Esas No
E. 2015/31201
Karar No
K. 2016/685
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

18. Ceza Dairesi         2015/31201 E.  ,  2016/685 K.

"İçtihat Metni"

KARAR Hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 8.850,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20/02/2015 tarih ve 2014/441 esas, 2015/22 sayılı kararına karşı sanık tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına ilişkin, (HATAY 1. AĞIR CEZA) Mahkemesinin 23/02/2015 tarih ve 2015/281 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/05/2015 gün ve 177541 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın 20/02/2015 tarihli dilekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemediğini beyan ettiği gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, sanığın savunmasının alındığı 06/05/2014 tarihli oturumda, "Hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul ederim." şeklinde beyanda bulunduğu nazara alındığında, itirazın reddi yerine, kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. I-Olay:

Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2015 tarihli kararı ile, 8.850,00 adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın 20\02\2015 tarihli dilekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemediğini beyan ettiği gerekçesiyle yaptığı itirazın kabulüne karar verildiği; ancak sanığın savunmasının alındığı 06\05\2014 tarihli oturumda, “Hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul ederim.” şeklinde beyanda bulunduğu nazara alınmadan itirazın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Oturum esnasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul eden sanığın, hüküm verildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemediğine ilişkin itiraz sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılıp kaldırılmayacağının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “ Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmü yer almaktadır.

Hakaret suçu mağdurun olmadığı veya mağdurun doğrudan vakıf olamayacağı bir şekilde işlendiğinde gıyapta hakaret suçu oluşmaktadır. Ancak gıyapta hakaret suçunun cezalandırılması için, failin mağdur dışında toplu veya dağınık en az üç kişiyle ihtilat ederek bu suçu işlemesi gerekmektedir. Suçun faili ihtilatı bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir. İhtilat kişilerle birebir görüşerek gerçekleşebileceği gibi, üç veya daha fazla kişiye mektup göndermek, telefon etmek, SMS veya e-mail göndermek suretiyle de gerçekleştirilebilir. Ancak ihtilat unsurunun gerçekleşmesi için, failin sözleri en az üç kişinin duyabileceği bir ortamda ve şekilde söylemesi yeterli olmayıp, muhatapların bizzat anlamaları ve vakıf olmaları lazımdır.

İnceleme konusu somut olayda; sanık ...’ın, müştekinin gıyabında, yanında tanıklar S. Y. ve M. H.’nun bulunduğu ortamda, mağdurla ilgili olarak, “Nereye gidiyor bu şerefsiz, hem bizi çağrıyor hem de aşımızı yapmıyor.” şeklinde sözler sarfettiği ve ihtilat unsurunun oluştuğu gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiştir. İddia olunan bu sözler üçüncü bir kişi tarafından duyulmamış, yalnızca tanıklar S. Y. ve M. H. tarafından duyulmuştur. Bu nedenle “fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi” unsuru da somut olayda gerçekleşmemiştir.

İtiraz merciince ilk derece mahkemesinin kararına yönelik incelemede, yalnızca sanığın hükümden ve ilk itiraz dilekçesinden sonra verdiği hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemediğine ilişkin dilekçesi doğrultusunda inceleme yapılarak, “sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediği” şeklindeki hatalı gerekçeyle itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. İtiraz merciinin hükmün esasına girerek, ihtilat unsurunun oluşmadığı gözetilmek suretiyle bir karar vermesi gerekirken yanlış gerekçeyle itirazın kabulüne karar vermesi yerinde değildir. IV- Sonuç ve Karar:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1.Hakaret suçundan sanık ... hakkında, (HATAY 1. AĞIR CEZA) Mahkemesinin 23/02/2015 tarih ve 2015/281 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2.Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 18.01.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog