(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2014/12650 E. , 2014/13722 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, Dairemizin 10/09/2013 gün ve 2013/9512-12084 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmesi üzerine bu defa davalılar tarafından yasal süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1.Mahkemenin kararında ve Yargıtay ilamında yazılı sebeplere göre, davalı şirketin HUMK.nun 440.maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme istemi yerinde değildir.
2.Davalı ... vekilinin müvekkilinin kira sözleşmesindeki, kefalete ilişkin hükümlerin geçersiz olduğundan bahisle, müvekkilinin sorumlu tutulmayacağına ilişkin karar düzeltme isteğine gelince;
Davacı 15.07.2012 Tarihli 5 yıl süreli aylık 20.000,00 TL bedelli kira sözleşmesine istinaden davalı kiracı şirket ve sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalayan davalı ... hakkında 18.10.2012 tarihinde başlattığı icra takibi ile ödenmeyen 2012 Yılı Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim ayları kira bedeli, sözleşmenin 3, maddesi gereğince muaccel hale gelen 2013 Yılı Haziran ayına kadar olan kira bedelleri talep edilmiştir.
Kira sözleşmesinde kiraya veren davacı, kiracı ise davalı şirkettir. Davalı ... ise sözleşmeyi kefil ibaresi altında imzalamış olup, sözleşmenin özel şartlar 11. maddesinde '' müşterek ve müteselsil kefil” olduğu belirtilmiştir.
Ne var ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinde '' Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz '' düzenlemesi bulunmakta olup, kefaletin geçerli olması için, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngörmüştür. Davaya konu kira sözleşmesinde ise, düzenlemeye uygun bir kefaletin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. O halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davanın davalı kefil ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı bu defa ki incelemede anlaşıldığından kararın davalı ... yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.