13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2015/15751 E. , 2015/16778 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, kendisinden haksız yere çeşitli adlar altında kesintiler yapıldığını ileri sürerek, 3.431,00 TL kesintinin haksız tahsilat tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, 3.431,00 TL nın 26.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, kullanmış olduğu konut kredisi nedeniyle davalı banka tarafından kesinti yapıldığını ileri sürerek, haksız yere kesinti yapılan 3.431,00 TL nin kesinti tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile, 3.431,00 TL.nin 26.02.2014 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Borçlar Kanunun 101/1 (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 117) maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda, davacı 26.02.2014 tarihinde davalı bankaya kaydı yapılan yazı ile yapılan kesintinin ödenmesini istemiş olup, mahkemece, bu tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilmiş ise de, anılan yazıda miktar belirtilmediğinden davalının bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilemez. Bu itibarla hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması zorunludur. Mahkemece davadan önce davalının temerrüde düşmediği gözetilerek hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.