15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2013/12943 E. , 2015/27998 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. 5237 sayılı TCK'nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir.
Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanığın, katılanın iş yerinden ayrıldıktan sonra, katılanın kimlik bilgilerini kullanarak ve imzasını taklit etmek sureti ile 10 adet toplam 4,500 TL'li senet düzenleyip arkasını ciro etmek suretiyle Bioqin Sistemleri Şirketine verdiği, senetlerin ödenmemesi üzerine bu şirketin icra takibine geçtiği, böylece sanığın resmi belgede sahtecilik ve resmi kurumları kullanarak dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda,
1.Sanık hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazların incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre,sanığın 2004-2006 yılları arasında katılana ait iş yerinde çalıştığı, iş yerinden ayrıldıktan sonra sanığın katılanın kimlik bilgilerini kullanarak ve imzasını taklit etmek sureti ile her biri 450 TL olan 10 adet toplam 4.500 TL'lik senetleri düzenleyip, borcuna karşılık Bioqin Pvc Sistemleri şirketine verdiği, senetlerin ödenmemesi nedeni ile icra takibi yapıldığında katılanın imzasının sahte olduğunun tespit edildiği, sanığın 10 adet senetten 4'ünü ödeyip bu senetleri aldığı, ancak 6 adet senet bedelini ödemediği, sözkonusu senetlerde keşide tarihlerinin bulunmaması nedeniyle eylemin,TCK’nın 207/1 maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sanığın bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Sanık hakkında nitelikli dolandırıclık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazların incelenmesinde ise;
a)Suça konu senetlerin sanık tarafından Biyoqin şirketine eskiden doğan borç nedeniyle verilip verilmediği hususunun tesbiti için ticari ilişkiye konu fatura ve diğer belgelerin getirtilerek, şirket yetkilisinin sanık ile olan ticari ilişkisinin ne olduğunun yeniden beyanı alınmak suretiyle açıklattırılarak bu durum kesin olarak saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmaya mahkumiyet hükmü tesisi,
b)Kabule göre de, sanığın, sahte senetler kaşılığında mal alması eyleminin TCK nun 157/1. maddesine uygun basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.07.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.