Esas No
E. 2012/15444
Karar No
K. 2014/7126
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

15. Ceza Dairesi         2012/15444 E.  ,  2014/7126 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,

TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.

Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.

Somut olayda; sanık ...’ın katılan ...’in oğlu olduğu, katılanın T.C. ... Bankası Bafra Şubesinde parası olduğunu bildiği için evden annesine ait nüfus cüzdanı ve hesap cüzdanını alarak diğer sanık ...’un yanına giderek annesinin yerine bankaya gidip para çekebilecek bir bayan bulmasını istediği, sanık ...’in sanık ...’ı çağırıp ona durumu anlattığı, onunda kabul etmesi üzerine sanık ...’ın Kadriye den fotoğraf istediği ve aldığı vesikalık fotoğrafı annesine ait nüfus cüzdanında bulunan fotoğrafı jiletle kesip çıkardıktan sonra annesinin kimliğinin üzerine yapıştırdığı, kimliğin üzerini tekrar PVC kaplattığı, sonra hep birlikte .... Bankası ... Şubesine giderek sanık ...’in banko görevlisi tanık ...’nun yanına gittiği, cüzdanı ve kimliği uzatarak annesine ait parayı çekeceğini söylediği, annesi olarak sanık ...’yi gösterdiği, tanık ... tarafından hesaptaki 4.500 TL paranın çekilmesi ve hesabın kapatılması ile ilgili işlemlerin yapıldığı ve tediye fişinin düzenlendiği, fişin önce banko önünde bekleyen sanık ... tarafından imzalandığı, sonra hesap sahibi olarak sanık ...’nin bankonun yanına gelerek tediye fişini imzaladığı, parayı sanık ...’in aldığı, işlemler gerçekleştirilirken banka içinde onları biraz uzaktan takip eden sanık ...’a parayı verdiği ve birlikte bankadan çıktıkları, paranın 500 TL sini ...’e verdiği, ...’in de yaptığı yardımlar karşılığında Kadriye’ye 50 TL para verdiği anlaşılmakla sanık ... ve sanık ...’nin hesaptaki parayı çekmek suretiyle banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediklerine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

1.Sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafi ve sanık ...’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezasının tayininde takdir olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız yararın iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde edilen yararın iki katının esas alınması sonucunda fazla ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanık ... müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan gün adli para cezasına ilişkin kısımların tamamen çıkartılarak yerine "sanıkların, 4.500,00 TL olan haksız menfaat miktarı karşılığı 450 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,

TCK'nın 62/1. Maddesi gereğince cezasında 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 375 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL'den hesap edilerek neticeten sanıkların 7.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına” denilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2.Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,

Sanıkların katılan ...’e ait olan fotoğraf kısmı değiştirilmiş nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilmiş ise de, suça konu nüfus cüzdanının ele geçmemiş olması ve tahrifatın sadece fotoğraf değişikliği suretiyle işlendiğinin anlaşılması karşısında, bu değişikliğin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılamaması karşısında, resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmadığı, mahkemenin kabulüne esas olan resmi belgeyi bozmak, yok etmek ve gizlemek suçunu tanımlayan TCK’nın 205/1. maddesinde tanımlanan suçtan dolayı iddianame ile açılan dava bulunmadığı, açılmayan bir davadan karar verilemeyeceği hususunun gözetilememesi, bankaya ait tediye fişinin ... adına hazırlanıp sanıklar ... ve ... tarafından imzalanması eyleminin ise aynı yasanın 207 maddesinde tanımlanan özel belgede sahtecilik suçunun oluşturacağı, bu suçtan sanıkların mahkum edilmesi gerekirken sanıkların yazılı şekilde mahkum edilmeleri ve sanık ...’ın özel belgede sahtecilik eylemine ne şekilde katıldığı denetime izin verecek şekilde açıklattırılmadan sanık ... hakkında hüküm kurulması,

Kabule göre,

Sanıklar ... ve ... hakkında hapis cezası ertelenmesi nedeniyle,

TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca 53/1-c maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, sadece kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden uygulanmayacağının gözetilmemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.04.2010 tarihli ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında belirtildiği gibi;

TCK’nın 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesi, denetim süresi, ertelemenin yasal sonucu olduğundan, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Bu kapsamda sanıklar hakkında TCK'nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümleri uygulanırken denetim süresinin eksik belirlenmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile sanık ... müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.