12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2014/12655 E. , 2014/20697 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Taksirle öldürme suçundan sanık ...’nün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/2, 62/1 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19/04/2011 tarihli ve 2009/220-2011/134 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" başlıklı 50. maddesinin 4. fıkrasındaki "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir." şeklindeki yasal düzenleme karşısında, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi hususunda değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı'nın 24/04/2014 gün ve 2013-8390/28461 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/05/2014 gün ve 2014/174778 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınabilecek ise de, kanun yararına bozma istemine konu edilemezler, nitekim; 14.11.1977 gün ve 3/2 sayılı İBK’da da, erteleme istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir kararı kapsayan, ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteklerin reddine ya da kabulüne ilişkin olan ve temyiz edilmeden kesinleşmiş bulunan hükümlere karşı, kanuna aykırılıkta bulunulduğundan bahisle, yazılı emir kanun yoluna başvurulamayacağının açıkça belirtildiği;
Suç tarihinde, saat 10:00 sıralarında, gündüz vakti, yerleşim yeri sınırlarında, 2 yönlü yolda sanığın, sevk ve idaresindeki kamyon ile ilerlerken, sola meyilli keskin viraja hızlı girmesi sebebiyle yol üzerinde aracının devrilmesi şeklinde meydana gelen olayda; bir kişinin öldüğü, şikayetçi olan bir kişinin ise nitelikli şekilde yaralandığı, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları dikkate alındığında, sanığın olayda tam kusurlu olduğu, yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında sonuç olarak TCK'nın 85/2, 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiş olmasına karşın,
TCK'nın 50. maddesinin 4. fıkrasındaki, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa, adli para cezasına çevrilebileceğine ilişkin düzenleme uyarınca, gerek hüküm, gerekse gerekçe kısmında bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmekle birlikte, bu müessese konusunda karar verme yetkisinin münhasıran hükmü veren mahkemeye ait bulunması nedeniyle, Yargıtay’ca karar verilemeyeceği, taktire ilişkin bu hususun kanun yararına bozma istemine de konu edilmeyeceği anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, Adalet Bakanlığının, Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19/04/2011 tarihli ve 2009/220-2011/134 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE; dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.