Esas No
E. 2022/285
Karar No
K. 2026/53
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

E. 2022/285 K. 2026/53 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, E. 2022/285, K. 2026/53, T. 21.01.2026
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas No
2022/285
Karar No
2026/53
Karar Tarihi
21.01.2026
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/285 Esas
KARAR NO: 2026/53
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/04/2022
KARAR TARİHİ: 21/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...’nun, ... Ticaret Sicilinde ... numaraya kayıtlı ...AŞ’nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, aynı zamanda Şirket’in işletmekte olduğu ...Hotel adı ile maruf otelin binasının mülkiyetinin 1/2 oranında sahibi ve bu binanın 1/2 oranında intifa hakkı sahibi olan ...AŞ’nin de büyük ortağı, yönetim kurulu başkanı, murahhas üyesi olduğunu, davalının Yönetim Kurulu Üyeliği döneminde doğrudan kendisi veya kendisinin ortak ve yönetici olduğu ...A.Ş. vasıtası ile ...A.Ş.’ye büyük zararlar verdiğini, Örneğin pandemi döneminde otel kapalı olduğu halde, kısa bir süre için kira indirimini kabul etmeyerek 30 gün ihtarlı ödeme emirleri gönderdiğini, kira parasının uyarlanması için açılan davada en basit teklifleri kabul etmeyerek kira parasını tam almak için şirkete her türlü zararı verdiğini açılan icra takiplerinde tahliye kararı kesinleşmediği halde şirketi tek işletmesi ve faaliyeti olan...Hotel binasından çıkartmak için icra marifeti ile işlem yaptığını, her ne kadar davalının da katılımı ile Şirket’e ait bir kısım mallar haczedilmiş ve muhafaza altına alınmış ise de alt kiracı hakkında hiçbir tahliye kararı olmadığı için tahliyenin tamamlanmadığını, şirket merkezi hâlihazırda ...Hotel binasında olduğu halde, müvekkili şirketin çalışanlarının ve hatta diğer Yönetim Kurulu üyelerinin binaya girmesine dahi izin verilmeyerek ciddi zararların doğmasına yol açtığını, bunun yanı sıra henüz kamu borçları ve ipotekli borçlar ödenmemişken davalının şirkete koyduğu parayı geri alabilmek için yönetim kurulu üyesi olduğu şirkete karşı icra takibi ve davalar açarak şirketin maddi ve manevi anlamda zor duruma düşmesine sebebiyet verdiğini, davacı şirketin ve işbu ihtarın keşidecisi müvekkili ortakların, şirketi zarara uğratmadan bir çözüm bulmak için ellerinden gelen çabayı gösterdikleri halde davalının hem şirket hem de kendisinin menfaatine olan çözümleri reddettiğini ve şirketin zararına yol açacak faaliyetlerde bulunduğunu, şöyle ki: öncelikle Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi olan davalının, Davacılara ve İstanbul Ticaret Odasına ve Ticaret siciline, Beyoğlu ...Noterliğinden 01 Şubat 2022 tarih ve...Yevmiye No ile gönderdiği ihtarname ile şirketin borca batık olduğunu, öz varlığını kaybettiğini, aciz içinde olduğunu, bu durumun Yönetim Kurulu tarafından bildirilmesi ve şirketin iflasının istenmesi gerektiğini ihtar ettiğini, bu durum gerçeğe aykırı olduğu halde sadece müvekkili şirketi zarara uğratmak ve manevi olarak başta kamu kurum ve kuruluşları nezdinde olmak üzere üçüncü kişilerin önünde sanki iflas etmiş bir şirket gibi göstermek için şirketin sermayesi hakkında yalan beyanlarda bulunduğunu, müvekkil şirketin bu beyanın aksini ispatlamak için Şirketin bağımsız denetçisi ... A.Ş.'den rapor aldığını ve şirketin öz varlığını koruduğunun bu suretle görüldüğünü, şirket ortakları uluslararası bir otel zincirini temsil eden... A.Ş. ile anlaşarak ...A.Ş.’yi başta kira borçları, ...A.Ş. kredisi, piyasa borçları, yapılandırılmış vergi ve SGK borçları ile birlikte devir alacağı ve tamamını ödeyeceği ve Şirket ortaklarına ayrıca ödeme yapacağı bir anlaşma yapılmışken Şirketin yönetim kurulu üyesi davalının, bu sözleşmeyi imza aşamasında bozduğunu, bu anlaşmanın bozulmasını takiben davalının avukatı Sayın ...’ye Şirket avukat sıfatı ile 5 Şubat 2022 tarihinde başka bir yatırımcı adına iletilen; - Şirketi devir alacaklar, - 2020 Nisan’dan günümüze tüm kiralar ödenecek - Banka Borcu Kapanacak- Kira Parası iyileştirilecek- 12 Aylık kira tutarında teminat mektubu verilecek - Otele yatırım yapılacak, - 8. Kattaki alt kiracıyla ilgili hiçbir talep olmayacak şeklindeki teklife de Avukat ...’nin 10 Şubat 2022 tarihinde verdiği cevapta "Enis beyle görüştüm ilgilenmiyorlar” dediğini, Müvekkilleri ve... A.Ş.’ye Beyoğlu ... Noterliğinden gönderdikleri ihtarname ile hala masada olan ikinci teklifin kabulü için davacıya 3 günlük süre verdiğini, her iki teklifin de bir yandan ...A.Ş.’nin tüm zararlarını, borç ve risklerini kapatırken, diğer yandan davalı ... ve diğer ortaklarının ...A.