15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2013/15015 E. , 2015/29072 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 11 - 2012/52872 İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/12/2011
NUMARASI : 2010/250 (E) ve 2011/468 (K)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müştekilerin sattıkları tavuklara karşı suça konu çekleri aldıkları ve önceden yapılan alışverişe karşılık olmadığı anlaşıldığından ve mahkeme tarafından sanığın yeniden suç işlemeyeceği ve yargılama sürecinde iyi halli olduğu kanaati oluştuğundan TCK'nın 62 ve 51. maddelerinin uygulamasında çelişki olduğuna dair tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,
TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Müştekilerin Oktav Tavukçuluk adı ile toptan ve perakende piliç, satışı işi yapmaları nedeniyle temyiz dışı sanıklar N.. K.. ve H.. K.. ile aralarında ticari ilişki bulunduğu ve sattıkları tavuk karşılığı temyiz dışı sanıklardan Türkiye Finans Katılım Bankasına ait 05.07.2008 keşide tarihli, 5.000 TL bedelli, 4437104 seri nolu çeki teslim aldıkları ancak çekin vade tarihi geldiğinde tahsili için bankaya ibraz edildiğinde çekin karşılığının olmadığını anlaşıldığı, başlattıkları icra takibi işlemleri esnasında ise imzaya itirazda bulunulduğunda çek üzerindeki imzanın N.. K..'e ait olmadığının tesbit olunarak icranın durdurulmasına karar verildiği ve çek üzerindeki imzanın sanık Mahmut'a ait olduğunun belirlendiği iddia edilen olayda;
1.Sanığın suça konu sahte çeki önceden doğmuş borç nedeni ile katılana verdiğinin anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle; sanığın, unsurları oluşmayan dolandırıcılık suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2.Adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ceza tayin edilirken, "duruşmadaki saygılı tutum ve davranışları ile pişmanlığı" nazara alınarak hakkında TCK'nın 62. maddesi uygulandığı halde, suça konu çekin önceden doğmuş borca karşılık olarak verilmesi nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı da gözetilmeden "sanığın aynı zamanda dolandırıcılık suçunu da işlemiş oluşu, dosya kapsamına göre pişmanlık gösterdiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmayışı"şeklindeki gerekçelerle yeniden suç işlemekten çekineceğine ilişkin mahkememize vicdani kanaat gelmediğinden sanık hakkında TCK'nun 51 ve CMK 231 maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilmesi suretiyle çelişki yaratılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 29/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.