12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2014/18812 E. , 2015/9590 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: ... Koruma Kurulu'nun 12.07.1995 tarih, 6848 sayılı kararıyla belirlenen kentsel ve tarihi sit alanı içerisinde kalan, ....Koruma Kurulu'nun 07.03.1990 tarih, 1637 sayılı kararıyla korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu kabul edilen .. ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... caddesi, 27 ada, 30 sayılı parselde bulunan 2 bodrum+zemin+1 katlı tescilli binanın 1. katının sanık ...tarafından 15.04.2011 tarihinde lokanta işletmek amacıyla kiralandığı, sanık...'un 09.05.2011 tarihli Anıtlar Kurulu Müdürlüğü'ne hitaben yazdığı dilekçesi ile kiralamış olduğu binanın çatısında tamir ve ön cephesinde boya yapabilmesi için izin istediği, bunun üzerine yerinde inceleme yapan... Koruma Bölge Kurulu görevlilerince düzenlenen 26.07.2011 tarihli raporda, tescilli binanın çatısının izinsiz olarak kaldırılmış olduğunun tespit edildiği, ilgili Koruma Bölge Kurulu'nca da 11.10.2011 tarihinde sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, binanın sahibi olan şikayetçi ...'in 19.08.2011 tarihinde verdiği ifadesinde de, kiracısı olan sanık ...hakkında, tescilli binanın çatısını ve 1. kat duvarını yıktığı iddiasıyla şikayetçi olduğu, davaya konu yeri kiracı olarak kullanan ve izinsiz uygulamaları yapan kişi olduğu tespit edilen sanık ...hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar yapılan yargılama neticesinde, 11.10.2013 tarih ve 28792 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun gereğince, sit alanı ilanına veya koruma kararına ilişkin kararların ilgililerine tebliğ edilmesinin zorunlu hale getirildiği, olayda ise tebliğin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek, sanığın beraatine karar verilmiş ise de; tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının tebliğ zorunluluğunun, 11.10.2013 tarihinden itibaren yapılan tescil işlemleri için gerekli olduğu, bu tarihten önce yapılmış tescil işlemleri için tebliğ zorunluluğu bulunmayıp, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının veya koruma kararının tapu kaydına şerh verilmesinin, koruma kararının ilgililerince bilindiğinin kabul edilmesi konusunda yeterli olduğu, olayımızda ise davaya konu yerin tek yapı ölçeğindeki kültür varlığı olduğu, ancak koruma kararının 11.10.2013 tarihinden önce, 07.03.1990 tarihinde kabul edildiği, sanığın davaya konu binada tadilat yapabilmesi için 09.05.2011 tarihinde yazılı olarak Anıtlar Kurulu Müdürlüğü'ne başvurması karşısında, davaya konu yerin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğunun sanık tarafından bilindiğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece sanık hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla,
Üzerinde müdahale gerçekleştirilen taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında tescilli kültür varlığı olması nedeniyle taşınmazda izinsiz ya da izin kapsamı dışında yapılan her türlü inşai faaliyetin suç oluşturacağı, bu bakımdan müdahalenin binanın içinde ya da dışında gerçekleştirilmesinin önem arz etmediği, bu kapsamda tescile esas bilgi ve belgeler getirtilerek, izinsiz yapılan tadilatın yapının tescil edilmesine neden olan kriterlere uygun olup olmadığının, yapıya ait orjinal dokuya uyum sağlayıp sağlamadığının, tescilli kültür varlığında zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, olay yerinde sanat tarihçi ve inşaat mühendisi ile keşif icra edilerek, öncelikle binada yapılan izinsiz uygulamaların nelerden ibaret olduğunun ve izinsiz uygulamalarda kullanılan malzemelerdeki eskime durumu nazara alınarak yapım tarihlerinin tespit edilip sonucuna göre hakkında dava açılan sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi, izinsiz uygulamaların nelerden ibaret olduğu, kimler tarafından ve ne zaman yapıldıklarının tespitinin ardından, uygulamaların tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığının, niteliğinin ve yapıda zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün belirlenmesi durumunda sorumluluğu tespit edilen sanıkğın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması, bu nitelikte bir zararın mevcut olmadığının, ancak yapılan uygulamaların ruhsata tabi inşai ve fiziki müdahale kapsamında bulunduğunun belirlenmesi durumunda, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılması, yapılan bu uygulamanın ruhsata tabi olmayan, “basit onarım” niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise, 5498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi; ayrıca, izinsiz uygulama neticesinde tescilli yapının zarar görmediğinin anlaşılması durumunda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle büyükşehir belediyesi veya il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, hükümden sonra, 08/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince, sanığın beraatine ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 03.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.