Ş.'den tüm alacaklarını tahsil edeceklerini, kredi borcu veya piyasa borçları sebebiyle hiçbir risklerinin de kalmayacağı şekilde düzenlenen teklifleri olduğu halde bizzat ... tarafından reddedildiğini, bugün her iki teklifin de hala masada olduğunu, Buna karşın Yönetim Kurulu Üyesi Sayın ...’nun şirketi zor duruma düşürüp borçları ödenemez hale getirecek şekilde bir davranış içinde olduğunu, hal böyle iken reddedilen tekliflerden kaynaklanan zararlarından, özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmeyen, şirketin aleyhine kendi menfaatine iş yapan ...’nun bizzat sorumlu olduğunu, şirketin meşru menfaatlerini dürüstlük kuralına göre gözetmekle yükümlü olan anonim ortaklık yöneticilerinin, bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sebebi ile meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu hususen TTK m. 553'te vücut bulan bu hukukî sorumluluğun müeyyidesinin maddi tazminat olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı olan en önemli yükümlülüğünün kanaatlerince TTK m. 369’da düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüğü olduğunu, yönetim kurulu üyelerine şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetme yükümlülüğü yükleyen bu hükmün gerekçesine göre, yönetim kurulu üyesinin kişisel menfaatini, hakim pay sahibinin veya pay sahiplerinin ve onların yakını olan gerçek ve tüzel kişiler ile üçüncü kişilerin menfaatini, şirketin menfaatinin önüne geçirmemesi gerektiğini, kanun koyucunun, gerekçenin devamında şirket menfaati ile diğer menfaatlerin çatışması halinde yönetim kurulunun nasıl davranması gerektiğini belirtiğini, buna göre. "...Hüküm, menfaatler çatışması bulunan hallerde yönetim kurulunun gerekli önlemleri almasını ve arm's length temelinde yani, hakim ortağı ve onun yakınlarını kayırmadan şirket için, şirketin menfaati için rekabet şartlarına uygun olarak pazarlık yapmasını ifade ettiğini, Hüküm, yönetim kurulu üyesini ayrıca rekabet yasağına uymak dışında şirkete karşı kapsamlı bağlılık yükümü altına sokarak, içeriden öğrenenlerin ticareti yasağına ve kendi kendisiyle iş (sözleşme) yapmak kurallarına uymasını zorunlu tutar...” Kanun koyucunun son derece haklı olarak muradı menfaat çatışmalarında şirket menfaatinin ön plana alındığını, davacı şirketin Yönetim Kurulu üyesi ...'nun yapılan teklifleri reddetmesi sebebiyle uğradığı zararın somut olarak en az Banka Kredi borcu , 2020 Nisanından itibaren şirket aleyhine açılan icra takiplerinin tamamı ve yapılandırılmış SGK ve Vergi borçlarının toplamı kadar olduğunu, bunlara eklenecek pek çok müspet ve/veya menfi zararın da olduğunu, örneğin kira parasındaki indirimi kabul etmeyerek otelin kapalı kalmasına sebebiyet verdiği için...markasının değerindeki düşüş, tahliye kararı kesinleşmediği halde hareketli mobilya ve aksesuarın otel binasından çıkartılması sebebiyle menkullere verilen zarar, otele 2030 yılına kadar işletme kastı ile yapılan ve mahkeme aracılığı ile tespit edilen yatırım ve şirket ortağı, yönetim kurulu üyesi olan güvenilir bir kişinin vermiş olduğu manevi zararlarının da olduğunu, belirterek; arz olunan sebeplerle davanın kabulüne, menfaati ... AŞ'ye ait olmak üzere ortak ve yönetim kurulu üyesi sıfatı ile özen ve bağlılık rekabet etmeme gibi borçlarına riayet etmeyen davalı ...'nun şirkete vermiş olduğu zararlardan fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak şartı ile şimdilik 500.000.-TL‘lik kısmının tahsiline, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların, haksız davalarını Türk Ticaret Kanunu'nun 553. Maddesine dayandırdıklarını belirttiklerini, ilgili kanun maddesi şu şekilde olduğunu "MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (...) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." Yasa hükmünden anlaşılacağı üzere, müvekkilinin söz konusu şirketin zarara uğramış olmasına yönelik doğrudan bir kastı ve kusuru bulunması gerektiğini, halbuki müvekkilinin söz konusu şirketin zarara uğramasına yönelik bugüne kadar hiçbir kusurlu tasarrufta bulunmadığını ayrıca dava dilekçesinde belirtilenlerin de aksine ilgili şirketin tahliye edilmesine de taraf olmadığını, dava dilekçesinde anlatılanların aksine, davacıların otel işletmesinin açılması için müvekkilinden 250.000,00-TL borç para aldıklarını, bu parayla oteli açmak yerine kendi şahsi vergilerini ödediklerini ve müvekkiliyle alay ettiklerini, borç verilen bu paranın müvekkiline iadesi amacıyla açılan ilgili davada bilirkişi raporu da müvekkilinin lehine gelmiş olup, bu davanın ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...

