11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2016/693 E. , 2016/2126 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine imzanın taklit edilmesinde kastın varlığı ileri sürülemeyeceği, rızanın kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanmasının zorunlu olduğu, rızanın açık olabileceği gibi zımni de olabileceği, özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasının atılmasında sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı cihetle, dosya kapsamından sanıkların ...'nın bilgisi ve rızası dahilinde onun adına vekaletname düzenledikleri anlaşılan olayda sahtecilik kastının varlığından söz edilemeyeceğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma sonrası Adli Tıp Kurumundan alınan rapor da göz önünde bulundurulduğunda, suç tarihinde sanık ...'nin noter vekili olarak görev yapan diğer sanık ... ile anlaşarak, ...'nın bilgisi ve rızası dahilinde onun adına vekaletname düzenlediklerinin anlaşılması karşısında, sanıkların sübut bulan görevi kötüye kullanma ve buna iştirak şuçlarından eylemlerine uyan 765 sayılı TCK'nun 240. (5237 sayılı TCK'nun 257/1.) maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yapılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri hükmü uyarınca; sanıklara yüklenen ve değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 04/12/2002 olan suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış,
Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 09/03/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.