2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2015/26885 E. , 2016/9899 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tanıma ve Tenfiz
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de ;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa 31.3.2011 tarihli 6217 sayılı Kanununun 30. maddesiyle ilave edilen Geçici 3. madde hükmü uyarınca uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde, tanıma ve tenfize ilişkin verilen kararların Yargıtay'da duruşmalı inceleneceğine ilişkin hüküm bulunmadığından duruşma isteğinin reddine , evrak üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Tebligat Yasasının 20,21 ve özellikle Tüzüğün 28. maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini, bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur (Y.H.G.K'nun 29.12.1993 tarihli 1993/18-778- 876 sayılı kararı). Olayda dava dilekçesi, gösterilen adrese davalıya tebliğ için gönderilmiş, muhatabın çarşıya gittiğinin, komşusu Hüseyin Erim tarafından beyan edilmesi üzerine evrak Tebligat Kanununun 21. maddesi gereğince mahalle muhtarına teslim edilmiş, kapısına da (2) nolu haber kağıdı yapıştırılmıştır. Bu tebligat mazbatasında muhatabın geçici olarak adreste bulunmadığını beyan eden komşusunun imzası bulunmadığı gibi, imzadan imtina ettiğine ilişkin bir açıklama da bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davalıya dava dilekçesinin tebliği usulsüzdür. Bu durum davalının savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır (TMK m. 27). Bu husus nazara alınmadan, davalıya savunma ve delillerini bildirme imkanı tanınmadan yokluğunda hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.