E. Sayılı dosyası ile görüldüğünü, Sayın Başkanlığınız tarafından bu dosyanın istendiği tensip zaptında görüldüğünü, Ancak bu dosya kapsamından görüleceği üzere müvekkilinin parasıyla müvekkiline dava açan davacıların haksız ve kötü niyetli bu davasının TMK 2. Madde hükmündeki emredici dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, şirket ticaret sicil gazeteleri ve esas sözleşmesi incelendiğinde açıkça görüleceği gibi, ...'nun hiçbir zaman ... Turizm unvanlı şirket hakkında karar verme yetkisi olmadığını, şirketi her zaman ...i’nin yönettiğini, ... tarafından alınan bütün kararlara da yakın dostu ...’in katıldığını, davacılardan ...’nin söz konusu şirketin Yönetim Kurulu başkanı olarak, ...’in ise Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak yer aldığını, müvekkilinin şirketteki hisse payını %10 olduğunu ve şirket kararlarında hiçbir söz hakkı bulunmadığını, yine, müvekkilinin şirketin yönetim kurulu üyesi görevinden 20/12/2020 tarihinde istifa ettiğini, bu hususta müvekkilinin davacıların idaresindeki şirkete istifa dilekçesini vermişse de kötü niyetli bu yöneticiler müvekkilini amme alacakları yönünden zarara uğratabilmek maksadıyla, istifasını ticaret siciline bildirmediklerini, bunun üzerine söz konusu dilekçe İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla ihtar edildiğini, istifa dilekçesi ve ihtarnameler ekte yer aldığını Mahkeme tarafından gerek görülmesi halinde İstanbul Ticaret Odası -Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne davalının şirket yönetim kurulu üyesi olup olmadığının sorulması hakkında müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, anlaşılacağı üzere müvekkilinin yönetici veya münferit temsilci sıfatı bulunmadığından bu şirketi zarara uğratabilme yetkisi veya kapasitesinin bulunmadığını Bu nedenle müvekkilinin yönetim kurulu üyesi veya münferit temsilci olmaması nedeniyle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, şirketin kira borcu nedeniyle adresinden tahliye edilmesi ile müvekkilinin bir ilgisi bulunmdığını; davacılar vekilinin beyanının, şirketin borcundan dolayı tahliye edilmesi nedeniyle zarara uğraması olduğunu, halbuki 2 yıl boyunca kira borcunu ödemeyen bir şirketin borcundan dolayı tahliye edilmiş olması ile müvekkilinin hiçbir ilişkisi de bulunmadığını, şirketin adresinden cebren tahliye edilişinin yegane sebebinin muaccel kira borcu olduğunu, müvekkili bu şirketin kiraya vereni olmadığından tahliye edilişi ile arasında herhangi bir illiyet bağı da bulunmadığını, borcundan dolayı tahliye edilen bir işletme ile şirketin azınlık hissedarı arasında herhangi bir bağ kurulmaya çalışmasının mantıklı bir izahatı bulunmadığını, zira, dava konusu şirketin adresinden tahliye edilmesine karar veren mahkemelerin listesinin şöyle olduğunu; İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi...E....K.İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi ... E. ...K.İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi... E....

