2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2016/8289 E. , 2016/12783 K.HAPISLE VE ADLI PARA CEZASI VERILDIĞINDE PARA CEZASININ BELIRLENMESINDE HATALI, TAKDIRLININ KYB KONUSU OLAMAYACAĞI.
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 165
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 52
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 43
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 165
"İçtihat Metni"Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan sanık N.Y.'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 165/1, 43/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair DENİZLİ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2012 tarihli ve 2010/158 esas, 2012/945 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 25/04/2016 gün ve 2082/2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2016 gün ve 2016/194954 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 165/1. maddesinde "altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası" yaptırımlarının birlikte öngörüldüğü, yasada hapisle birlikte öngörülen adli para cezasının gün sayısının alt sınırının gösterilmediği hallerde aynı Kanunun 52/1. maddesi gereğince alt sınırın beş gün olduğu, somut olayda hapis cezasının yasa maddesinde gösterilen alt sınırdan belirlendiği halde, aynı gerekçeyle adli para cezasının, gün sayısının 5 gün yerine, 60 gün olarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 165/1 ve 52/1. maddelerine aykırı davranılması sonucu fazla adli para cezasına hükmedilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün 2008/5-19, 2008/31 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Yargılaması Yasası’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, örneğin; temel ceza miktarının saptanmasında kullanılan ölçütlerin hatalı takdir edilmesi, Yargıtay’ın sadece olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alabileceği hukuka aykırılıklardandır. Olağan yasa yolunda bozma nedeni oluşturan her hukuka aykırılığın, kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilmesi mümkün olmadığı dikkate alınarak, sanık N. Y. hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükmolunan hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası farklı bir gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş ise de, hükümde, alt sınırdan uygulama yapıldığına ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemesi karşısında, mahkemece belirlenen adli para cezasının, uygulama maddesindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerekeceğinden, (DENİZLİ) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.12.2012 gün ve 2010/158, 2012/945 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.