11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/17097 E. , 2014/6141 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 19/04/2013 tarih ve 2011/433-2013/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket temsilcisi ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin ortağı olduğunu, ortak olduğu tarihten itibaren 5 yıl geçmesine rağmen kendisine herhangi bir kar payı ödenmediğini, şirket yönetimi ile ilgili kendisine bilgi verilmediği gibi şirket hesaplarını incelemesinin de sağlanmadığını ileri sürerek, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin faaliyetini sürdürmediğinin tespit edildiği,
TTK'nın 191. maddesinde "Bir ortağın şahsi alacaklısı, borçlunun şahsi mallarından ve kanunun 145 inci maddesi gereğince şirketteki kar payından alacağını alamazsa, tasfiye sonunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay önce ihbar etmek ve hesap yılı sonu için hüküm ifade etmek şartiyle, şirketin feshini istemeye salahiyetlidir." denildiği,
TTK'nın 170, 173/2 ve 191 maddeleri uyarınca fesih koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin feshine karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket temsilcisi ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava, limited şirketin feshi istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, ortağı olduğu davalı şirketin kendisine kar payı ödemediği, şirket yönetimi hakkında bilgi vermediği ve şirket hesaplarını incelemesini sağlamadığı ileri sürülerek şirketin feshi istenilmiş olup mahkemece, davalı şirketin faaliyetini sürdürmediği ve 6762 sayılı TTK'nın 170, 173/2 ve 191. maddeleri uyarınca fesih koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, gerek 1086 sayılı HUMK'nın 75. maddesi, gerekse 6100 sayılı HMK'nın 25. maddesi uyarınca hakim, kanunda öngörülen istisnalar dışında, taraflardan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı gibi onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. O halde, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davacı tarafından ileri sürülmeyen yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. .../... -2-
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.