4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2014/2522 E. , 2014/23240 K.
"İçtihat Metni"
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.06.2010 gün ve 2009/1102 esas, 2010/492 karar sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 14.03.2013 gün ve 2012/17962 esas, 2013/7302 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanıklar ... ve ... müdafilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/01/2014 gün ve 2013/351803 sayılı yazısı ile; " Daire'nin onama kararının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Sanık, mahkeme tarafından yapılan yargılamada inşaatı kendi ailesinin ihtiyacı olarak iki katlı evin ikinci katı olarak yaptırdığını ve evde kızının oturduğunu beyan etmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan ve hükme esas alınan delillere göre sanığa ait 210 metrekarelik daireye ilişkin tutanak düzenlendiği halde sanığın inşaatının devam etmesinin sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak sanık hakkında üst hadde yakın 4 yıl hapis cezası verilmiştir. Binanın 1.katı ruhsata tabidir dava konusu ruhsatlı olan 1 . katın üst katına 1 kat daha çıkılmasıdır. Mahkeme teşdit sebebi olarak tutanak tutulduğu halde inşaata devam edilmesini göstermiştir. Sanık hakkında tayin edilen ceza fazladır. Sanığa verilebilecek cezanın üst haddi 5 yıl olduğu halde sanık hakkında teşdit uygulanırken TCK'nın 61. ve 3. maddelerindeki kıstaslara uyulmadığı düşünülmektedir.
İki sınır arasında ceza tayini, hakimin takdir ve değerlendirme yetkisinin içerisinde ise de, bu yetkinin kullanılmasında, adalet ve hakkaniyet kurallarına bağlı kalınması, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun özellikleri, zararın ve tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, fiilden sonraki durumu gibi unsurların göz önünde bulundurulması, cezanın adil ölçüler içinde tayini ve dosya içeriğine uygun olması gerekir. Olayımızda, kızının ihtiyacı olarak yaptığı ruhsatlı evin üzerine yapılan tek bir dairedir. Suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın miktarı, sanığın kusuru, amaç ve saiki ile fiilin diğer özellikleri, suç işleme kastının yoğunluğu' göz önüne alınarak en üst sınıra yakın 4 yıl hapis ceza tayin edilmiştir. Cezanın asgari haddin üzerinde makul bir düzeyde arttırılması için yeterli olmasına karşın, en üst sınıra yakın belirlenmesi açısından dosya içeriğine uygun ve adil değildir.
Mahkeme teşdit uygulamasında sanığın kastını değerlendirirken objektif kriterler ve toplumsal gerçeklik içinde haraket etmelidir. Zira şahsi ihtiyaca yönelik tek bir daire hakkında ceza verirken üst hadde yakın ceza verildiğinde; ticari veya özel amaçlı çok katlı rezidans suç konusu olduğunda belirlenen ceza miktarı neye göre belirlenecektir. Bu şekilde inşaat yapmaktan dolayı sanıklar hakkında idari para cezasına da hükmedilmektedir. İdare bir takım mülahazalar ile yapıları yıkmamakta, mahkemeleri de idari olarak yerine getirmedikleri bu görevleri için aracı olarak kullanmaktadırlar. Bu nedenlerle suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında seçenek yaptırımlara çevrilemeyecek biçimde ceza belirlenmesi ve alt hadden fazla uzaklaşılması yerinde değildir. Sonuç ve istem : Yukarıda açıklanan nedenlerle
1.İtirazımızın KABULÜNE,
2.Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/03/2013 gün ve 2012/17962 Esas, 2013/7302 Karar sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA,
3.... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01/06/2010 tarih, 2009/1102 Esas, 2010/492 Karar sayılı hükmünün yukarıda açıklanan gerekçeye göre BOZULMASINA,
4.Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, Karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 14/03/2013 tarihli kararına ilişkin olup, karar itiraza konu edilen orantısız ceza uygulaması nedeniyle yeniden ele alınmıştır. III- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 14.03.2013 gün ve 2012/17962 esas, 2013/7302 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
...Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.06.2010 gün ve 2009/1102 esas, 2010/492 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü, ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir. Yine bireylerin hukuka olan güvenlerinin pekişmesi ve cezanın caydırıcılık etkisinin doğru biçimde gösterilebilmesi için de ceza hukukunun temel ilkelerinden olan orantılılık ilkesine uymak gerekir. Anayasanın 141,
TCK'nın 3/1 ve CMK'nın 34, 230, 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak, orantılı ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın ruhsatlı olan zemin ve 1. kattan ibaret evinin üzerine, ruhsatsız olarak 2. kat inşaatını yapması şeklinde gerçekleşen eyleminde, 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesinde açıklanan "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki "orantılılık" ilkesi değerlendirilmeden, “ tutanak tarihinden sonra da inşaata devam etmeleri” şeklindeki gerekçeyle, temel özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt sınırının, ölçüsüz ve orantısız biçimde aşılmak suretiyle 4 yıl olarak belirlenmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, bozma üzerine sanık hakkındaki ilamın kesinleşmemiş sayılması gerektiğinden, infaza başlanılmış ise infazın durdurulmasına, bu suçdan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, itiraza konu edilmeyen sanık ...'un hukuki durumu aynı olduğundan, bozmanın CMUK'nın 325. maddesi uyarınca bu sanığa da sirayetine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.