K. İstanbul ...

İcra Hukuk Mahkemesi... E....K. İstanbul ...İcra Hukuk Mahkemesi...E. ...

K. İstanbul ...İcra Hukuk Mahkemesi ...

E. ...

K. İstanbul ...

İcra Hukuk Mahkemesi ... E. ...

K. İstanbul ...

İcra Hukuk Mahkemesi ... D.İş. 2022/229 K. Müvekkilinin dava konusu şirketin tahliyesine ilişkin davalardan hiçbirinin tarafı olmadığını, dava dilekçesinde yer alan gerçeğe aykırı beyanlara itibar edilmeksizin davanın reddini talep ettiklerini, ayrıca gerek görülmesi halinde bu dosyaların çıkartılarak dosya arasına alınmasını talep ettiklerini, davacı vekilinin, şirketin ne gibi bir zarara uğradığını ek beyan dilekçesine rağmen ifade edemediğini, çünkü şirkete müvekkili tarafından verilmiş hiçbir zararın olmadığını, (kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacılar vekilinin dilekçesi ekinde verilen ...YMM tarafından tanzim edilen bilanço incelendiğinde, şirketin herhangi bir zarara uğramadığının teyit edildiğini, davacı ... ile bilançoyu tanzim eden ... YMM şirketi arasındaki soy isim benzerliğinin tesadüf olmadığını, davacının ilgili YMM şirketinin sahibinin akrabası olduğu ve davacının böyle bir bilançoyu resmi mercilere sunmakta çekinmiyor oluşunun Mahkemenin takdirinde olduğunu, davacıların bir taraftan şirketin zarara uğradığını iddia ederek müvekkilinden tazminat isterken, diğer taraftan şirketin zarara uğramadığını belirterek feshini engellemeye çalıştıklarını, davacıların kötü niyetli olduklarının açıkça ortada olduğunu, ancak yine de davacı beyanlarına itibar edilecek olursa bile söz konusu bilanço uyarınca şirketin zarara uğramamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceğini, davacılar her ne kadar dava dilekçelerinde müvekkilinin şirkete zarar verdiğini beyan etseler de işbu iddialarının asılsız olup şirkete bilerek ve isteyerek zarar verenler ve mal kaçıranların yalnızca kendileri olduğunu, şöyle ki; söz konusu şirket yöneticileri otelin maddi durumunun kötü olduğundan bahisle kira ödemelerini 01.03.2020 itibariyle durdurduğunu, Daha sonra müvekkilinin 16.07.2020 tarihinde davalılara otelin işletmeye açılması için 250.000,00 TL borç verdiğini, söz konusu tutarın otelin açılması için harcanmadığını ve müvekkilinin bu tutarı geri alamadığını, bahsi geçen ve huzurdaki dosyaya celp edilen İstanbul ...ATM ...E. Sayılı dosyanın da bu borcun geri ödenmesine ilişkin olduğunu, bu dosyada müvekkili lehine ihtiyati haciz kararı bulunmakta ise de yapılan işlemlerde şirketin üzerinde hiçbir varlık bulunmadığını, tüm paraların çoktan başka hesaplara aktarıldığının görüldüğünü, müvekkili lehine hiçbir tahsilat yapılmadığını, söz konusu otelin açılması için müvekkili bu denli harcamalar yaparken davacıların 1-TL bile para vermediklerini, müvekkili tarafından verilen parayı da otelin açılması için kullanmadıklarını, kendilerini bitik ve zarara uğramış durumda göstermeye çalışan davacıların bu esnada oğullarının evlenmesi için Fransa'daki meşhur...Sarayı'na bağışlar yaptıklarını, 10.000.000-€ (onmilyonEuro) harcayıp düğün yaptıklarını, İngiliz yatırımcılardan 5.000.0000-€ (beşimilyonEuro) ödeme aldıklarını, üst düzey ve lüks içerisinde bir hayat sürmeye devam ettiklerini bugünün Türk Lirası karşılığı ile 200.000.000-TL'yi (ikiyüzmilyonTürkLirası) aşkın rakamlarla rahatlıkla oynayabilecek durumdaki davacıların söz konusu şirketin kira borcunu dahi ödememiş olmaları, sermaye artırımı yapmamaları, otelin açılması adına tek bir kuruş bile harcamamış olmaları huzurdaki davanın ne denli samimi olacağını gözler önüne serdiğini, hayatın olağan akışına aykırı olarak nitelendirilebilecek işbu davanın bu nedenle esas yönünden reddi gerektiğini, davacılar vekili, dilekçesinde müvekkili... tarafından kendilerine bir teklif sunulduğunu ve bu teklifin reddedildiğini, bu nedenle işletmenin zarara uğradığını belirttiklerini, gerçeği yansıtmayan, şaka olduğu düşünülen bu iddialara ve dava dilekçesi ekindeki "whatsapp mesajları" olarak belirtilen yazışmaların tamamına açıkça itiraz ettiklerini bu mesajların hiçbir zaman müvekkillerine ulaşmadığını, belirtilen bu hususların tamamı davacılar vekiline Beyoğlu... Noterliği'nin ... numaralı ihtarnamesi ile de bildirildiğini, ayrıca, taraflar arasında otelin devrine ilişkin bir anlaşma yapıldığını, davacıların tekliflerinin kabul edildiğini, ancak davacılar tarafından gerekli ödemelerin yapılmaması nedeniyle protokolün geçersiz hale geldiğini, söz konusu protokol ve eklerinin halihazırda davacıların önceki vekili ve şirket yöneticisi Av. ...'de mevcut olduğunu mahkemece gerek görülmesi halinde sözleşmenin kendisinden celbini talep ettiklerini, davalının 20.12.2020 tarihinde o dönemki şirket avukatı olan Av. ... ile birlikte şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş olduğunu, Mahkeme dilerse bu hususta...’in tanık olarak dinlenebileceğini, ancak yukarıda da belirtildiği üzere, kötü niyetli şirket yöneticileri ...'in sicilden terkin işlemini yaptığını, ancak müvekkilinin terkin işlemini yapmadıklarını, her ne kadar müvekkili İTO kayıtlarına göre güncel yetkililer arasında görünmüyor olsa da huzurdaki dava yönetici sıfatıyla müvekkiline karşı açıldığından müvekkilinin uğrayabileceği tüm zararları ilgili şahıslardan talep etme zaruretinin hasıl olacağını, bu kapsamda, davacılarla birlikte dava dışı yöneticiler ...ve...'e gönderilen, Beyoğlu... Noterliği'nin 2022 yılı...Yevmiye numaralı ihtarnamesi dikkate alınarak davanın ...'e ve ...'e ihbarını talep ettiklerini belirterek; arz ve izah olunduğu üzere haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usul yönünden reddine, aksi halde esas yönünden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise şirketin feshi talepli İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ...

E. Sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına ve nihayet davanın reddine, davaya ilişkin incelemede esasa girilmesi halinde davanın belirtilen kişilere ihbarına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

TANIK BEYANLARI :

