Esas No
E. 2015/5987
Karar No
K. 2015/29689
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2015/5987 E.  ,  2015/29689 K.

"İçtihat Metni"Tebliğname No : KYB - 2015/61237

Tehdit suçundan sanık O.. Y..'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/l-2.cümle ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.800 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, İstanbul Anadolu 71. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2014 tarihli ve 2014/103 esas, 2014/198 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2015 gün ve 61237 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanık O.. Y..'ın müşteki/sanık Mahir Dermen'e karşı "sana gününü göstereceğim" diyerek tehditte bulunduğundan bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de: müşteki Mahir'in hazırlık aşamasında alınan 12/06/2013 tarihli ifadesinde, sanık Osman'ın kendisini şikayet etmekle tehdit ettiğini belirtmesine rağmen, "sana gününü göstereceğim" şeklinde bir tehdide maruz kaldığını beyan etmediği gibi, sanık Osman hakkında hakaret suçundan iddianame düzenlenmesine delil olan tanık A.. K..'nin hazırlık aşamasında alınan 12/06/2013 tarihli ifadesindeki, sanık Osman'ın müştekiye karşı, "sana gününü göstereceğim" diyerek tehdit ettiği şeklindeki beyanını kovuşturma aşamasında doğrulamadığı, kendisinin ne söylendiğini duymadığını belirtmesi karşısında, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

I-Olay:

Tehdit suçundan sanık O.. Y.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 71. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2014 tarihli kararı ile, adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yüze karşı verilen ve hüküm tarihi itibariyle kesin nitelikte olan bu cezanın infazı aşamasında, mahkumiyete ilişkin delillerin yetersiz olduğu gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Tehdit suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.( Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) Kanun yararına bozma istemine konu edilen husus, sanığın eyleminin sübut bulup bulmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İnceleme konusu somut olayda; kargo gönderimi sırasında meydana gelen tartışmayla ilgili olarak, sanık O.. Y.. hakkında, sanık M.. D.. ’e yönelik sair tehdit suçundan, sanık Mahir hakkında ise sanık Osman’a karşı hakaret ve tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, mahkemece tüm deliller toplanıp, tarafların gösterdiği tanıklar dinlenildikten sonra, her iki sanığın da mahkumiyetine karar verildiği, sanık Osman’ın kabul etmemesi nedeniyle bu sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığı görülmektedir.

Kargo şirketinde çalışan tanık A.. K.. soruşturma safhasındaki ifadesinde, tanık Ü.. A.. ise kovuşturma safhasındaki ifadesinde, sanık Osman’ın diğer sanık Mahir’e tartışma sırasında “sana gününü göstereceğim” dediğini beyan etmişler ve mahkemece bu beyanlar hükme esas alınarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

Bu çerçevede, mahkemece hukuka uygun olarak yapılan yargılama neticesinde tüm deliller toplanarak, tarafların gösterdiği tanıklar da dinlenildikten sonra ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda bir karar verildiğinden ve bu süreçte savunma hakkının kısıtlanması, delillerin eksik toplanması, delillerin değerlendirilmesinde açık bir takdir yanılgısı, yasal olmayan bir delilin hükme esas alınması gibi açık bir hukuka aykırılık veya adalet ve hakkaniyet düşüncesiyle bağdaşmayan bir durum söz konusu olmadığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden,

CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 22.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog