15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2012/7555 E. , 2014/626 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek sözde yurtdışına işçi olarak götüreceklerine katılanları inandırıp masraf adı altında her bir katılandan 500 dolar para alarak haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
1.Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık ...'e, yokluğunda verilen karar yargılama aşamasında yapılan sorgusu sırasında belirttiği adresine tebliğe çıkarıldığı, adresinden taşındığı tespit edilerek kararın tebliğ edilemediğinden, 20.06.2011 tarihinde mahkemesine iade edilmesi üzerine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu 35.maddesi hükmüne göre usulüne uygun şekilde kararın 11.07.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bu nedenlerle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmeyerek sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 27.07.2011 tarihli temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2.Sanık ...'ün, hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yaptığı temyiz talebinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanların aşamalardaki beyanlarına, PTT havale makbuzlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların Libya ülkesine işçi olarak katılanları götürme bahanesiyle masraf adı altında her birinden 500 dolar para alması şeklinde gerçekleştirdikleri sabit olan eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Tüm dosya kapsamıyla sanıkların önce müşteki ... ile görüşüp onu ikna ettikten sonra diğer müştekilerin de sanıklara inanması karşısında öncelikle bütün müştekilerin yeniden dinlenilerek sanıkların kendileriyle ayrı ayrı mı görüşüp ikna ettikleri yoksa hep birlikte bulundukları sırada mı konuştukları ya da birden fazla kişinin bir araya gelip sanıklarla görüşüp görüşmediklerinin denetime izin verecek şekilde belirlenerek aynı anda toplu görüşülüp aldatılmaları halinde eylemin teselsül halinde tek suç oluşturacağı, ikili üçlü görüşmelerle bir araya gelen müştekiler var ise onlar yönünden teselsül halinde tek suç oluşacağı, her biri ile ayrı ayrı görüşmeleri halinde ayrı ayrı suçların oluşacağı değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken yetersiz müşteki anlatımlarına dayanılarak yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.