11. Ceza Dairesi 2010/5692 E., 2010/15208 K.
11. Ceza Dairesi 2010/5692 E., 2010/15208 K.
HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE
KARARIN İLGİLİLERE TEBLİĞİ
KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT
466 S. KANUN DIŞI YAKALANAN VEYA TUTUKLANAN KİMSELERE ... [ Madde 2 ]
"İçtihat Metni"
Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 gün ve 2009/1-256 esas, 2010/57 karar ve 07.03.2000 gün ve 2000/8-44-48 ve 06.05.1991 gün ve 1991/9-137-147 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki 466 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde, "birinci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilirler." hükmünde belirtilen üç aylık dava açma süresi, davacı hakkında açılan ve beraatla sonuçlanan ceza davasının kesinleştiğinin tebliği veya bu kesinleşmenin öğrenilmesinden iti-baren başlamaktadır. Burada yasa koyucu, davacının bildiği bir kesinleşmeyi kastetmiştir. Bu durumda, maddedeki "kesinleşmiş karar" sözünü ilgilinin haberdar olduğu kesin karar anlamında yorumlamak gerekir. Zira tazminat davası açılabilmesi karann kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Somut olayda ise davacı-sanık hakkında Adana Sıkıyönetim Mahkemesinin 17.06.1986 günlü beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği ve 04.01.1988 tarihinde kesinleşme şerhinin yazıldığı, davanın ise 13.12.2006 havale tarihli dilekçe ile açıldığı, dosya arasında beraat kararının kesinleştiğinin sanığa-davacıya tebliği edildiğine ya da başka yollarla kesinleşen beraat kararından haberdar olduğuna ilişkin bilgi ve belgeye rastlanılmadığı cihetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının kesin surette belirlenebilmesi bakımından tazminat davasına dayanak oluşturan beraat kararının kesinleşme şerhini içeren suretinin sanığa-davacıya tebliğ edilip edilmediği ya da sanığın anılan kararın kesinleştiğinden başka yollarla haberdar olup olmadığı araştırılarak (örneğin resmi işlemlerde kullanılmak üzere mahkemeden karar örneği, belge istemek gibi) sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, beraat kararının kesinleşmesinden 10 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra davanın açıldığı ve sanığın kesinleşmiş beraat kararından haberdar olduğu varsayımı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, Yasaya aykırı, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 27.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.