15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2012/14147 E. , 2014/640 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık ... ile katılan ...’ın baba adlarının aynı olmasından kaynaklanan bir karışıklık nedeniyle katılan ... adına kayıtlı taşınmazın üzerine sanık ... hakkında yapılan icra takibi nedeniyle haciz konulduğu, bu durumu öğrenen sanığın Bodrum'a giderek taşınmazın tapu kaydını çıkardığı ve akabinde emlak komisyoncusu olan tanık ... ile evi görmeye gittiği, evde katılanın olmaması nedeniyle eşine telefon numaralarını bırakarak Bodrum'dan ayrıldığı, bu şekilde şikayetçi ...'a ait olan taşınmaza ait tapu senedini 08.01.2008 tarihinde alarak dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın, hakkında yapılan icra takibi sırasında kendisine ait olduğu iddiasıyla üzerine haciz konulan suça konu taşınmazı merak etmesi üzerine tapu kaydını kontrol ederek taşınmazı görmek istemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmesi, tapu kaydını alabilmek için herhangi bir hileli hareketinin bulunmaması, kimlik bilgilerini tanık Yasemin’e vererek katılanın eşine telefon numaralarını bırakması, taşınmazın gerçek sahibini kendisi olarak gösterip mal edinmek veya 3. kişilere devretmek istediğine ilişkin dosyada herhangi bir delilin bulunmaması hususları gözetilerek, sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ile katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.