Esas No
E. 2012/13076
Karar No
K. 2014/5731
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

15. Ceza Dairesi         2012/13076 E.  ,  2014/5731 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

A-Sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına dair katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;

Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen, sanığın eşi katılanın kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,

B-Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarına dair sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

TCK'nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir.

Kamu görevlisi, TCK md. 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir.

Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı…. Başsavcısına,… kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında başsavcının, kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK'nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza, failin belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.

Sanık ...'ın çevresine kendisini savcı olarak tanıtıp, kendi adına sahte olarak düzenlediği Cumhuriyet savcısı kimlik kartını muhtelif resmi kurumlar girişinde ibraz ederek, temyiz incelemesine konu olmayan katılan sanık ...'a Cumhuriyet savcısı olduğunu söyleyip suça konu kimliği gösterdiği, muhtelif kurumlarda tanıdıkları olduğunu, arsasında ticaret merkezi yapılması için yardımcı olacağını söylediği, bu iş nedeniyle masraflar bahanesiyle toplam 60.000 TL aldığı, evinin kirası olan 7.500 TL'nin katılan sanık tarafından ödendiği, yine katılan sanığa ait 20.000 TL tutarında aracın kendisine satışını sağlayarak, bunun 7.000 TL'sini verdiği, geriye kalan miktarı ise ödemediği, ayrıca katılan sanık ...'in bulundurma ruhsatı sona eren tabancasını ruhsatı yenileyeceği bahanesiyle alıp, izinsiz olarak taşıdığı, resmi belgede sahtecilik ve katılan sanık ...'i ilgili kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, şikayet konusu işlerini gördüreceği vaadiyle aldatarak menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve 6136 sayılı kanuna aykırı olarak izinsiz silah taşıdığının iddia edildiği somut olayda;

1.Resmi belgede sahtecilik ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçları bakımından yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

2.Dolandırıcılık suçu bakımından yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerin tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği somut olayda, sanığın isim belirtmeksizin, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini Cumhuriyet savcısı olarak tanıtıp, muhtelif kurumlarda tanıdıkları olduğunu beyan edip katılan sanıktan haksız çıkar sağladığının iddia ve kabul olunması karşısında eylemin 158. maddenin ikinci fıkrasındaki suçu oluşturmadığı, ancak; sanığın sahte Hakim-Savcı kimliğini kullanarak itimat telkin etmek suretiyle katılandan haksız çıkar sağlaması eyleminin,

TCK'nın 158/1-d.maddesindeki kamu kurumunu araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog