13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2016/24554 E. , 2016/21643 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Davacı ... ile davalı ... A.Ş. arasında görülen, Tüketici Hakem Kurulu kararına itirazla ilgili ... ı 3. Tüketici Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen, 2016/55 esas 2016/91 sayılı kararı hakkında HMK.nın 363.maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiş olmakla, dosya içindeki tüm delil ve belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan farklı zamanlarda kullanmış olduğu krediler nedeniyle yapılan haksız kesintilerin iadesi için ... Tüketici Hakem Heyetine başvurduğunu, Hakem Heyetince talebin reddedildiğini, 11.01.2016 tarih ve 00672015000392116 sayılı kararın iptali ile şimdilik 1 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemce, davacı tüketicinin davalının kullandırdığı kredide haksız ve hukuksuz olarak kesilen masrafların tümünün iadesine yönelik bulunduğunu, Hakem Heyetince tüketicinin şikayete konu iddialarını somut belge ve delillerle ispat edemediği gerekçesi ile talebin reddine karar verildiğini, Tüketici Kanunun 68.maddesi kapsamında Tüketici Hakem Heyetleri için 3.300 TL'nin altındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetine başvurulmasının zorunlu olduğunu belirterek davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın kesin olması nedeniyle davacı 12.04.2016 tarihinde Adalet Bakanlığı'na başvurmuş, Adelet Bakanlığı 24.06.2016 tarihli görüşünde kesintilerin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermiş, Başsavcılık hükmün HMK.'nun 297/2.maddesine aykırı olduğundan bahisle (HUMK.nun 427/6) HMK.nın 363.maddesi uyarınca kanun yararına bozulması yönünde görüş bildirmiştir. Dosya incelenmesinde; taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmelerinde, kesintilerin ne oranda ve miktarda yapıldığının belirtildiği, birer nüshalarınında davacı tarafa teslim edildiğinin yazılı bulunduğu belirlenmiştir. Bu durumda davacı davaya konu sözleşmelerden ne kadar kesinti yapıldığını, sözleşmelerin masraf bölümlerini inceleyerek, basit bir hesaplama yöntemi ile belirlemesi mümkün olup, kesintilerin tümünü hesaplayıp, bulunacak toplam miktar üzerinden davasını açması gerekirken, bu yola gitmeyip, davasını sadece 1 TL üzerinden açma yolunu tercih etmiştir. Somut olaya belirsiz alacak davası koşullarından olan, "Talep sonucu miktarının belirlenmesinin imkansız veya davacıdan beklenemeyecek olması," şartları yukarıda açıklanan nedenler karşısında mevcut değildir. 14.7.2004 günlü ve 5219 sayılı yasa ile HUMK.nun 427/2 maddesindeki temyiz ile ilgili parasal sınır 1.000.000.000 TL, 5236 sayılı yasanın 19. maddesi uyarınca 1.1.2016 tarihinden itibaren 2.190,00 TL.ye çıkarılmıştır. Anılan yasada derdest davalar yönünden ne şekilde uygulanacağı yönünde açık bir uygulama hükmü bulunmamakta ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.2.2005 gün ve esas 2005/13-32, karar 2005/85 sayılı kararı uyarınca yerel mahkemelerce kurulan hükümlerin temyizinin ve temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay daireleri ya da Hukuk Genel Kurulunca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi durumunda temyiz ya da karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmünün esas alınacağı belirtilmiştir. Davacı tarafından temyiz edilen bölüm karar tarihi itibariyle 2.190,00 TL.yi geçmediğinden HUMK.nun 5219 sayılı yasa ile değiştirilen 427.maddesinin 2.fıkrası gereğince davacının temyiz hakkı bulunmamaktadır. O nedenle miktar itibariyle kesin olan karara ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkemenin, davacının temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin davada talep edilen miktar 1 TL olduğu bu miktar ise temyiz edilebilirlik miktarın altında bulunduğundan, kanun yoluna başvurma talebinin miktar yönünden yerinde olmadığına karar vermek gerekmiştir.