafa hiçbir borcu bulunamamasın rağmen kendisi hakkında Kocaeli İcra Dairesi - 2021/125842Esas - Genel Haciz Yolu İle Takip - Örnek 7 ile 13.10.2021 tarihinde takip dayanağında asılsız, sahte, tahrifatlı adi bir yazılı evrak ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin mezkur icra dosyasında borçlu olarak gözükmesini gerektirecek herhangi bir somut delil ne takip dayanağında ne de aşamalarda görülmediğini, müvekkilin kardeşi müteveffa ...(TCKN:...) 16.10.1938 doğumlu olduğu, adi sahte bir senedin 05.01.2020 tarihinde ödeneceği iddia ettiği tarihte 82 yaşında olduğunu, mezkur takip dayanağı adi sahte tahrifatlı senedin düzenlendiği tarihte müvekkilinin 81 yaşında olduğunu, müteveffanın 26.04.2022 tarihinde vefat ettiğini, ayrıca davacı müvekkilin mezkur borç sebebi ile dosyaya borçlu olarak eklenmesi de hukuka aykırı olduğunu bu nedenlerle menfi tespit davanın kabulü, müvekkil lehine 3. kişileri kapsayacak şekilde takibin durdurulmasını ve tüm hacizlerin fekki ve sair tedbirler yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilin Kocaeli İcra Dairesinin 2021/125842 Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitini ve Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/125842 Esas sayılı genel haciz yolu ile takip dosyasının iptalini, davalı taraf aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Açılan Davanın Mahkememize Tevzi Edildiği Tarih İtibariyle Arabuluculuk Dava Şartı Yokluğundan REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının görevli mahkemeye dava ikame edilmiş olmasına rağmen görevsizlik kararı verilmesinin, işbu hususa rağmen dava şartı olarak arabulucuya başvurulması ancak mahkemece bu hususun göz ardı edilmesi nedeniyle davacının kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle ağır külfet yüklenmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, hakkın özüne zarar vereceğini ve mahkemeye erişim hakkını engelleyeceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2024 tarih, 2024/129 Esas - 2024/342 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının takip borçlularından ...’nun mirasçısı olduğu, murisin vefatından sonra dosyaya borçlu olarak eklendiği, senette tahrifat yapıldığı ve sahte olarak düzenlendiğini, murisin senette borçlu veya kefil sıfatının da bulunmadığı iddia edilerek eldeki davanın açıldığı, mahkemece arabuluculuk dava şartının bulunmadığından usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK’nın “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 5/A maddesine göre; “ Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmündedir. Yine 6325 sayılı HUAK’ın “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesine göre; “ İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” Hükmündedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.09.2020 tarih 2017/10-2695 esas, 2020/587 karar sayılı ilamında; “30... Aynı Kanunun 3. maddesinde düzenlenen arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda soru işareti bulunmamaktadır. Çünkü kanun koyucu 3. maddede "Arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde açık düzenleme yaparak bireysel iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur.” şeklinde tespitte bulunmuştur. 6100 sayılı HMK’nın dava şartlarını düzenleyen 114/2.maddesinde, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunun düzenlendiği, aynı yasanın 115/2.maddesi 1.cümlesi düzenlemesine göre ise mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Somut olayda; menfi tespit talep edilen senedin kambiyo senedi olduğu, davacının iddialarının kambiyo hukukuna ilişkin olduğu, 6102 sayılı yasanın 4. maddesi gereği eldeki davanın mutlak ticari davalardan olduğu anlaşılmıştır.
01.09.2023 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 7445 sayılı yasanın 31.maddesi ile değişik 6102 sayılı yasanın 5/A maddesine göre ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Davacı tarafın eldeki davayı ilk olarak 06.02.2024 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde açtığı, Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesince 07.02.2024 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, anılan kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 05.03.2024 tarihinde kesinleştiği, dosyanın Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesine 06.03.2024 tarihinde gönderildiği ve bu mahkemeye 06.03.2024 tarihinde tevzi edildiği, mahkemece davacı tarafa 08.03.2024 tarihli tensip zaptının 20.maddesi ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için bir haftalık kesin süre verildiği, bunun üzerine davacı tarafça 13.03.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve 18.03.2024 tarihinde arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığı, mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği görülmüştür. 6102 sayılı yasanın 5/A-1.maddesi gereği dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlendiği görülmüştür. Anılan düzenleme emredici nitelikte olup yukarıda belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.09.2020 tarih 2017/10-2695 esas, 2020/587 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı da değildir. Bunun bir istisnası olarak Yargıtay uygulamasında (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4240 esas 2022/6367 karar sayılı ilamı) davanın ilk olarak görevsiz mahkemede açılması halinde davanın açıldığı mahkeme tarafından görevsizlik kararı verildikten sonra, henüz görevsizlik kararı kesinleşmeden ve davanın görevli mahkemeye tevzi edilmeden önce arabuluculuğa başvurulması ve arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlanması halinde görevli mahkemece esasa girilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ancak eldeki olayda Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesince 07.02.2024 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, anılan kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 05.03.2024 tarihinde kesinleştiği, dosyanın Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesine 06.03.2024 tarihinde gönderildiği ve bu mahkemeye 06.03.2024 tarihinde tevzi edildiği, mahkemece davacı tarafa 08.03.2024 tarihli tensip zaptının 20.maddesi ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için bir haftalık kesin süre verildiği, bunun üzerine davacı tarafça 13.03.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve 18.03.2024 tarihinde arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşıldığından, somut olayda anılan istisnanın uygulama yeri olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi isabetlidir. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/1834 esas 2025/291 karar sayılı ilamı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/1984 esas 2024/4213 karar sayılı ilamı)
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3.Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4.İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5.İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7.6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8.Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2025 ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
*Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*