3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2015/16169 E. , 2016/19107 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık ...'ın hakkında verilen beraat kararını temyiz etmekte hukuki yararının bulunmadığı, katılan sanık ...'in her ne kadar 30/04/2013 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde katılan sıfatını da belirtmiş ise de, 26/11/2012 havale tarihli süre tutum dilekçesinde sanık sıfatıyla temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin kendisi hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1.Sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat hükmü ile sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
a)Sanık ... hakkında verilen beraat hükmü yönünden,
Katılanın beyanlarına, tanık ...'ın sanık ...'nın olay yerine sonradan geldiğini, tanık ...'ın olay yerine gelenlerin kavgayı ayırmaya geldiklerini düşünmesine rağmen ...'in babasına saldırdığını, tanık polis memuru ...'un, sanık ...'in, katılan ...'a vururken bir kişinin daha ...'a vurduğunu bildirmelerine göre, sanık ...'in de sanık ... ile birlikte iştirak iradesi ile katılana vurduğu kabul edilmeksizin, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
b)Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmü yönünden,
Sanığın katılanı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından tanzim olunan 01.08.2012 tarihli rapora göre, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda hafif (1.) derecede kemik kırığı olacak şekilde yaraladığı, bu nedenle sanığın 5237 sayılı TCK'nin 86/1 ve 87/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekeceği, aynı zamanda bu yaralanma sonucunda katılanın kalp krizi (myokard infarktüsü) geçirmesi nedeniyle hayati tehlikeye maruz kaldığı, yaralanması ile hayati tehlike geçirmesi arasında illiyet bağının da bulunduğunun belirlendiği olayda, TCK'nin 86/2. maddesi uygulanmasını gerektiren bir yaralanma olmadığından, tebliğnamenin bir numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.Adli rapor içeriğine göre katılanı hayati tehlike geçirecek ve hafif (1.) derece kemik kırığına neden olacak şekilde birden fazla nitelikli hal ihlali yaparak yaralayan sanık hakkında, TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği halde temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
2.Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas - 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3.Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/(1) maddesinde; "kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan yararına sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 09/11/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ
Sanık ...'in olay yerine yaralama olayı gerçekleştikten sonra geldiği, mağduru yaraladığına ilişkin tanık beyanı bulunmadığı, mağdur ve tanık ...'in beyanlarında sanıklardan...'ın mağdurun yüzüne vurduğunun beyan edildiği bu durumun doktor raporuyla da doğrulandığı anlaşıldığından sanık ... hakkında mahkemenin beraat kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğundan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.