Esas No
E. 2023/606
Karar No
K. 2025/566
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

Ceza Genel Kurulu         2023/606 E.  ,  2025/566 K.

"İçtihat Metni"

İtirazname No : 2020/94984 KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza

SAYISI: 157-47

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın, basit kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-e, 62... /2-4. maddeleri uyarınca doğrudan verilen 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-b, 62... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.02.2016 tarihli ve 157-47 sayılı hükümlerin, sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 19.09.2023 tarih ve 9928-6340 sayı ile; "...Somut olayda, katılan hakkında düzenlenmiş olan raporda, 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesi anlamında 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama' kapsamında bir yaralama belirtilmemiştir. Katılana yönelik gerçekleştirilen eylemlerin bütün halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturması, ayrıca dava konusu edilen kasten yaralama eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olması nedeniyle sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın tek olan eylemi nitelik yönünden ikiye bölünerek iki ayrı hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.10.2023 tarih ve 94984 sayı ile; "...Suç vasfına yönelik bir temyiz başvurusu bulunmadığı takdirde bu suçun temyiz incelemesine konu edilebilmesi mümkün değildir. Kasten yaralama suçunun kişiyi hürriyeti yoksun kılma suçunun unsuru olduğu ve mükerrer cezaya sebebiyet vereceği hususu hukuki bir değerlendirme içerir ve öncelikle kesin olan hükmün kanun yararına bozmaya konu ettirilerek, asıl mahkemesince aynı dosya üzerinden yeni bir karar verilmesini zorunlu kılar. Kesin olan bir hükmün temyiz incelemesine konu başka bir suç yönünden mükerrer cezaya sebebiyet vereceği kabul edilerek esastan incelenip bozmaya konu edilmesi usule aykırılık teşkil etmektedir. Bu sonuca ulaşılması halinde, kasten yaralama suçunun kanun yararına bozmaya konu ettirilip, birlikte yeniden değerlendirmeye konu edilmesi gerektiğinden bahisle kişiyi hürriyeti yoksun kılma suçundan bozma kararı verilmesi hukuka uygun olacaktır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.12.2023 tarih ve 4066-9792 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve basit kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında basit kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyizi kabil olup olmadığı, bu bağlamda Yerel Mahkemece basit kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerini "Katılana yönelik gerçekleştirilen eylemlerin bütün halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturması, ayrıca dava konusu edilen kasten yaralama eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olması nedeniyle sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın tek olan eylemi nitelik yönünden ikiye bölünerek iki ayrı hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi" gerekçesi ile bozan Özel Daire kararının isabetli bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 21.02.2024 tarihli ve 562-83 sayılı kararı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;

Mütemadi bir suç olan ve genel kast ile işlenebilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli TCK'nın 109. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi, üçüncü fıkrasında ise; altı bent hâlinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenmesi nitelikli hâller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun ekonomik bakımdan önemli bir kayba uğraması olarak ifade edilen netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibarıyla ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi hâlinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.

Anılan maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen cebir, tehdit veya hilenin kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçunu işlemek için veya bu suçun işlendiği sırada, en geç temadinin sona erdiği zamana kadar gerçekleştirilmesi gerekir. Suçtan önce veya suçun tamamlanmasından, diğer bir deyişle failin serbest kalmasından sonra cebir veya tehdit kullanılması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan bağımsız yaralama veya tehdit suçlarını oluşturacaktır.

Öte yandan, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 305/1. maddesine göre ceza mahkemeleri tarafından verilen hükümler temyiz kanun yoluna tâbidir. Anılan fıkrada, ceza mahkemeleri tarafından verilen hükümlerin temyiz olunabileceği belirtildikten sonra bu kuralın istisnaları maddenin ikinci fıkrasında;

1.İki milyar (İki bin) liraya kadar para cezalarına dair olan hükümlerin,

2.Yukarı sınırı on milyar (On bin) lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümlerinin,

3.Bu kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlerin, Temyiz olunamayacağı düzenlenmiştir.

İki milyar (İki bin) liraya kadar (bu miktar dâhil) para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceğine dair CMUK'un 305. maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinin Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 23.07.2009 tarihli ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra, ister hapis cezasından çevrilen, isterse doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin hükümlerin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin, 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23. maddesi ile CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; "Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamaz." şeklinde gerçekleştirilen değişiklik ve aynı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen; "Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üç bin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz." biçimindeki geçici ikinci madde göz önünde bulundurulduğunda da, 14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan üç bin TL'den fazla adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri yönünden temyiz kanun yolu açık hâle gelmiştir. 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 37. maddesinin beşinci fıkrası ile CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; yedinci fıkrası ile de 5320 sayılı Kanun'un geçici ikinci maddesinde yapılan değişiklik ile de bu miktar on beş bin TL'ye yükseltilmiştir.

CMUK'un 305. maddesinin birinci fıkrasındaki kesinlik sınırını, maddede belirtilen kesinlik sınırları içinde kalmak şartıyla başkaca hiçbir hak sınırlaması sonucunu doğurmayan para cezasına ilişkin hükümlerle sınırlı olarak yorumlamak gerekmektedir. Bu nedenle, gerek bir mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır.

