1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2024/399 E. , 2025/7870 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286/1. fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2021 tarihli ve 2018/248 Esas, 2021/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 81/1, 35/2, 29/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.06.2023 tarihli ve 2021/2005 Esas ve 2023/1523 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86/1-3-e, 87/1-d, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma hükümleri uygulanarak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, adil yargılanma ve ek savunma hakkının ihlal edildiğine, haksız tahrik nedeniyle daha fazla indirim yapılmasına, ceza miktarına ve vekalet ücretine ilişkindir. III. GEREKÇE
1.Sanık ...'ın tanık ... ile evli oldukları dönemde tanığın katılan ... ile arasında ilişki bulunduğu, bir süre sonra tanık ...'ın katılan ...'dan ayrılmak istediği, ancak katılan ...'ın tanık ...'dan ayrılmak istemediği, olay tarihinde katılan ...'ın, ...'ın çalıştığı iş yerinin yakınlarına giderek tanığı buluşmak için zorladığı, tanık ...'ın bu durumu eşi sanık ...'a ilettiği, sanığın olay yerine kardeşleri olan inceleme dışı sanıklar ile gelerek katılanı kovaladıkları katılanın cebindeki bıçağı çıkararak geri geri gitmeye çalıştığı esnada katılanın elinden bıçağı almaya çalışırlarken, sanık ...'ın elinde bıçak ile katılana doğru koştuğu ve bıçağı birkaç defa sallayarak yaraladığı, bu sırada sanık ...'ın elinde bulunan bıçağı kardeşi sanık ...'ın ikna ederek aldığı, diğerlerinin de katılanın elindeki bıçağı aldığı, sanığın katılanı polis gelinceye kadar darp etmeye devam ettiği bıçaklı saldırı sonucu katılanın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edilmediği, meşru savunma koşullarının oluşmadığı, katılandan sanığa yönelen haksız söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alındığında haksız tahrik nedeniyle belirlenen indirim oranında isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece takdir edilen vekalet ücreti tayininde isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Sanığın elinde bulunan bıçak ile katılanı göğüs ve omuz bölgesinden 2 ayrı darbeyle yaraladığı, Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.02.2019 tarihli raporunda katılanın sol göğüs bölgesindeki yaralanmasının toraksa nafiz olup, akciğer ve kalp yaralanmasına bağlı pnömotoraksa neden olarak yaşamını tehlike soktuğu, katılanın sağ omuz bölgesindeki yaralanmasının ise kas yaralanmasına neden olduğu ve yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek nitelikte olduğu dikkate alındığında, sanığın hedef aldığı bölgenin ve özellikle de kalbe yönelik isabet nedeniyle oluşan yaralanmanın niteliği, katılan ile sanığın eşi arasında mevcut ilişkinin öldürmeye yetecek nitelikte husumet içermesi, sanığın elindeki bıçağın sanığın kardeşleri tarafından elinden alınarak olay yerinden uzaklaştırılması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması yerine suç vasfında yanılgılı değerlendirme ve yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.06.2023 tarihli ve 2021/2005 Esas ve 2023/1523 Karar sayılı kararının suç vasfının hatalı belirlenmesi yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık hakkında aleyhe temyiz istemi bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 307/5. fıkrası uyarınca KAZANILMIŞ HAKKININ KORUNMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(b) bendi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.11.2025 tarihinde karar verildi.