14. Ceza Dairesi
14. Ceza Dairesi 2016/4930 E. , 2016/6794 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, fuhuş (sanık ...); beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanık ...); beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı (sanıklar Seracettin ile Ramazan)
İlk derece mahkemesince verilen hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi ve sanık ... müdafiince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 28.09.2016 Çarşamba saat 13:30'a duruşma günü verilerek sanık ... müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti. Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık ... adına gelen Av. ... huzura alınarak duruşmaya başlandı. Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık ... hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu. Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti. Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 12.10.2016 Çarşamba günü saat 13:30'a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi. Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Adli Tıp Genel Kurulunun 19.03.2015 günlü raporunda, onbeş yaşını tamamlamış olan mağdurede mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, ancak yakın çevresinde yaşayan ve kendisini tanıyanlarca anlaşılabileceğinin belirtilmesi, 18.04.2012 günlü celsede ifadesinin alınması sırasında yapılan gözlemde, sorulara mantıklı cevaplar verdiğinin ve zeka geriliğinin olduğuna dair herhangi bir emareye rastlanılmadığının tespit edilmesi, sanıklar ... ile...'ın mağdureyi dava konusu olaylar öncesinde görmeyip tanışıklıklarının olmadığının anlaşılması, mağdurenin sanık ...'e zeka geriliği nedeniyle ilkokuldan beri eğitim aldığını söylemediğini, ...'in de kendisini normal bir insan olarak gördüğünü anlatması, sanık ...'in mağdurenin bu beyanlarını doğrulayarak mevcut zeka geriliğini bilmediğini savunması ve sanıkların eylemlerini cebir, tehdit veya hile yoluyla işlediklerine dair delil bulunmaması karşısında,
Sanık ...'ın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 104. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan hüküm kurulması yerine çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine ve onbeş yaşını tamamlayan mağdureyi rızaen alıkoyması eyleminde atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı gözetilerek beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Sanıklar .... ile ...'in basit cinsel istismar boyutunda kalan eylemlerinin mağdurenin yaşı itibariyle suç teşkil etmediğinin anlaşılması karşısında beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Sanık ...'in mağdureyle altı ay birlikte kalmasına rağmen mağduredeki akıl zayıflığını bilmediğini savunması, mağdurenin de bu doğrultuda beyanda bulunması karşısında, bu hususlar da hatırlatılmak suretiyle Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınıp sanığın mağduredeki akıl zayıflığını anlayıp anlayamayacağı hususunda görüş alınması, sanığın zeka geriliğini anlayabilecek durumda olduğu bildirildiği takdirde TCK'nın 103/1-a. maddesi kapsamında kalan mağdurenin fuhuş yapması için aracılık yaptığı dosya kapsamından anlaşıldığından, eyleminin hem çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu, hem de fuhuş suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca bu suçların en ağırı olan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı TCK'nın 103/2. maddesi gereğince hüküm kurulması gerektiği, aksi takdirde onbeş yaşından büyük olan mağdureyi fuhuş maksatlı sanık ...'a temin edip cinsel ilişkiye girmesini sağlayan sanığın eylemlerinin fuhuş ile TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarını oluşturduğu ve soruşturma evresinde sanık hakkında şikayette bulunulmadığı dikkate alınarak reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan görülen kamu davasıyla ilgili düşme kararı verilip, fuhuş suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, ayrıca onbeş yaşından büyük mağdurenin rızaen alıkonulması eylemi de suç teşkil etmediğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Mağdurenin sanık ...'le tanışmadan önce iki kez istismara uğraması nedeniyle Adli Tıp Kurumuna rapor almak için gittiğini, bu olaylardan ruh sağlığının bozulduğunu ve davasının devam ettiğini beyan etmesi karşısında, anılan dosyaların araştırılıp temin edildiğinde incelenerek bu dosyalarda alınan ruh sağlığına ilişkin raporların karşılaştırılması, gerekirse tekrar Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Adli Tıp Genel Kurulunun raporuna aykırı olarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları ile sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 04.10.2016 tarihinde verilen işbu karar 12.10.2016 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Nazmi Bayramoğlu hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.