10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2024/9014 E. , 2025/16541 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 1. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalılar ... Şirketi, ... ve ... Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl dava dosyasında davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, asıl dosyanın diğer davalıları yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen dava dosyasında ... ve ... Genel Müdürlüğü yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, birleşen dava dosyasının diğer davalıları yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 27.02.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına gelen olmadı. Davalı ... İnş. Ltd. Şti. adına Av. ... geldi. Davacılar ve diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; müvekkili sigortalı ...'ın iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, iş kazasının oluşumunda davalıların kusurlu olduklarını ileri sürerek asıl dava dosyasını ... Şirketi, ... Şirketi, ..., ... ve ... Şirketine karşı açıp dava dilekçesinde her iki davacı için 100,00’er TL maddi, 20.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, aşamalarda verdiği 26.09.2017 tarihli dilekçe ile davalı ... dışındaki diğer davalılar yönünden davacı kazalının maddi tazminat istemi 268.753,07 TL’ye arttırmıştır.
Davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra birleşen dava dosyasını aynı zamanda asıl dava dosyasının davalıları olan ... Şirketi, ..., ... ve ...’nın yanında ... Genel Müdürlüğü ve ...’e karşı açarak bu birleşen dava dosyasında davacı kazalının asıl dava dosyasındaki maddi tazminat talebine ek olarak 94.334.11 TL maddi, her iki davacı için 20.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli ilk kararıyla davacı kazalının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine, eş lehine 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verişmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı davalı gerçek kişi ..., davalı ... ve davalı ... Şirketi vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli kararıyla davalı ... yönünden ıslah söz konusu olmamasına rağmen mahkemece adı geçen şirket yönünden talebin aşılarak karar verilmesinin doğru olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda davalı ... Şirketine kusur verilmediği ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının cevabi yazısına göre Erzurum-Çat karayolu üzerinde kazanın meydana geldiği 23 km.de 2010 yılında davalı ... Şirketine ait bir iş bulunmadığının bildirilmesine rağmen Mahkeme tarafından asıl ve alt işveren sıfatı olmayan davalı ... Şirketinin alacaklardan sorumlu tutulmasının yanlış olduğu, davalı ... Şirketi yönünden, kabul ve reddedilen alacak miktarları ile poliçe limiti dikkate alınmadan yargılama giderlerinden sorumluluğa hükmedilmesinin, bunun yanında dava tarihinden önce davacı yanın sigorta şirketine bir başvurusu olmadığı halde adı geçen sigorta şirketinin olay tarihinden faizle sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, davacının maddi zararının hüküm tarihine yakın bir tarih itibariyle yeniden hesaplatılıp oluşacak sonuca göre yeni bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Birleşen dava dosyasının açılmasından sonra İlk Derece Mahkemesince verilen 30.09.2020 tarihli son kararla davalılar ... Şirketi, ... ve ... Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, davacı kazalının asıl ve birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat istemlerinin kabulü ile toplam 363.087,18 TL maddi tazminatın davalılar ... Şirketi, ... ve ... Genel Müdürlüğü dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine, kazalı lehine 20.000,00 TL, eş lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Şirketi, ... ve ... Genel Müdürlüğü ve davalı ... şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli son karına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 29.12.2022 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi ve asıl-birleşen dava dosyaları hakkında tek hüküm kurulması yönlerinden hatalı olduğu gerekçeleri ile istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava dosyası yönünden; davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, bu tazminartın davalılar ..., ..., ... Şirketi ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı kazalı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine, eş lehine 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, manevi tazminatların davalılar ..., ..., ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen dava dosyası yönünden ise davalılar ... Genel Müdürlüğü ve ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davacı kazalının birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat isteminin kabulüne, birleşen dava dosyasında hüküm altına alınan bu maddi tazminatın davalılar ..., ..., ... Şirketi ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, ıslahın ve ek davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili hakkında teselsül hükümlerinin uygulanmasının doğru olmadığını, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca 2020/8 Esas sayılı ek dava dosyasında ... Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun tespitine ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesince yeterli araştırma yapılmadığını, gerekli delillerin toplanmadığını ve yalnızca davalının beyanı ile davalıya yazılan müzekkere cevabına dayanılarak hüküm kurulduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davalı ... vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin her iki müvekkili yönünden 20.000,00'er TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 29.12.2022 tarihli kararı ile manevi tazminat talepleri yönünden kazalının manevi tazminat isteminin kabulüne, eş lehine 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, bu manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin ayrı ayrı altında kaldığı anlaşıldığından davalı gerçe kişi ... vekilinin vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
2.Davalı ... vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı gerçek kişi ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından davacılar vekilinin asıl dava dosyasında; her iki davacı için 100,00’er TL maddi, 20.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, aşamalarda verdiği 26.09.2017 tarihli dilekçe ile davalı ... dışındaki diğer davalılar yönünden davacı kazalının maddi tazminat istemi 268.753,07 TL’ye arttırdığı, İlk Derece Mahkemesinin henüz birleşen dava dosyası açılmadan verdiği 16.01.2018 tarihli ilk kararıyla davacı kazalının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine, eş lehine 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığı, davalı gerçek kişi ..., davalı ... ve davalı ... Şirketi vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Somut olayda davacılar vekilinin 16.01.2018 tarihli ilk Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurmamış olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak aşılarak birleşen dava dosyasında talep edilen maddi tazminatın da kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yalnızca davalı gerçek kişi ... tarafından temyize başvurulmuş olduğu da göz önünde bulundurularak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın adı geçen davalı yönünden düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı ... vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasın birleşen dava dosyasına ilişkin B bendinin ve istinaf harç ve giderlerine ilişkin C bendinin tüm alt bentleriyle birlikte silinerek yerlerine geçmek üzere; "B) 1-Birleşen davanın kısmen kabulü ile a-)94.334,11 TL maddi tazminatın 28.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalılardan sigorta şirketi teminat limitinde sorumlu olmak üzere ve sigorta şirketi açısından faizin başlangıcı 03.01.2020 tarihi olmak üzere ) davalılar ..., ... A.Ş. ve ... İnşaat Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, b-)Davalı ... yönünden birleşen dava dosyasında talep edilen maddi tazminat talebinin usuli kazanılmış hak nedeniyle reddine, c-)Davalılar Karayollar Genel Müdürlüğü ve ... yönünden maddi ve manevi tazminata ilişkin davanın husumet yokluğundan reddine,
2.Birleşen davada alınması gereken 6443,96 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılanın mahsubu ile bakiye 4832,96 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ... A.Ş. (sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) ve ... İnşaat Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davacılar tarafından yatırılan 1611 TL karar ve ilam harcı yargılama giderinin davalılar ..., ... A.Ş. (sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) ve ... İnşaat Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
4.Davacı ... kendisini bir vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maddi tazminat yönünden 15093,45 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... A.Ş. (sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) ve ... İnşaat Ltd.ştinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine
5.Davalılardan ... kendisini vekille temsil ettiğinden AAÜT gereğince reddedilen maddi tazminat yönünden 9200 TL maktu vekalet ücretinin davacı ...dan alınarak davalı Karayollarına verilmesine,
6.Davalılardan ... kendisini vekille temsil ettiğinden AAÜT gereğince reddedilen manevi tazminat yönünden 9200 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Karayollarına verilmesine,
7.Artan gider avanslarının karar kesinleştirildiğinde yatıran taraflara iadesine, C-)1-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
2.Davacıların istinaf başvurusu kısmen de olsa kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının davacılara iadesine,
3.Kararın kesinleştirilmesi, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
4.Gerekçeli kararın Dairemizce taraflara tebliğine, bakiye harç tahsil işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, " ibarelerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.