22. Hukuk Dairesi
22. Hukuk Dairesi 2017/3341 E. , 2017/3468 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin açtığı işe iade davasını kazandığını ve bu kararın onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin süresinde işe başlama talebinde bulunduğunu ancak bir aylık sürede işe başlatılmadığını, müvekkilinin altı aylık işe başlatmama tazminatına, boşta geçen dört aylık ücrete, bakiye kıdem ve ihbar tazminatına, Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan 1 Mayıs ve 1 Ekim tarihlerinde ödenmesi gereken ikramiyeye, aylık ödenmesi gereken prime, izin yardımına, birleştirilmiş sosyal yardıma uygulanacak toplu iş sözleşmesinde öngörülen %5 ücret zammına göre hesaplanacak brüt ücrete göre hakkı bulunduğunu belirterek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili idarenin davacının işe iadesine ilişkin ... 1. İş Mahkemesinin kararı neticesinde davacıya Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklı tüm alacaklarının ödendiğini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut olayda, Mahkeme kararının gerekçesinde ihbar tazminatı yönünden reddine karar verilmiş olduğunun belirtildiği, ancak hüküm fıkrasında ihbar tazminatının hüküm altına alındığı anlaşılmakla, bu duruma göre gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki sebebiyle mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.