Mahkememizin 16/10/2024 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ...; " Ben , dava dışı... Şirketinin yetkilisiyim, 2021 ocak ayı gibi bir arkadaşım vasıtasıyla tarafların oteli olarak bildiğim nişantaşı'ndaki...otelin kiralamak için ortağımla birlikte görüşmelere başladık, bu toplantılarda ilk olarak...bey ile görüştük, devamında da... bey ve şuan duruşma salonunda bulunan ... bey ile görüştük, bu görüşmeler sırasında otel çalışmıyordu pasif durumdaydı, gerekçe olarak da ortaklar olarak ayrılmayı düşündüklerini, otelin çok ağır bakım ve masraf gerektirdiğini bunu karşılamak istemediklerini bu sebeple kiraya vermek istediklerini söylediler. 4 - 5 ay boyunca belki 15 kere taraflarla toplantı yaptık toplantılarda tüm ortakların ortak iradesi hep yerin kiraya verilmesi yönündeydi bizde bu yeri kiracı olarak kiralayacağımız ümidindeydik. Hatta 10 + 10 yıl kiralama şeklinde prensipte anlaştık, şuan tam hatırlayamadığım bir devir parası ödeyecektik, taraflar bu para ile otelin kamu kurumlarına olan borçları, banka borcunu, ayrıca işletmenin ortaklarından Enis bey'in mal sahibi olması sebebiyle Enis bey'e olan kira borcu bizim ve diğer borçlar bizim vereceğimiz devir parasından ödenecekti, veya biz ilgili yerlere bu paraları ödeyip mahsuplaşacaktık, bu devir parasına ilaveden aylık normal kira ücreti ödeyecektik bunun miktarını da şuan hatırlamıyorum. Bu prensipte yapılan anlaşma tüm ortaklar tarafından kabul edikmiştir. Hatta avukatlar nezaretinde şablon bir sözleşme metni de hazırlandı, imza aşamasına gelindi, tabi bizim kira ücretinin ödenmesi baştan beri dolar üzerinden konuşuldu, yıllık artışlar ABD'deki dolar enflasyonuna göre yapılacaktı, ilk 10 yılın bitiminde ise davalı ... bey ile dava dışı ismini hatırlamadığım yerin tapu maliki şahıslar tarafından %50 dolar bazında artış son anda dile getirildi bizde bunu kabul etmediğimizden, zira dolar bazlı olduğu için bizim beklentimiz %10 - 15 civarıydı, bunu kabul etmedik, ben mal sahibi olan davalı ve ortağının %50 zam şartını duyunca oda dan ayrıldım, daha sonra ortaklar kendi aralarında ne konuştular bilmiyorum ama ben benim yanımdayken davacıların davalıya bir karşı çıkmalarını görmedim. Benim firmam namına bu yeri kiralamaya ve devir almaya dair yaşadığımı8z bu süreçten başka davanın tarafı olan ortaklarının kendi içlerinde yaşadıkları sorunlar konusunda bir bilgim yoktur. Benden önceki süreçte bu otelin mal sahiplerine uzun bir süre kira ödemediği konusunda yine ortaklar arasındaki yapılan konuşmalarda haberim oldu ama tahkiye sürecine ilişkin bire bilgim yoktur, ben davalının şirketin bir çok borcu varken kendi alacaklarını şirketten tahsil amacıyla işlemler yapıp yapmadığını bilmiyorum, ben şirketin iflası istendi mi istenmedi mi o konu da bir bilgim yoktur, ayrıca beni bu şrikette buluşturan ve otelde yetkili olduğunu düşündüğüm ... isimli kişi benden önce de bu yerin başka firmalara kiraya verilmesi konusunda bir kaç görüşme yapıldığını söylemişti ama hangi firmayla ne içerikte görüşmeler yapıldığı konusunda bir bilgim yoktur. Ayırca şirketin ne borçları olduğuna dair bize bir doküman verilmişti onların üzerinden biz pazarlığımızı yapmıştık ama şuan kime ne borçları olduğunu hatırlamıyorum. Bu borçlar neden kaynaklı meydana geldi o konuda bir bilgim yoktur.

Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık:Bizim şablon olarak oluşturduğumuz ve imza aşamasına geldi dediğimiz sözleşmede kiraya veren kısmında isim olarak...isimli şirket vardı tam unvanını hatırlamıyorum. Ayrıca yine kiraya veren kısmında sürekli başkanlığında toplandığımız ... bey'in, yine... bey'in ve ...bey ile mal sahibi ortağı (Benden sonra tanık olarak dinelecek kişi) kiraya veren olarak isimleri yazıldı.biz bahsettiğim %50 artış engeli olmasaydı kiraya veren olarak tüm bu kişilerle sözleşme imzalayacaktık. "şeklinde, ...;"Bende...şirketinin ortaklarından birsiyim bu sebeple tarafları tanırım. Ayrıca otelin mülkünün tapuda 2/3 davalı ... bey adına, 1/3' ü de bizim ailemiz adınadır. Bizim bu otelin ayrıca...turizme geçmişte kiraya veren sıfatımızda var. Pandemiden önce 6 tane yarım kira alacağımız vardı, pandemiden sonra ise hiç kira alamadık. Ayrıca pandemi ile birlikte oteli bir daha açılmadı. Belli bir süre bekledik kira alacaklarımızı alamayınca bizde Enis bey ile beraber mal sahipleri olarak hukuki süreçleri başlatık, icra takipleri başlattık, otelin içindekileri tahliye ettik.(Tanığa şirketin başka başka üçüncü kişilere ve kurumlara borçları varken, şirket ortakları olarak fedakarlık ve sadakat yükümü karşısında önce bu borçların ödenmesini beklemek yerine neden hemen kendi kira alacağınızın peşine düştünüz diye soruldu ; ) biz şirkete yeterince süre verdik, ayrıca pandemiden sonra şirket tekrar faaliyete geçebilsin diye Enis bey 250.000,00 TL bir paraya şirkete koydu, bende 125.000,00 TL bir paraya şirkete koydum, bu para koyma işlemleri öncesinde 2019 yılından Enis bey yöneticilikten istifa etmişti yöneticilik sıfatı yoktur, enis bey'in istifasından sonra yeni bir yönetici bildiğim kadarıyla seçilmedi. Ayrıca Enis bey'in şirketten bu yönde alacağı olmasına rağmen herhangi bir para çekmedi, ama bu alacağın tahsili için icra takibi başlattı, bu takipte herhangi bir şey haciz etti mi bilmiyorum, ben Enis bey'in şirketin iflasa düştüğü, sermayesini kaybettiği konusunda bir yerlere bildirimde bulunup bulunmadığını bilmiyorum, oteli bu şekilde atıl hale geldikten sonra artık ortaklar arasında otelin kiraya verilmesi ve devir edilmesi gündeme geldi, bütün ortaklar bu konuda hem fikirdi bu şuan huzurda tanık olarak benden önce dinlenmiş olan Osman bey ve ortağı Erdal bey ile görüşürdü ama teklifler nelerdi içeriği neydi hatırlamıyorum olmama sebebini de hatırlamıyorum. Bir Arap firma ile uzaktan e-postalar gönderilerek ve iyi niyet mektupları gönderilerek bir kısım görüşmeler yapıldı, bu görüşmelerin sonunda iyi niyet sözleşmeleri imzalandı, müzakeresinde ben hiç bulunmadım...ve... bu görüşmeleri bir aşamaya getirdikten sonra bizimle bilgi paylaşıyorlardı bunlarla yapılan görüşmelerin içeriğini şuan hatırlamıyorum. Bu Arap firmasıyla neden olmadı onu da hatırlamıyorum, birde Kilger Grup adlı firmayla görüşüldüğünü hatırlıyorum, bunlarla ne şartlar konuşuldu onu hatırlamıyorum ama bu yerin kiraya verilmesi ve devir edilmesi karşılığında ipotek vermelerini istedik, ipotek olarak yurt dışında bir taşınmaz teklif ettikleri için ben onu kabul etmedim, şirketin tek tek kime ne miktarda borcu var bilmiyorum ama borca batık durumdadır. Ben Enis bey2in şirkette yöneticilik yaptığı dönemde şirkette olmadığım için o kısımları bilmiyorum bu borca batıklığa ;Enis bey mi sebep oldu onu bilemem.

Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık: Davalı ... bey bu şirkette hiçbir zaman imza yetkili olmadı. (Tanığa az önce davalının 2019 yılında davalının istifa ettiği yönündeki beyanları hatırlatılarak ) Enis bey'in neyden istifa ettiğini bilmiyorum, Ben bu şirketi bildim bileli eskiden beri imza yetkilileri...ve...'dir para gönderme ve alma işlemlerini bunlar yapar Enis bey'in böyle bir yetkisi hiç olmadı. Ayrıca pandemi döneminde Enis bey ve benim tekrar şirketi canlandırmak için şirkete para koyduğumuz gibi davacılarda koydu mu bilmiyorum."şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 553 ve devamı maddelerine göre şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebidir.

Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ...AŞ.'nin firma bilgileri, İstanbul... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosya, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosya, İstanbul ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosya, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...D.iş sayılı dosya, İstanbul ... ATM'nin ...Esas sayılı dosya, İstanbul... İcra Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosya, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosya, İstanbul... ATM'nin...D.iş sayılı dosya, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya, İstanbul ...ATM'nin ... Esas sayılı dosya, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dosya, İstanbul ... İHM'nin ...ve ... Esas sayılı dosya, UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.

Eldeli dava basit yargılama usulüne tabi olduğundan, di,lekçeler teatisi aşamasında davacının sadece dava dilekçesini, davalı tarafın da sadece cevap dilekçesini verme hakları olup, sonradan dilekçe verme iddia ve savunmaları genişletmeleri hakları bulunmamaktadır. Bu sebeple, eldeki davada davacının, davalı tarafı itham ettiği eylemler, sadece dava dilekçesindeki eylemler olarak baz alınmış, aşamalarda ileri sürdüğü diğer iddialar dikkate alınmamıştır.

Bilindiği üzere,

TTK 553. Maddesine göre yöneticinin sorumlu olabilmesi, tıpkı TBK 507 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekilin sorumluluğu gibidir. Dolayısı ile yönetici şirket nam ve hesabına yapması gereken işleri yapmaz ya da yapmaması gereken işleri yapar ise, bu işleri belli bir dikkat ve özen yükümlülüğünde yapmayıp şirketin zararına yol açarsa bu durumda TTK 553 ve devamı maddelerine göre sorumlu olur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, yöneticinin bu sıfattan kaynaklanan, yani "şirket adına hareket etme sınırları içindeki" eylemlerinden sorumlu olması durumudur. Yöneticinin, yönetici olma sıfatından kaynaklanmayan, örneğin doğrudan şirkete haksız fiil ile zarar veren, ya da şirkete mal satan birisi olması, ya da şirkete bir mala kiraya veren birisi olması gibi hususlar TTK 553.m kapsamında şirket yöneticisinin sorumluluğuna dair meseleler olamaz; bunlar ihtilafın kendi hukuku muvacehesinde değerlendirilmesi gereken meselelerdir. Somut olayda, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı hakkında itham ettiği eylemler şu şekildedir:

Öncelikle davalının aynı zamanda otelin kiraya vereni olarak, pandemi döneminde kira miktarında indirim yapmayarak ve kiraya veren sıfatı ile tahliye prosedürüne girişerek şirkete zarar verdiği iddiası vardır. Öncelikle bu iddialar, davalının şirketi yönetme sıfatından ileri gelen mesuliyetine dair değil, kiraya veren olma sıfatına dair iddialar olduğundan eldeki TTK 553.m bağlamında dinlenme imkanı olan iddialar değildir. Bu husular Sulh Hukuk Mahkemesinde uyarlama davasında tartışılabilecek hususlardır. Davalının yönetici olma sıfatından kaynaklı eylemleri değil, kiraya veren sıfatından kaynaklı eylemlerin işbu davada dinlenilme olanağı yoktur.

Yine davalının, kamu borçları ve ipotekli borçlar dururken, şirkete verdiği kendi borcunu geri almak için bir kısım icra takiplerine müracaat etmiş olması da, şirkete karşı yönetici sıfatından değil, alacaklı sıfatından kaynaklı eylemlerdir. Dolayısı ile bu husus da TTK 553.m kapsamında değerlendirilebilecek bir husus değildir. Kaldı ki dava edilen dönemde davalının şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığı, davalının davacılar gibi yönetim kurulu üyesi olduğu sicil dosyasından anlaşılmaktadır. O halde davalının şirketi yönetirken bu kabil zararlara sebebiyet verdiğinden bahsedilemez. Yine dava dilekçesinde, davalının gönderdiği ihtarname ile şirketin borca batık olduğu yönünde gerçek dışı bilgilendirme yaptığı iddia edilmiş ise de mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde, şirketib borca batık olduğu tespit edilmiştir.

Yine dava dışı Kilger şirketi ile şirketin devralınması noktasında anlaşmayı davalının bozduğu ileri sürülmüş ise de, davalının bu hususta şirketi tek başına ilzama yetkisi bulunmadığı gibi bir ortak olarak şirketin devrine rıza gösterme mecburiyeti de yoktur.

Mahkememizce tüm bu hususlarda ayrıca bilirkişi incelemesi de yaptırılmıştır. Şöyle ki;

Dosya Mali Müşavir, Sektör Uzmanı, Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 13/10/2023 tarihli raporda; dava dışı ... Otelcilik Şirketi’nin 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları yevmiye ve kebir defter dökümlerinin incelemeye ibraz edilmediği, incelemeye sadece defter beratlarının ibraz edildiği, incelemeye ibraz edilen defter beratlarından; 2019, 2020, 2021, 2022 yılları yevmiye ve kebir defterlerinin E- Deftere tabi olduğu, 2019, 2020, 2021 ve 2022 E-Defter Beratlarının yasal süresinde verildiği, sadece noter tasdikine tabi envanter defter tasdiklerinin ise incelemeye ibraz edilmediği, ... şirketinin borca batık olduğu, 2018,2019,2020 ve 2021 yılları mali tabloları incelendiğinde vergi borçlarını düzenli ödemediği ve vergi borçlarının mevcut olduğu, şirketin yıllar itibariyle kredi borçlarının bulunduğu 2021 yılında kredi borçlarını ödeyememesi nedeniyle yeniden yapılandırdığının anlaşıldığı, ... şirketinin 2020 Nisan ayından itibaren kira borçlarını ödemediği, söz konusu kira borçlarından dolayı davalının yetkilisi olduğu şirket tarafından şirket aleyhine icra takipleri başlatıldığı ve şirkete tahliye kararları verildiği, açıklamalar ışığında zarar doğduğu iddia edilen tüm hukuki işlem, talep ve diğer hususların davalının istifası sonrası gerçekleştiği kanaati doğduğu, dolayısıyla zarar doğduğu iddia edilen işlemlerde davalının yönetim kurulu üyeliği sıfatı taşımadığı; yönetim kurulunda karar alım sürecine katılmadığı ve nisapların belirlenmesi noktasında etkisinin olmadığı görülmektedir. Bu sebeple davalının TTK m. 553/1 çerçevesinde sorumluluk taşımadığı belirtilmiştir.