Diğer taraftan temyizen incelenemeyen kesin nitelikteki bir hükümdeki açık hukuka aykırılıklar, söz konusu hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmayacaktır. Zira CMUK'un 315. maddesi uyarınca temyiz istemi üzerine, hükmü veren mahkemece hükmün temyizinin mümkün olup olmadığı, yasal süresinde açılmış temyiz davası bulunup bulunmadığı, istemde bulunanların temyize hak ve yetkileri bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, bu şartlardan birinin eksik olduğunun tespiti hâlinde öncelikle temyiz isteminin reddine karar verilecektir. Mahkemece bu hususlarda hatalı ya da eksik değerlendirme yapılması veya hiç değerlendirme yapılmaması hâlinde ise Yargıtay tarafından işin esasına geçilmeden önce bu üç husus, CMUK'un 317. maddesi uyarınca değerlendirilip temyiz şartlarının bulunup bulunmadığı belirlenecek ve temyiz şartlarının varlığının tespiti durumunda temyiz incelemesi yapılacaktır. Aksinin kabulü, hukuka aykırılık taşıyan her hükmün temyizen incelenebileceği sonucunu doğuracaktır.

Ceza Genel Kurulunun 12.03.2013 tarihli ve 1515–2 02... .12.2010 tarihli ve 230–264 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı gibi, kesin nitelikteki hükümler ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek şartıyla, suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabilecektir.

B. Hukuki Değerlendirme

Yerel Mahkemece, sanık ve inceleme dışı sanık ...’in, ilan üzerinden satışa çıkarılan aracı satın alma bahanesiyle katılanla irtibat kurdukları, ardından hileli davranışlarla katılanı tenha bir piknik alanına yönlendirdikleri, burada inceleme dışı sanığın kız kardeşi ile konuştuğu gerekçesi ile katılanı sopa ile darbettikleri kabul edilen ve bu konuda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında uyuşmazlık bulunmayan olayda;

Sanığın basit kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/2, 86/3-e, 62... /2-4. maddeleri uyarınca doğrudan üç bin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin ve bu hükmün sanık müdafi tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında, suç vasfına ilişkin veya kesinlik sınırını aşacak nitelikte bir müeyyide içermesi gerektiği yönünde aleyhe temyiz bulunmayan ve karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı içinde kalan üç bin TL'den ibaret adli para cezasına ilişkin hükmün temyiz kabiliyetinin bulunmadığının kabulü gerekmektedir.

Diğer taraftan, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu genel kast ile işlenebilen ve temadi eden bir suçtur. Bir kişinin kasten yaralama suçunun işlenmesi maksadıyla da olsa hile ile bir yere götürülmesinin ardından temadinin devam ettiği süre içinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darbedilmesi hâlinde söz konusu yaralama eylemi TCK'nın 109. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurunu oluşturacak ve aynı Kanun'un; "Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz." şeklinde düzenlenen 42. maddesi uyarınca da unsur olan basit kasten yaralama suçundan faile ayrıca ceza verilemeyecektir. Mamafih, hukuka aykırılıkların olağan kanun yoluyla giderilmesi imkânının bulunmadığı ahvalde, bu aykırılıkların CMK'nın 3 09... . maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma yoluyla giderilmesi imkânı bulunduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eyleminin kül hâlinde cebir ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı, bu anlamda sanığın tek fiil sayılan eylemi nedeniyle iki ayrı hüküm kurulmasının önlenmesi amacıyla öncelikle basit kasten yaralama suçundan kurulan kesin nitelikteki mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna gidilmesi ve bunun sonucuna göre de cebir ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2.Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19.09.2023 tarihli ve 9928-6340 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3.Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince 16.02.2016 tarih ve 157-47 sayı ile; a- Basit kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin CMUK'un 317. maddesi uyarınca hükmün temyiz edilemez olması nedeniyle REDDİNE,

b- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığın eyleminin kül hâlinde cebir ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı, bu anlamda sanığın tek fiil sayılan eylemi nedeniyle iki ayrı hüküm kurulmasının önlenmesi amacıyla öncelikle basit kasten yaralama suçundan kurulan kesin nitelikteki mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna gidilmesi ve bunun sonucuna göre de cebir ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4.Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 5320 sayılı Kanun 114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra, ister hapis cezasından çevrilen, isterse doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin hükümlerin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin, 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23. maddesi ile CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; "Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamaz." şeklinde gerçekleştirilen değişiklik ve aynı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen; "Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üç bin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz." biçimindeki geçici ikinci madde göz önünde bulundurulduğunda da, 14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan üç bin TL'den fazla adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri yönünden temyiz kanun yolu açık hâle gelmiştir. 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 5237 sayılı Kanun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5271 sayılı Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu K5237 md.4 K5271 md.308 TCK md.109 TCK md.86/2 CMK md.3 K5320 md.37 K1412 md.8/1 K114 md.23 CMK md.272
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog