Aramaya Dön

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

"TÜRK MİLLETİ ADINA"

T.C. GEREKÇELİ KARAR

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı dava dilekçesiyle özetle; davalı aleyhine açılan Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E ... K sayılı ilamın 10.07.2023 tarihinde kesinleştiğini, verile karar doğrultusunda Ankara . Genel İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ilamlı takip yapıldığını, alacaklarını tahsil edemediklerini, borçluya ait Konya'da bir gayrimenkulün muvazaalı satışı nedeniyle tasarrufun iptali davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, davanın 31.10.2014 tarihinde açıldığını, açılış tarihi itibariyle yaklaşık 11 yıllık bir süre geçtiğini, davada 339.230,00 TL ye karar verildiğini, karara göre reeskont faizi ile birlikte toplam 1.0001.926,30 TL olduğunu, bu bedelin bugün satın alma gücü karşısında arada 25 kat fark ettiğini, bu nedenle aşkın/munzam tazminat talebinde bulunduklarını, belirsiz alacak davalarının kabulüne, çıkacak miktara dava tarihinden itibaren yıllık reaskont/avans faizi uygulanmasını, yargılama giderlerini ve vekalet ücretini davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafından açılan Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E ... K sayılı ilamının 10.07.2023 tarihinde kesinleştiğini, davacı ilamdan kaynaklanan alacağı hakkında icra takibi başlattığını, borca yasal faiz işletildiğini, davacının temerrüt faizini aşan bir zararı bulunmadığını, davacının temerrüt faizi ile karşılanmayan somut bir zararı bulunmadığını, munzam zararın nasıl oluştuğunun ve temerrüt faizi ile karşılanamayan somut bir zararın var olup olmadığının bilirkişi raporu le tespiti gerektiğini, munzam zarar koşullarının gerçekleşmediğini, asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletildiğini, munzam (aşkın) zararın talep edilebilmesi için borçlunun temerrüde düşmesinde kusurlu olması gerektiğini, müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, munzam zarar davasının belirsiz alacak davası şeklinde açılabilmesi mümkün olmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, tazminat isteminden ibarettir.

Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamına konu alacağının vadesinde ödenmemesi nedeniyle temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı, varsa zarar tutarının ne kadar olduğu ile davalının bu zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarından ibarettir.

Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ...

K. Sayılı dosyasının incelenmesinde davacısının ...

Ltd. Şti. Davalısının ... olduğu, 24.11.2021 tarihi karar ile 339.230 TL. alacağın, temerrüt tarihi olan 22/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacı ... Ltd. Şti.'ye verilmesine karar verildiği ve kararın 10/07/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bahsi geçen kararın Ankara . Genel İcra Dairesi'nin ...

E. Sayılı dosyasında takibe konu edildiği ve 23.05.2025 tarihi itibariyle dosyanın açık olduğu ve herhangi bir tahsilatın yapılmadığı anlaşılmıştır.

Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ...

K. Sayılı ilamı;

"...Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun tümerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. Dairemizce uzun yıllar munzam zararın varlığını davacı alacaklının somut delillerle kanıtlamak zorunda olduğu kabul edilip uygulanmış olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve ... sayılı başvuru nolu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tesbite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması Anayasa Mahkemesinin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir." şeklindedir. Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ...

K. Sayılı ilamı;

"...Munzam zararın hesaplanmasında somut ve soyut yöntemler dikkate alınır.

Somut yöntemde; davacı alacaklının munzam zarar kaleminin oluştuğunu somut bir biçimde ispatlaması gerekir. Örneğin borcunu zamanında tahsil edememesi nedeniyle kredi borçlanması yaptığını veya 3. kişilere borcunu zamanında ödeyememesi nedeniyle temerrüd faizi ödediğini, cezai şart gibi ödemelerde bulunduğunu, yine dövizle yapmış olduğu borçlanmadan dolayı borcunu zamanında ödeyememiş olması nedeniyle kur farkından kaynaklanan zararı olduğunu, ödemekle yükümlü olduğu vergi, sosyal sigorta prim ödemeleri gibi ödemeleri zamanında ifa edememesi nedeniyle gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını iddia ederek bu zararını ispatlayabilir.

Soyut yöntemde; yaşayan hayatın gerçekleri ve deneyimlerinin zorunlu kıldığı herkesçe bilinen normal durumlar ile fiili karineler başka bir deyişle Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde belirtilen genel kuralın istisnaları şeklinde ispat yükünü ortadan kaldıran olgular, ispat hukuku açısından alacaklı lehine değerlendirilir. Ülkemizde seyreden hiper enflasyon nedeniyle bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için çaba ve girişimlerde bulunmak, örneğin en azından vadeli mevduat, altın, devlet tahvili, döviz gibi yatırımlarda değerlendirmesi olayların normal akışına, hayat tecrübesine uygun bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Enflasyonist ortamda yaşayan normal makul bir insanın parasını atıl bir biçimde tutmayacağı, gelir getirecek bir yatırıma yatıracağı bilinen bir gerçektir. 818 sayılı Borçlar Kanun’un 232 (TBK 187, madde de belirtildiği üzere herkesçe bilinen vakıalarla ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz). Yasal deyimle bu maruf ve meşhur vakıaların ispatına gerek yoktur. Yüksek Enflasyon Dönemlerinde;

Sürekli ve yüksek enflasyonun görüldüğü ülke ekonomilerinde para borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesi, borcun ifasının uzun süre alması nedeniyle alacaklı her zaman zarara uğrar. Bu zararın bazı ispat kolaylıkları ile de olsa ispat edilmesi gerekir. Paranın değer kaybetmesi alacaklının mal varlığında bir eksilmeye yol açması halinde alacaklının zararının bulunduğu kabul edilmelidir. Normal Enflasyon Döneminde; Normal enflasyon dönemlerinde temerrütten sonra ifa anına kadar paranın değer kaybetmesi kural olarak zararın varlığını göstermez. Enflasyon ülke ekonomisinde süreklilik ve yükseklik arzetmiyorsa bu durumda alacaklının somut olaylarla zararını ispatlaması gerekir.

20.10.1989 gün ve ... esas ... karar sayılı İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “para her zaman kullanılması mümkün ve temettü meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın varlığı kesindir.” denilerek para borcunu ödemekte geciken borçlunun bu eyleminden dolayı alacaklının zararının doğacağı kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve ... sayılı başvuru no.lu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması Anayasa Mahkemesi'nin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir. Yine Anayasa Mahkemesi'nin ... başvuru numaralı 27.11. 2019 tarihli kararında da aynı ilkelere temas edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ... başvuru no.lu ... hakkında verilen kararda da munzam zararın talep edilebileceği belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen kararlar uyarınca kişinin mal varlığında meydana gelen azalmanın mülkiyet hakkının ihlâli niteliğinde olduğu munzam zarar ispatı konusunda katı ispat kurallarına bağlı kalındığında ihlâl kararları verildiği ve tazminata hükmedildiği yine yüksek enflasyonist dönemlerde borçlunun borcunu ödemeyerek düşük temerrüt faizinden yararlanarak haksız kazanç elde ettiği ve borçlunun borcunu ödememesi, direngen durumda olması nedeniyle mahkemelerdeki dava sayısının hızla arttığı görülmektedir. Bu nedenle yüksek enflasyonist dönemde soyut yöntemin dikkate alınması tüm bu sakıncaları ortadan kaldıracak, adaletin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Her somut olayın özelliği de dikkate alınarak bulunulacak zarar miktarının TBK'nun 50 ve 51. maddeleri (mülga BK'nın 42 ve 43 md) kapsamında değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Munzam zararın hesap yönteminde dikkate alınacak ekonomik veriler;

1.Her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE- TÜFE, oranı

2.Bankaların 3 aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları,

3.Devlet tahvillerine verilen faiz oranları

4.Döviz kurlarındaki Amerikan Doları ve Euro değişim oranları

5.Asgari ücret artışı

6.Altın fiyatlarındaki artış Sepetteki bu verilerin ortalamasının mahkemece zararın hesaplanmasında dikkate alınması gerekir. ...

Mahkemece konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen ekonomik unsurlar dikkate alınarak oluşturulan sepet hesabına göre davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, varsa bu zarar miktarından da davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartılarak, davacının munzam zarar miktarı bulunup davacı alacaklının aşkın zararının (Munzam) tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının somut olarak zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir...." şeklindedir.

Anılan emsal nitelikteki içtihatlara istinaden munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerekmez. Genel ekonomik verilere göre temerrüt faizi ile karşılanmayan bir zararın varlığı halinde bu zararın borçlu tarafından giderilmesi gerekir. Ancak borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat etmek suretiyle sorumluluktan kurtulması mümkündür.

Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 23.06.2025 tarihli bilirkişi raporu ile 22.07.2014 temerrüt tarihli 339.230,00 TL kapitalin temerrüt tarihi ile 07.03.2025 dava tarihi arası işleyen temerrüt (avans) faizi ile ulaşacağı tutarın 993.557,39 TL olduğu, 339.230,00 TL'nin çeşitli yatırım hesaplarında değerlemesi sonucu ortaya çıkan tutar ortalamasının, diğer ifadeyle güncel değerinin 5.905.009,89 TL olduğu, dolayısıyla temerrüt faizi ile karşılanmayan zarar tutarının 5.905.009,89 - 993.557,39 = 4.911.452,50 TL olduğu tespit edilmiştir.

Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının kesinleşen mahkeme ilamına dayalı olarak davalıdan 339.230,00 TL tutarında alacaklı olduğu, temerrüdün 22.07.2014 tarihinde gerçekleştiği, dava tarihi itibariyle borcun halen ödenmemiş olduğu, davacının temerrüt faiziyle karşılanmayan zararının 4.911.452,10 TL olduğu, davalının temerrüde düşmekte kusurlu olmadığı savunmasını usulünce ispatlayamadığı, dolayısıyla oluşan bu zarardan sorumlu olduğu sonucuna varıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;

1.DAVANIN KABULÜ ile, 4.911.452,10 TL'nin dava tarihi olan 07/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Alınması gereken 335.501,29 TL. nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 84.320,4‬0 TL. harcın mahsubu ile kalan 251.180,89‬ TL. harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600,00 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

4.Davacı tarafından yapılan 86.963,60 TL harç gideri ve 5.260,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 92.223,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 521.572,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak olan (ve 30 TL. olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,

Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2025

Başkan Üye Üye Katip

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.