Dosya yeni oluşturulan Mali Müşavir, Sektör Uzmanı, Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 25/03/2025 tarihli raporda; dava konusu şirketin borca batıklığında önceliğin pandemi koşullarından kaynaklandığı, Yine davalının pandemi dönemi öncesinde istifa ettiği ayrıca davalının 15.10.2019 tarihi sonrasında şirkette salt yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte hiç bir şekilde temsil ve imza yetkisinin olmadığı nazara alındığında davacının kayden (hem de 2022 verilerine göre rayiç olarak borca batık olduğu kabul edilmesi durumunda) borca batık olmasının nedeninin davalı olarak kabul edilemeyeceği, 2- Davalının en son 20.03.2020 tarihli yönetim kurulu toplantısına katıldığı ve diğer toplantı tutanaklarında ise adının altına “toplantıya katılmadı” ibaresi düşüldüğü, 3- Dava konusu şirket ile ilgili yapılan genel kurullarda yönetim kurulu ibraları ile ilgili bir karar alınmadığı, yapılan genel kurullarda sadece yönetim kurulu seçimi ile birlikte yetkili seçimlerinin yapıldığı, 4- Davalının 20.12.2020 tarihli istifa dilekçesini şirket yönetim kuruluna hitaben hazırladığı ve dilekçenin de şirket kaşesi altına atılan imza ile şirketin idare müdürü olduğu iddia edilen ...a teslim edildiğinin görüldüğü, ...’ın şirketin temsil ve ilzama yetkili kişi olduğunu gösterir herhangi bir belgeye dosyada rastlanılmadığı gibi istifa dilekçesinin teslim tarihi de tespit edilemediğinden davalının istifasının 20.12.2020’de dava dışı şirkete tebellüğ ettiğinin söylenemediği, Beyoğlu...Noterliğinin 12.04.2022 tarihli...yevmiye numaralı keşidecisi davalı, muhatabı dava dışı şirket ...A.Ş. olan ihtarname ile; davalının 20.12.2020 tarihinde istifa ettiğini ve tescil talep ettiğini dava dışı şirkete bildirdiğinin görüldüğü, ayrıca yine Beyoğlu ...Noterliği’nin 27.05.2022 Tarihli ...yevmiye nolu keşidecisi ..., muhatabı ... Otelcilik San. Ve Tic. A.Ş. olan ...ve ...yevmiye numaralı ihtarnamede de davalının dava dışı şirketten Aralık ayında istifa ettiği bilgisinin yer almakta olduğu, TTSG’den yapılan incelemede 28.06.2022 tarihli ilanla davalının yönetim kurulu üyeliğinin tescile delil olan belge -Beyoğlu... Noterliği tarafından düzenlenen 27.05.2022 Tarih 11752 Sayılı ihtarname/istifaname- ile sona erdiğinin yayınlandığının görüldüğü; göre her ne kadar dosyaya mübrez 20.12.2020 tarihli belgede yer alan istifanın dava dışı şirkete ulaştığı ve sonuç doğurduğu sonucuna ulaşılamasa da; TTSG’de yapılan ilanla birlikte değerlendirildiğinde davalının 27.05.2022 tarihli ihtarının dava dışı şirkete ulaşması ile istifa sonucunun doğduğunun söylenebileceği, 6- Davalının 27.05.2022 tarihinden sonraki işlemlerinde TTK m. 553 anlamında yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olması hasebiyle sorumluluğunun gündeme gelmeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı; Muhterem Mahkemece davalının istifasının 20.12.2020 yahut 12.04.2022 tarihinde dava dışı şirkete ulaştığı sonucuna varılır ise bu tarihlerden sonra davalı yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olması sebebiyle TTK m. 553’de sıralanan kişilerden sayılmayabileceği, 7- Tarafımızca davalının istifa tarihinden sonra yönetici sıfatını haiz olduğu tespit edilemese de Muhterem Mahkemece davalının istifa etse dahi icra (yönetim) yetkisi ile donatılmış olduğu kanaatine varılır ise; istifanın dava dışı şirkete ulaştığı tarihten sonra dahi TTK m. 553 kapsamında sorumluluğunun gündeme gelmesinin mümkün olacağı, 8- Doktrinde bir görüşe göre; TTK m. 553 anlamındaki yükümlülüklerin kaynağının, TTK m. 369 hükmünde anonim ortaklıkta yönetimle görevli kişiler için öngörülmüş olan, ancak kurucular için de kıyasen uygulama alanı bulacağı ifade edilen ‘özen ve bağlılık yükümlülüğü’ olarak tespit edildiği; davalının kurucu olması sebebiyle TTK m. 553 hükmünde sıralanan kişilerden olduğu ve bu kapsamda da tarih ayrımına gitmeksizin sorumluluğunun TBK m. 369 anlamında incelenmesi gerektiği, 9- TTK m. 553’te yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin, kurucuların, tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmeleri gerektiğinin düzenlendiği, bu kapsamda zarar, kusur ve illiyet bağının da kümülatif olarak somut olayda var olması gerektiği, 10-Davacıların dava dilekçesinde TTK m. 553’e gerekçe olarak TTK m. 369’un gösterildiği; davalının görevlerini kusurları nedeniyle tam ve/veya gereği gibi veya hiç yerine getirmemesinden kaynaklanan bir özensizliği; kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiği somut olayda tespit edilmediği, davacıların malvarlığının zarar verici fiil olmasaydı bulunacağı durum ile fiil sonucu aldığı durum arasındaki farkın; davacıların iddia ettiği olayların davalının kanun ve esas sözleşmeye aykırı kusurlu eylemlerinden kaynaklandığı tespit edilmediğinden davacıların bu kapsamda zarara uğradığından ve zarar ile davalının eylemleri arasında illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceği, 11- Davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için anılan şartların kümülatif bir şekilde somut olayda yer alması gerektiği, bu şartların tamamının somut olayda gerçekleşmediği, 12-Davalının kanundan veya şirket esas sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmeleri sırasında aktif/pasif eylemleriyle hukuka aykırı sonuçları istediği, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmediği, bu sonucu istemiş olmamakla beraber hukuka aykırı davranıştan kaçınmak için iradelerini yeterince kullanmadığı; davalının eylemlerinin objektif olarak davacıların uğradığı zararı meydana getirebileceğinin kabulünde, ihtilaf konusu olayda uygun nedensellik bağının varlığından söz edileceği; davacıların malvarlığının zarar verici fiil olmasaydı, olaydan ve davalının eylemlerinden/hareketsiz kalmalarından kaynaklandığı belirtilmiştir.

Dosya yeniden son rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 15/12/2025 tarihli ek raporda; Mahkemece verilen görevlendirme kapsamında, tarafların bilirkişi raporuna karşı ileri sürdükleri tüm itiraz ve beyanlar; dosya kapsamındaki ticari defter kayıtları, mali tablolar, sunulan belgeler ve somut muhasebe verileri çerçevesinde tek tek değerlendirildiği, yapılan inceleme sonucunda; davalının eylem ve işlemleri ile dava konusu anonim şirketin uğradığı iddia edilen zararlar arasında mali açıdan doğrudan ve kesin bir illiyet bağı kurulmasını sağlayacak nitelikte somut ve ölçülebilir bir veriye ulaşılamamış; davalıya atfedilebilir belirlenebilir bir zarar tutarı tespit edilemediği, dosya kapsamına sunulan İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 05.06.2024 tarihli ilamı, her ne kadar tarafları ve hukuki konusu itibarıyla eldeki davadan farklı bir uyuşmazlığa ilişkin olsa da; ticari defter ve muhasebe kayıtlarının belirleyici delil niteliğine ilişkin yaklaşımı itibarıyla, kök bilirkişi raporunda benimsenen teknik inceleme yöntemini teyit eder nitelikte değerlendirildiği, anılan karar doğrultusunda, tarafların rapora karşı ileri sürdükleri itirazlar bakımından kök raporda benimsenen mali ve teknik değerlendirmeden ayrılmayı gerektiren yeni ve somut bir durum ortaya çıkmadığı kanaatine varıldığı, bu itibarla, ek rapor kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda; kök bilirkişi raporunda ulaşılan tespit ve kanaatlerde değişiklik yapılmasını gerektiren teknik veya mali bir neden bulunmadığı, kök raporda yer alan görüşlerin aynen muhafaza edildiği belirtilmiştir.

Anılan sebeplerle davalının dava edilen dönemde, tıpkı davacılar gibi yönetim kurulu üyesi olduğu, tek başına şirketi ilzama yetkili olduğu herhangi bir eyleminden kaynaklı ithamda bulunulmadığı, şirketi ilzama yetkili olduğu hususlardan kaynaklı eylem ve işlemleri ile şirkete zarar verdiği ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 7.806,75-TL'nin yatıran tarafa iadesine,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL asgari vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,

4.Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,

6.Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/01/2026 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog